SEVİLAY YÜKSELİR SEVİLAY YÜKSELİR

Yavuz Selim adını ben mi istedim?

Koyun can derdinde kasap et derdinde diye bir laf vardır hani. Benim de dün yaşadıklarım aynen bu lafın tezahürü gibiydi. 45 gündür canımın derdine düşmüşüm. Yaşadıklarım gerçekten sıkıntı vericiydi. Neyse...
Her şeyi arkama alıp güç bela işime dönmüşüm ve yazılarıma başlamışım. Ama o da ne! Başlar başlamaz kucağımda nur topu gibi bir "Yavuz" vakası. Sanki o köprünün adının öyle olmasını ben istemişim. Sanki Başbakan Erdoğan'la ya da Cumhurbaşkanı Gül'le oturup istişareler yapmışım. Köprünün ismi açıklanır açıklanmaz bombardıman başladı. Hem e- posta adresime, hem sosyal medya üzerinden, hem de elefonumdan.
Diyor ki mesela dost saydığım bi tanesi: "Alevi katliamının sembol ismi Yavuz'un adını İstanbul'un incisi diyerek gözümüze soktunuz. Yazıklar olsun size!" Cevap versen bir türlü, vermesen bin türlü. Önce ses etmedim ama yazımı yazmak üzere bilgisayarın başına geçtiğimde benzer yorumlar sürünce dayanamayıp patladım. Üstelik çok uzaklarda yaşayan, yıllardır ne yapıp ettiğini bilmediğim bir baba dostuna...
Neyse... Madem girdik mevzuya fikrimi beyan edeyim de ahali rahatlasın. Açıkçası benim de hoşuma gitmedi köprünün ismi. Keşke isim o olmasaydı; ayrışmış olan bizleri biraz daha ayrıştırmanın ötesine geçmedi. Köprünün ismi Fatih'in en başarılı, en cabbar torunu olan Kanuni olabilirdi mesela. Oğludur ama bana göre Kanuni babası Yavuz'dan daha büyük tarihi bir isimdir. Kaldı ki maksat tarihten bir isim ise bu kesinlikle Mimar Sinan olmalıydı. O zor şartlarda inanılmaz eserlere imza atmış Sinan'ın adı yakışırdı bu esere.
Aleviler ateş püskürüyor iki gündür. Bana püskürmeleri ayrı konu ama haklı oldukları çok nokta var. Yavuz'un kutsal emanetleri bu topraklara getirmesi takdire şayandır ama onun bu topraklarda ayrışmanın fitilini ilk ateşleyen isim olduğu da bir gerçektir!
Şah İsmail'le yaşadığı iktidar savaşının hesabını kendi halkına kesmiş olduğunu tarih sayfaları söylüyor. Sırf Alevi kökenli oldukları için insanlara gözünü kırpmadan kılıcını nasıl ulu orta salladığı arşivlerde duruyor. Onunla ilgili okuduğum en son kitap "Şah ve Sultan" idi. Alevilerin o kitaba da itirazı var ama bence Şah ve Sultan tarihin iki liderinin de ne kadar acımasız olduğunu gösteren güzel bir kayıt. İşin garip tarafı o kitabın yazarı muhafazakâr kesimin en itibarlı isimlerinden İskender Pala'dır. Sormadım kendisine ama eminim Pala bile Yavuz isminin Boğaz'ın incisi bir şahesere konulmasından rahatsız olmuştur. Olmamak mümkün değil çünkü Yavuz atalarının yönettiği zamanda bir arada yaşayan insanların birbirine düşmesine sebep olmuş ilk sembol ismidir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
Bugünkü Diğer Yazıları
BİZE ULAŞIN