ENGİN ARDIÇ ENGİN ARDIÇ

Dandik habere dandik yorum

Roma'daki "aşk çeşmesi" para basıyormuş...
Kuzey yarımkürede yaz olduğu zaman güney yarımkürede kış yaşandığını keşfeden Türk basını şimdi bu büyük gerçeği de ortaya çıkarmış bulunuyor.
Fakat çok şükür Türk basınında artık "şubat ayında Sydney'de denize giriyorlar, hayret" gibi yazılar yayınlanmıyor.
Büyük bir mesafe katettiler, "bu yıl hac mevsimi Kurban Bayramı'na denk geldi" de demiyorlar artık.
Azeri başbakanına "ne kadar güzel Türkçe konuşuyorsunuz, nerede öğrendiniz" diye soran da kalmadı.
Pek pek, "aaa, İngilizler eskiden de Türkiye'ye Turkey derlermiş" yazanlar maaş alıyorlar bu piyasadan. (Bir de "Kılıçdaroğlu iktidara gelecek" yazanlar tabii.) İşin kötüsü, uzaylılar da gidip gidip hep Amerikalı kaçırıyorlar, Türk kaçırsalar Cem Yılmaz filmi olacak.
Bir de Bulgar kâhin Vanga var ama o bayat. Bakın örneğin, Türk jetleri Kandil Dağı'nı bombalamışlar! Taptaze bir konu...
Gazeteci Abüzittin'in de dayısının oğlunun kayınçosunun baldızı vefat etmiş...
Abüzittin'in acı günü... Abüzittin "yıkılmış"...
Sıcakta haberler bunlar, idare ediniz.
İşte, "aşk çeşmesi" namıyla maruf Trevi Çeşmesi de durduğu yerde para basıyormuş (herhalde kalkıp da "biraz da Piazza Navona'da takılayım" diyemez.) Fakat umulmadık yerde karşınıza çıkar efendim, daracık bir sokaktan giderken kendinizi birdenbire karşısında bulur, onu geniş bir bulvarın ucunda, görkemli bir meydanın ortasında hayal ettiyseniz şaşarsınız.
Bu çeşmeye para atılır. Turist dediğin oraya buraya para atmayı sever, hovardası kumarhane masasına, züğürdü de işe böyle çeşmelere meşmelere. Viyana'da bir Griechenbeisl lokantası vardır, girişinde ünlü "sarhoş Augustin"in heykelciği bulunur (öyküsünü başka bir zaman anlatırım), gelen geçen para atar, Augustin kendine şarap alsın diye herhalde...
Böyle bir gelenek oluşmuştur, dilek çeşmesi...
Burada dilek de aşk tabii, yanınızdaki kişiye çaktırmadan "daha güzeli, ya da daha yakışıklısı, ya da daha paralısı" için para atacaksınız...
Fakat öyle maymunlara fıstık atar gibi değil. Kuralı vardır: Çeşmeye arkanızı dönüp parayı başınızın üstünden geriye doğru savuracaksınız.
Kuralı kimin koyduğunu bulan da basın ödülü alacaktır.
Ettiniz bir enayilik, bari çok harcamayın, bir, iki ya da beş "sentlik" bakır paradan fazlasını atmayın.
Bendenizin de kendi enayilik oranımda para atmışlığım vardır efendim bu çeşmeye, ben tabii "liret" atmıştım o zamanlar, ne kadardı unuttum.
Peki faydasını gördüm mü? Hayır. Dünyanın en güzel kadınıyla beraber olduğum için daha iyisini istemeye gerek yoktu, paramı sokağa -pardon, çeşmeye- atmış oldum.
Trevi'ye para atanın yolu da günün birinde muhakkak tekrar Roma'ya düşermiş, 1993 yılından beri ayak basmadım, basmayı da düşünmüyorum. Çeşmenin içinde her dakika Anita Ekberg yok ki gidelim de sarılalım, o film icabıydı (üstelik Anita şimdi seksen bir yaşında.) Bu çeşmede son altı ayda 420 bin avro toplanmış.
Az satışlı gazetenin çulsuz muhabiri, kendi dünyasının kapsamında "çeşme zengin etti" diyor... Bu para, "İtalya'nın içinde bulunduğu kriz ortamına çare" olacakmış...
Bir şey diyecektim ama hadi neme lazım... Sonra yargıç şu aşırı sıcağı "hafifletici neden" kabul etmeyebilir, Trevi çeşmesinin yağmurundan kaçarken İnfaz Savcılığı'nın dolusuna tutuluruz.