HAŞMET BABAOĞLU HAŞMET BABAOĞLU

Zabıtalar, güvenlikçiler... Siz de biraz sakin!

Heyecanla yaşıyoruz ama hızla da unutuyoruz...
O halde...
4 Ocak 2010'da Tunus'un Sidi Buzid şehrinde parlayan ve ardından Arap Baharı'nı başlatan ateşi hatırlatayım.
Muhammed Buazizi üniversite mezunu bir işsizdi. Ailesinin geçimini seyyar satıcılık yaparak sağlıyor ve mahallesindeki yoksullara yardım ettiği için çok seviliyordu.
Ama zabıtalar ve polisler Buazizi'yi canından bezdirmişlerdi.
Sonunda canına tak etti Buazizi'nin...
Gitti valilik binasının önünde "ekmeğimi nasıl kazanmamı bekliyorsunuz?" diye bağırdı ve üzerine benzin döküp tekbir getirerek kendini ateşe verdi.
Sonrasının çığ gibi geldiğini bilmeyen yok.
***
Bunları anlatırken vurgulamam gerekir: Bin Ali ve lanetli rejimi elbette umurumda değil.
Ama bugün Arap Baharı üzerine çalışan pek çok uzman Buazizi'nin başına gelenlerin yabancı istihbarat örgütlerinin aylar süren çalışmalarının bir sonucu olduğunu iddia ediyor.
Toplumsal hoşnutsuzluğu arttırma teknikleri deniyor bunlara.
Zaten dosyalar on, on beş yıl sonra açıldığında Arap Baharı'nı şöyle veya böyle savunanların mahcup olacağını söyleyen çok.
Şimdi bunları yazarken...
İster istemez dönemin Fransa Dışişleri Bakanı Alliot-Marie'nin Tunus Devlet Başkanı Bin Ali'yi arayıp dedikleri aklıma geliyor: "Amerikalılar inisiyatifi ele aldılar. Gelişmelerden bizi de çok zamandır haberdar etmediklerini şimdi anlıyoruz, size ülkeyi terk etmekten başka yol kalmadı, tavsiyemiz budur!"
***
Esas anlatmak istediğimi anlamışsınızdır...
Yaklaşık beş aydır garip bir rüzgâr esiyor memlekette...
Zabıtalar azıcık kafa tutmaya kalkışan seyyar satıcılara vahşice saldırıyor. Güvenlikçiler sokak çalgıcısı, şu bu, kimi yakalarlarsa raporluk ediyor. Simitçi çocuklar sanki işkence odalarına sokulup bir de videoya çekiliyor.
Bu nokta geçiştirilemez...
Çünkü "çalışılmış" bir şeyler şüphesi uyandırıyor olup bitenler.
Sanki hepsi de özellikle sosyal medyada yankı bulsun diye "sahneye" konuyor!
Bir gün bir seyyar satıcı, öteki gün zavallı bir simitçi çocuk, diğer gün bir metro çalgıcısı...
N'oluyoruz yahu?
Belediye yöneticileri, zabıta müdürleri, güvenlikçiler...
Dikkatli olun!
En haklı olduğunuzu düşündüğünüz anda bile sakin olun!
Daha önemlisi şu ki...
Birilerinin uğursuz emellerine alet olmayın!