MEHMET BARLAS MEHMET BARLAS

Olayı anlamak yerine “çok endişeliyim” demek çözüm mü?

Değişimin hayatımıza yansıttığı yeni durumları anlamak kolay değil... Acaba kişiler mi, "iç dinamikler" dediğimiz toplumsal birikimler mi, yoksa dış konjonktür ve genel olarak çevre mi, değişimi tetikliyor?

Nedensellik
Ve düne kadar içe dönük ve dış dünyaya düşman olan Çin, nasıl oluyor da dünyaya açılıp, global rekabet ortamına ağırlık koyuyor? Çin Komünist Partisi eski kadroları ile yine var ve Çinliler de eski Çinliler. Ya da günün dünyasındaki temel çelişki, Trump ile Putin'in kişilikleri arasındaki farklardan mı kaynaklanıyor? Veya Kuzey Kore ile ABD'nin 67 yıl sonra yeniden sıcak bir anlaşmazlıkta karşı karşıya gelmelerine bakarsanız "Dünyada değişen çok şey yok" diyebilir misiniz?

Müthiş değişim
Bizi düşünün... Kentlileşmeyi, ihracat ve turizmdeki artışları hatırlayın. Boğaz'ın altından geçmeyi veya u��ak yolculuğunun otobüsün yerine geçmesini ya da Körfez Köprüsü'nü düşünebilir miydik? Bu müthiş değişim Turgut Özal veya Tayyip Erdoğan olmasa gerçekleşmez miydi? Yoksa toplumdaki birikim sonunda bürokratik oligarşi duvarını mı yıktı? Jakoben laisizmden demokratik sekülerliğe, olayın çapının büyüklüğünü hissetmeden nasıl geçebildik?

Bozuk gramofonlar
Türkiye aynı Türkiye, biz Türkler aynı Türkleriz. Bizi ne değiştirdi ki, böyle dünyaya açıldık? Mantar gibi türeyen gökdelenler, dünyadaki örneklerinden farksız alışveriş merkezleri ve patlayan turizm, türbanlıların sayısıyla birlikte artmadı mı? Kısacası kendi halkını da, ülkesinin gerçeklerini de, dünyayı da tanımadan, sürekli aynı plağı döndürüp "Çok endişeliyim" diyen bozuk gramofonlar, insan aklına saygısızlık ediyorlar.

Sabır sorunsalı
Eğer olaylara ve değişime at gözlüğü ile bakmıyorsanız ve anlamaya çalışmadan tepki koymuyorsanız, işiniz kolay değildir.
"Bu ülkede yaşamak zor" ya da "Laiklik elden gidiyor" diye çalan takılmış plaklara karşı, çok güçlü bir sabrınızın bulunması gerekir. Bereket bizim kültürümüzde "Sabır" vazgeçilmez bir öğedir.

Sivaslı Eyüp
Sivas'ın bir köyünde Eyüp isimli bir kişi varmış. Bu Eyüp, köydeki evini büyütmek için kerpiç yapımına girişmiş. Yaptığı kerpiçleri kurumaları için tarlasına sermiş ve güneş beklemeye başlamış. Ancak güneş yerine bardaktan boşanırcasına yağan yağmur gelmiş.
Eyüp'ün bütün kerpiçleri eriyip, yağmur suları ile akmış, gitmiş. Eyüp yılmamış. Ertesi hafta yine kerpiçleri hazırlayıp, tarlasına sermiş.
Ancak kısa süre sonra yine yağmur başlamış ve o yeni yapım kerpiçler de eriyip, toprağa karışmış.

Bir hatırlatma
Eyüp bu yağmur sağanağı ertesinde yine kollarını sıvayıp, yeni kerpiçler yapmış. Ama onları da bir yeni yağmur eritip bitirmiş. Bunun üzerine Eyüp tarlada diz çöküp, ellerini göklere açmış, "Allah'ım ben Sivaslı Eyüp kulunum. Sen galiba beni Hazreti Eyüp'le karıştırıyorsun" demiş.