NUR ÇİNTAY NUR ÇİNTAY

2.5 verip 10 almak mümkün!

Kurban Bayramı’nı Zafer Bayramı’yla birleştirip 2.5 gün de izin alırsanız 10 gün tatil yapma imkânınız oluyor. Bu da yazın en şefkatli döneminde Ege’de deniz tatilinden, doyurucu bir uzak diyar serüvenine, her programı kaldırır

Doğru mevsimde 10 gün, her derde deva. Dinlendirir, eğlendirir, zor şehir hayatına tahammül için şarj eder. İmkânınız varsa ve iki bayramı birleştirip bu mükemmel sayıya ulaşabiliyor, 10 günlük tatil çıkartabiliyorsanız, tek kelime şikâyete hakkınız yok. İster fazla yol yapmadan Ege hoşluğu, ister tam da yol yaparak dünyanın öteki ucuna macera tecrübesi... Elbette ki her tatil kısadır prensip olarak! Ama bir noktada da tatmin olmak gerek ve 10 gün, her yeri ve her şeyi kaldırır.
Ege'nin de Akdeniz'in de en şefkatli olduğu dönem; şanslıyız. Son yaz fırsatı büyük ihtimalle bu; son deniz sefası... Skyscanner'ın verilerine göre ailelerin en çok arama yaptığı yurtiçi hedefi Antalya olmuş. En çok rezervasyon alan da oymuş. En tercih edilen yurtdışı destinasyon ise New York görünüyor. En çok uçak bileti rezervasyonu yapılan yer orası. İkinci sırada Amsterdam var. Sonra Belgrad ve Bangkok var ki niye dediğinizde, cevap net: Vize derdi yok. Enuygun.com'un analizine göre de yurtiçinde İzmir, Antalya, Dalaman, Trabzon ve Gaziantep'e uçak bakılıyor.
Yurtdışı aramaları arasında da en yukarıdakiler, ilginç biçimde Kiev, Odessa, Budapeşte, Amsterdam, Lviv... Hep arzulananlar, hiç bıkılmayanlar derseniz: Roma, Floransa, Venedik, Napoli, Milano, hatta Bologna'sıyla (Hayatımın en iyi havaalanı yemeğine geçen ay orada denk geldim) İtalya... Barselona, Madrid, Valencia, Bilbao'suyla İspanya...
Viyana, Prag, Budapeşte'yle tarih ve sanatın zirvesi Orta Avrupa... Kalplerde yeri hep ayrı olan Paris, hatta belki paket olarak Benelüks... Shengen'le kim uğraşacak şimdi diyenler (Çok da haksız sayılmazlar; bayram üstü ve genel tavır olarak vize alma süresi de uzamış görünüyor maalesef) için Saraybosna, Üsküp, Ohrid, Belgrad'lı Balkan turları... Börek ve köftenin ötesine geçmek isteyenler için belki Beyrut, belki Fas...
Ama dedik ya başta, 10 gün her yeri, her yönü kaldırır. Tayland da olur, Miami de... Uzakdoğu da gezilir, ABD'de birkaç yer de... Arjantin'de empanadas da yenir, Mumbai'de naan da... Mesele vakit değil nakit (Öyle daha güzel oluyor kafiyeli ama kastettiğim kredi kartı tabii)! 10 gün hiçbir yerde problem çıkarmaz, sadece bütçeler konuşur!



PERU'YA KAÇ YAŞINDA GİTMELİ?
Y kuşağı için ideal rotalar hazırlanmış; Machu Picchu, Himalayalar, Kyoto... Buralar gençken görmemiz icap eden yerlermiş; öyle yazılı yollanan bültende. Avustralya'daki Büyük Set Resifi, Güney Afrika'daki Gansbaai keza. İzlanda'daki Blue Lagoon, Mısır'daki Giza Piramitleri, Kamboçya'da Angkor Wat, Hindistan'da Tac Mahal... Aman Tanzanya'da Büyük Göç de eksik kalmasın. Böyle 10 'muhteşem destinasyon' listelenmiş, henüz gençken görmemiz gereken. Teoride mükemmel. Peki ama bunun bir de pratiği yok mu? Hayat genellikle şöyle ilerlemiyor mu: Gençken paran olmuyor, sonra vakit bulunmuyor, yaşlanınca da halin kalmıyor! Para, zaman, enerji... Bu üçünün de bir arada bulunduğu... Sayılı gün! Çabuk geçiyor!

MODA 'ÜCRA'LAR BUNLAR!
Seyahat trendleriyle beraber popüler 'uzak'lar, yeni 'ücra'lar da değişiyor. Nereler derseniz... Avustralya-Macquarie Adası misal. 'In the middle of nowhere' dediklerinden; hiçliğin ortasındasınız yani. Avustralya'yla Antarktika'nın ortasındasınız ve etrafınız denizle kaplı! Buraya sadece Avustralya ya da Yeni Zelanda'dan kalkan gemilerle ulaşılıyor. Burada insan da yok. Ama UNESCO korumasındaki yaban penguenleri ve foklarla ahbaplık edilebilir. 'Aaa insansız yapamam' der ama yine ücranın da ayağa düşmemişini isterseniz Ekvador- Floreana olabilir. Nüfusu 100 kişiymiş buranın (Bu bilgi internete girdikten sonra doğuran olmadıysa!). E tatil beldesinde daha fazla insan da sıkar tabii!

YARA GİBİ İZ BIRAKAN DUVAR!
Koordinatlar mı değişti, sınırlar yeniden mi çizildi, dünya tersine mi döndü, ne oldu? Kutluğ Ataman ABD-Meksika Sınırı için tuz taşından bir duvar tasarladı. Üç farklı ekranda gösterilen eserde bu tuz taşından duvar zamanla eriyor, eridikçe de sınırda bir yara gibi iz bırakıyor. İşte Wall adlı bu eserini, sınır kontrol duvarlarının anlamını değiştirmeyi amaçlayan 'undoingwalls' isimli projede sergiliyor Ataman. Kanada'nın Alberta şehrindeki The Illıngworth Kerr Gallery'de ve de projenin online platformu olan undoingwalls. net adresinde. 16 Eylül'e kadar Kanada'ya gidemezsiniz belki ama internetten göz atabilirsiniz.