ATİLLA DORSAY

İKSV 40. yılını kutluyor

Festivaller üst üste geliyor. Sinema, tiyatro, klasik müzik derken caz başladı.
Geçen akşam Esma Sultan Yalısı denen büyüleyici mekanda, arkasından Boğaz'da yumuşacık kayan, ışıklarla donanmış çatanalar geçen Jamaica müzikçilerini izlerken, gerek bu mekanda, gerekse CRR'den Açıkhava'ya, Arkeoloji bahçesinden Topkapı Sarayı'na, Lütfi Kırdar'dan Haliç Kongre Merkezi'ne onca değişik mekanı ustaca kullanan bu festivallerin, 40 yıldır, en klasik deyimiyle kültür hayatımıza, ama aynı biçimde toplumsal ve bireysel gelişim ve mutluluğumuza kattıklarını düşündüm. O kurum olmasaydı ne çok şey eksik kalırdı!...
Ayrıca bu yıl sanki yeni bir misyon edindiler: Haliç ve çevresini tanıtmak... Böylece Camialtı Tersanesi'nden eski Hasköy İplik Fabrikası'na, hiç bilmediğimiz mekanlarda enfes gösteriler izledik. Ve İstanbul'u daha iyi tanıdık.
Sonuncu mekan özel bir geceye tanıklık etti. İKSV, kendi çalışanlarına minnetini kanıtladı. Ve 40 kadar emekçisine plaketler verdi. Aralarında kıdemli şoför Azmi'den yorulmaz davetiye takipçisi Zeliha'ya, enerji küpü Ömür'den sinema dünyasının dostu Nuray'a sayısız güzel insan vardı. Ben de sevgili Hülya Uçansu'ya bir plaket vermek zevkine eriştim. Kimi emek vermişleri, örneğin uzun süre sinemada 'program direktörlüğü' yapan Vecdi Sayar'ı niçin unuttuklarını sorunca da, makul açıklaması geldi: Sadece kurumda kadrolu olarak (ve en az 10 yıl çalışmış) kişilere plaket verilmişti.
Bu yılki cazı, kaçınılmaz tatilim nedeniyle izleyemeyeceğim. Uzaktan ağzımın suları akarak... İKSV'nin o gece ödül alan (ve almayan) tüm emek verenlerini kutluyor ve tüm cazseverlere de harika bir festival diliyorum.