YÜKSEL AYTUĞ YÜKSEL AYTUĞ

Adaleti doğrayanlar

Kanal D'nin 'Meryem' adlı dizisinin baş karakteri 'Savcı Oktay Şahin'i ibretle ve çoğu zaman tiksinerek izledim. Evlenmek üzere olduğu kızı, bir başka kadınla aldatıyordu. Bir gece, zavallı kız arkadaşıyla yemek dönüşünde alkollü olarak kullandığı aracın hakimiyetini kaybetti. Otomobil sadece varillere çarptı sanıyorlardı. Savcı araçtan indi, az ileride can çekişmekte olan genç bir kadın gördü. Onu hastaneye yetiştirmek yerine olduğu yerde bıraktı. Kız arkadaşına da "Yok bir şey, sadece bidonlara çarpmışız" dedi. Hamile olan yaralı kız, zamanında hastaneye yetiştirilemediği için öldü. Savcı, araya hatırlı tanıdıklarını sokup olayı örtbas etmek için davanın takibini üstlendi. Savcının aldattığı kız arkadaşı, evlenmeye hazırlandığı adamın kariyeri zarar görmesin diye "Otomobili ben kullanıyordum" diyerek suçu üzerine aldı. Savcı, bütün bu yaptıkları yetmiyormuş gibi, bir de ölen kızı o gece yolda aracından indiren milletvekili kızının ailesine şantaj yapmaya kalktı. Bütün bu olan bitenler sırasında neredeyse her sahnede Adalet Bakanlığı'nın logosu, flamaları kadrajın içindeydi.
Bundan sonrasını, görevini layıkıyla yapan, hak ve hukuktan ayrılmayan dürüst, şerefli Cumhuriyet savcılarımızı tenzih ederek yazacağım. Eskiden olsa, böyle bir dizi büyük infial yaratır, tüm adalet çalışanları ayağa kalkar, büyük protestolar yaşanırdı. Ama olmadı. ('Karadayı' dizisindeki 'Savcı Turgut' karakteri için kopan kıyameti hatırlayın) Her türlü kumpas ve hıyanetin içinde yer alan Zekeriya Öz gibi 'sözde' savcılar yüzünden, bu kez vatandaş olan biteni 'olağan' sayıp tepki vermedi.
Şimdi anlıyor musunuz, FETÖ'nün adalet mekanizmasına ve halkın güven duygusuna verdiği zararın boyutunu?