YÜKSEL AYTUĞ YÜKSEL AYTUĞ

Bir iyi, 20 kötü haberim var!

Vallahi birbirimize 'Ne haber?' diye soramaz olduk. Çünkü 'iyi haber' kalmadı... Sizi bilmem ama benim için haber bültenlerini izlemek büyük bir cefaya dönüştü.
Salı akşamı üşenmeyip Show Ana Haber'de bize sunulan haberleri listeledim. İlk üç haber siyasetle ilgiliydi. Gergin bültenin peşrev faslı gibiydiler. Yine salı konuşmaları, yine atışmalar, sataşmalar, suçlamalarla yüklüydüler. Sonraki haberler sırasıyla şöyleydi: Uzman çavuşa pusu... FETÖ tutuklamaları... Las Vegas baskınının ayrıntıları... Tokat'ta dört çocuk annesi kadının öldürülmesi... Rize'deki heyelan... İstanbul'da gişelere dalan halk otobüsü, 12 yaralı... Diyarbakır'da okul bahçesinde bulunup imha edilen bomba... Fransa'da üç Türk çocuğun ölümüyle sonuçlanan yangın... Gaziantep'te çocuğunun gözleri önünde karısını bıçaklayan cani koca... İnternette sevgili bulmak için ilan verip soyulan adam... Artvin'deki trafik kazasında ölen iki can arkadaş... Muş'ta kuyuya düşen çocuk... İstanbul'da sahte beyaz eşya servisine televizyonlarını kaptıran çift... Kastamonu'da sığınma evinde yaşarken öldürülen kadın...
Bülten böyle sürüp gitti. İçlerinde beni ferahlatan, yüzümü aydınlatan bir tek haber vardı. Adam, evinin kredi borcunu ödeyebilmek için gece gündüz çifte işte çalışıyormuş. Trafik kazasında hayatını kaybetmiş. İş arkadaşları, aralarında para toplayıp kredi borcunu kapatmışlar...
20 kötü, bir iyi haber... Bu ortalama ile hayat sürer mi?