KEREM ALKİN KEREM ALKİN

İçeride batıcılar, dışarıda Makyavelciler

Yazılarımda bir kaç kez vurgulamıştım, ekonominin yarısı psikolojidir. Reel sektörün, piyasanın, pazarın psikolojisini güçlü tutmak, psikolojiyi dalgalandıran gelişmeleri hızla fark etmek ve hemen bertaraf edecek tedbirleri almak; piyasa psikolojisini bozmaya yönelik her türlü ekonomi- politik oyuna, saldırıya, hainliğe yönelik olasılıkları tespit edip, hücum taktiklerini geliştirmek günümüzün küresel rekabet ortamında ciddi bir öncelik. Ekonomipolitik oyun, saldırı ve hainliklerde aktif rol oynayanlara karşı değil sadece, etki altında kalan, yönlendirilen pasif aktörlerin, 'körleştirilmiş' taraftarların gözünü açmaya yönelik de kapsamlı bir strateji oluşturulması hepimizin görevi. Osmanlı'dan günümüze Atlantik hayranı 'Batıcılar'ın sebep olduğu sendrom, Avrupalı işadamlarını bile rahatsız eder bir hal almış durumda. Yakın zamanda, dünya ölçeğinde marka olmayı başarmış bir Avrupa şirketinin CEO'sunun bize anlattıkları insanı çıldırtmıyor değil.
Bir araya geldiği bir grup işadamı öyle bir Türkiye tablosu çiziyorlar ki, Avrupalı CEO 'o zaman hemen yatırımlarımızı Türkiye'den çekiyoruz' noktasına geliyor. O anda ne yaptıklarının farkına varan ve çark eden Türk işadamları, bu defa büyümeden tüketim potansiyeline, mali disiplinden yatırım fırsatlarına bambaşka bir Türkiye çiziyorlar. Avrupalı CEO da diyor ki 'ikinci çizdiğiniz Türkiye'ye gözüm kapalı yatırım yaparım; ilk çizdiğinizden kaçarım. Anlattığınız Türkiye'den hangisi doğru?' Dışarıda, Atlantik'in her iki yakasında da, Türkiye'nin milli irade ve egemenliğe dayalı yeni 'oyun kurucu' güçlü profilinden nefret eden Makyavelciler var. Myanmar'daki vahşet umurunda olmayan, Ortadoğu ve Avrasya'daki 100 yıllık oyunu en kanlı metotlarla ısrarla sürdürmekten bir an bile tereddüdü olmayan, ahlaka aykırı her türlü metodu hoş gören bir siyasi anlayış. Avrasya'da mezhep ve etnik kimlikler üzerinden yürütülen bu kanlı oyuna karşı uyanık olunması çağrısında bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Türkiye'ye karşı bu derece vahşi bir saldırıyı algılamak nasıl zor olabilir ki?
Avrupalı CEO bana aynen şunu dedi: 'Kimi işadamlarınızın kendilerini bana sevdirmek veya beğendirmek adına, başlangıçta Türkiye'yi o derece kötülemeleri tuhafıma gitti. Neden kiminizin batılılara kendini sevdirmek gibi bir zafiyeti var? Ben Türkiye'ye onlardan daha fazla güveniyor ve farklı bir gelecek okuyorum.' Bizim, 2023 hedefleri için, birilerine kendimizi sevdirmeye değil, somut proje ve stratejilere ihtiyacımız var. Biz hedeflere ulaştıkça, dünya zaten bize kendini sevdirmeye çalışacak.