TİMUR SIRT TİMUR SIRT

Müşteri değil verisi velinimetimizdir

Dijital ekonomide en değerli şey müşteri verisi. İnternet ve sosyal medya devleri ücretsiz sunduğu hizmetler karşılığında elde ettiği kişisel verileri her an paraya dönüştürülebilir tahvil gibi kullanıyor. En çok kişisel veri ise mobil cihazlardan toplanıyor

İnternet ortamında müşteri verileri altın kadar değerli. Müşteri alışkanlıklarını öğrenmek, doğru zamanda ihtiyaç duyulan teklifi sunmak için her kurumun veri stratejisi konusunda hazırlıklı ve dikkatli olması şart. 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun ve ilgili mevzuatın getirdiği sonuçlar hem bireylerin internet kullanımı alışkanlıklarını hem de kurumları doğrudan etkiliyor.
Kurallar belli aslında. Müşterilerin onayını (rızasını) alırken ifadeler ucu açık değil, belli konuya ilişkin olmalı. Ayrıca onay alırken bilgilendirme yapılması ve onayın özgür iradeyle alınması yasal zorunluluk olarak belirlenmiş durumda.

VERİYE KARŞILIK SERVİS
Müşterinin verisini izinli toplama konusunda Avrupa Birliği'nden daha sert bir kanuna sahip olsak da toplumda kişisel verileri koruma konusu hakkında bilinç seviyesi oldukça düşük. Müşteri verisinin ne kadar değerli olduğunu fark eden kurumların Kişisel Verileri Koruma Kanunu konusundaki yükümlülükleri de bilmesi gerekiyor. Bu konuda önlem almayan kurumların 2018'de dijital ortamda Avrupa Birliği ile alışveriş yapması olanaksız hale gelecek.
Ücretsiz kullandığımız her uygulamaya ve her internet sitesine verilerimizi bırakıyoruz. Kişisel verilerimizi en çok Facebook, Google, Instagram, YouTube gibi ücretsiz olduğunu düşündüğümüz uygulamalar topluyor. Yine haber okumak için kullandığınız internet sitelerinde, daha önce aradığınız bir ayakkabı veya fotoğraf makinesi ilanını görünce şaşırmayın. Telefon numaramızı alarak sosyal medyadaki hesabımızı gerçek kişiyle buluşturan Facebook, veri zengini. Topladığı verileri reklama dönüştüren internet girişimi eğer Türkiye'deyse vergisini ödüyor. Eğer girişim Türkiye'de değilse, vergisini ödeme konusunda hiçbir yaptırım yok. Google, kişisel verileri reklama ve hedefe yönelik pazarlamaya dönüştürme konusunda en deneyimli şirket. Kullandığımız Android işletim sistemine sahip cihazların önemli bölümü büyük veri toplama havuzu. Ücretsiz depolanan fotoğraf uygulamaları yakın arkadaşlarımızı, bulunduğumuz konumu, kime benzediğimizi ortaya koyuyor. Böylece eskiden gizli bir şekilde toplanan verileri şimdi kendi elimizle teslim ediyoruz.



KURUM DENETLEYECEK
Yakında kurulacak Kişisel Verileri Koruma Kurumu verilerin toplanması ve saklanması konusundaki regülasyonlardan sorumlu olacak. Her kurum, kişisel verilerin korunması kanunu ihlal ettiği durumlarda milyonlarca liralık cezalarla karşı karşıya kaldığı gibi iş yapamaz hale de gelecek. Kişisel verilerin yurtdışında hizmet veren bir bulut şirketinde toplanması, işlenmesi ve saklanması konusunda açık onay alınması şart. Bu konu sunucuları yurtdışında olan popüler alışveriş sitelerini, e-posta ve bulut hizmeti veren kurumları da ilgilendiriyor.

MOBİL CİHAZLAR VERİ DEPOSU
Akıllı telefon ve tabletlerde en mahrem bilgilerimizi saklıyoruz. Sakladığımız resimler, mesajlar, kullandığımız uygulamalar tam bir veri deposu. Resimlerdeki yüzler kimliğimizi, konum ve tarih bilgisi kiminle, ne zaman, nerede olduğumuzun bilgisini taşıyor. Uygulamalar sevdiğimiz renkleri, beğendiğimiz ve sıklıkla gittiğimiz yerlerin konum bilgisini reklam verenlere ulaştırıyor. Bu konuda yerli ve yabancı girişimlerin eşit koşullarda rekabet etmesini sağlayacak düzenlemeler şart.



KİŞİSEL VERİ NEDİR?
Peki kişisel veri olarak tarif edeyeceğimiz şeyler ne? Telefon numarası, motorlu taşıt plakası, sosyal güvenlik numarası, pasaport numarası, özgeçmiş, resim, görüntü ve ses kayıtları, parmak izleri, IP adresi, e-posta adresi, hobiler, tercihler, etkileşimde bulunulan kişiler, grup üyelikleri, aile bilgileri, sağlık bilgileri gibi kişiyi doğrudan veya dolaylı olarak belirlenebilir kılan tüm veriler kişisel veri olarak kabul ediliyor.

SAMSUNG NOTE 8'İN KALEMİ iPHONE'DAN KESKİN Mİ?
Geçen hafta Güney Koreli Samsung Galaxy Note 8'i piyasaya sürdü. Böylece akıllı kalemi en büyük rakibi Apple iPhone'a doğrulttu. İki dev marka akıllı telefon pazarının yaklaşık yüzde 38'ine hakim. İki marka sadece bu yılın ilk çeyreğinde yaklaşık 130 milyon telefon satışa sunmuş. Gelir olarak baktığımızda rakamlar daha da büyüyor. Bu yüzden amiral gemisi modeller büyük önem taşıyor. Samsung'un geçtiğimiz yıl Note 7 ile yaşadığı tatsız tecrübe, iPhone 7'nin daha rahat çıkış yapmasını sağlamıştı.
Oysa Note serisinin Türkiye açısından farklı bir önemi var. Galaxy S serisinde dünyada ilk 20'de olan Türkiye, Galaxy Note serisi satışlarında dünyada ilk 5'te yer alıyordu. Bu yüzden Samsung Türkiye yetkilileri özel fiyat politikası uyguladıklarını iddia ediyor. Türkiye'de vergiler dahil 5 bin TL'lik etiket fiyatı asgari ücretin yaklaşık üç katı. Çoğunluk bu fiyatların yanına yaklaşamaz bile. Ancak yetkililer vergi hariç Avrupa ve ABD satışlarından daha iyi olacağı iddiasını taşıyor. Avrupa'da 1000 euro'luk etiket fiyatıyla tarihin en pahalı Galaxy serisi olmayı başaran Note 8, Türkiye'de TRT Bandrol ücretinde yapılan artışa rağmen 5'in TL üstüne çıkmadıklarını söylüyor. Yani yeni çıkacak Apple iPhone'a kritik sınır olan 5 bin TL üstünü bırakıyor. Fiyatıyla rakibi baskı altına almaya çalışıyor.
Diğer yandan ürün ekran ve yazılım olarak yenilikler içerse de incelik ve pil açısından risk alınmadığı görülüyor. Beklentiler telefonun biraz daha dikkat çeken özelliklere sahip olması yönündeydi. Oysa pek de öyle olmadı. Note 7'den sonra farklı özellikler bekleyenler biraz daha temkinli bir cihazla karşılaştı. 3 bin 300 mAh pil kapasitesi S8+ ve Note 7'nin gerisinde kaldı. Yani kısacası sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yiyor.