ABDULLAH ERBOĞA ABDULLAH ERBOĞA

İdlib operasyonu: Stratejik mücadelede yeni safha

Türkiye Suriye'nin kuzey bölgesi için uzun süredir beklenen hamlesini gerçekleştirdi.
Hazırlığı çok önceden başlayan İdlib Operasyonu tıpkı Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın belirttiği üzere ani bir şekilde başladı. Son altı yıldır Irak ve Suriye merkezli güvenlik problemlerinin yanı sıra FETÖ tehdidi başta olmak üzere içeride birçok terör saldırısına maruz kalan Türkiye dışarıda da geleneksel müttefiki ABD'nin sahte tavırları ve politikalarına şahit oldu.
Önce Suriye'de terör koridorunun önüne geçmek ve bölgeyi DEAŞ gibi terör unsurlarından arındırmak için başlatılan Fırat Kalkanı Operasyonu başarıyla tamamlandı.
Güneyde el-Bab bölgesine kadar uzanan hat temizlendi.
Suriye'de terörle mücadele ettiğini söyleyen diğer aktörlerle mukayese edilemeyecek kadar üstün bir performans ortaya koyan Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) Suriye özelinde ciddi bir tecrübeye sahip olduğu rahatlıkla söylenebilir.
Elbette ki yeni başlayan İdlib Operasyonu için bu tecrübeler oldukça faydalı kazanımlar sağlayacaktır.
Bununla birlikte muhalif unsurlar içindeki çok farklı fraksiyonların arasındaki gerilimler önemli bir problem olarak iç savaşın başlangıcından beri devam ediyor. Türkiye operasyona başlamadan önce bu farklılıklardan doğan itirazlar yüksek sesle dile getirildi. Ancak İdlib bölgesindeki istikrar ve muhalefetin iddialarını devam ettirmesinin yegane yolunun Türkiye'nin askeri varlığından geçtiği aşikar.
Zira gerek Esed rejimi ve Rusya'nın gerekse de PYD üzerinden ABD'nin bu bölge için yaptığı hesapların muhalefet için topyekun bir kayıp olarak belirmesi muhtemeldir.
Astana süreci ile birlikte Rusya, Türkiye ve İran arasındaki mutabakatın açtığı yol önemli bir kazanım sağlamaktadır. Her ne kadar Rusya veya İran ile her konuda birebir örtüşme söz konusu olmasa da en azından asgari müşterek olan konularda uzlaşının sağlanması Suriye'nin geleceği açısından kıymetli bir zemin sunmaktadır.
Bu zemin baz alınarak Rusya ve İran ile daha gerilimli konuların ortak bir çabayla çözüme kavuşturulması belki de Suriye'nin geleceğini şekillendirecek temel taşlar olarak karşımıza çıkacaktır.

Operasyonun güvenlik boyutu
İlk önce belirtmemiz gerekir ki İdlib Operasyonu ile Afrin bölgesi artık TSK'nın çemberi içine alınmıştır.
Türkiye'nin kısa ve orta vadede temel tehdit algısı Suriye ve Irak merkezli etnik temelli oluşumların varlığıdır. Bunun engellenmesi ancak ve ancak ciddi bir caydırıcılık ve gerektiği anda sert güç kullanımı ile gerçekleştirilebilir.
Afrin bölgesinin çembere alınması ve önümüzdeki süreçte buradaki PYD unsurlarının bertaraf edilmesi Fırat'ın doğusu için ciddi bir caydırıcılık örneği teşkil edecektir.
Bu sebeple özellikle İdlib Operasyonu'nun birkaç ayağından olması muhtemel Afrin kıskacının son derece kesin ve net sonuçlandırılması elzemdir.
İkinci olarak muhalif grupların girdiği angajmanlar geçmiş dönemde ciddi problemler ortaya çıkardı.
İdlib Operasyonu ile sahada Heyet-ü Tahrirü'ş-Şam (HTŞ) gibi unsurların bu anlamda nasıl bir yol izleyeceğine dikkat edilmelidir.
Sahanın provokasyonlara açık olduğu ve birçok aktörün Türkiye'nin operasyonundan son derece rahatsız olduğu ortadadır.
Dolayısıyla nüfuz edilmesi kolay olan diğer muhalif gruplar da bu bakımdan kontrol altında tutulmalıdır.
Üçüncü olarak Türkiye ile ABD arasında yaşanan gerginliklerin ajandasına bakıldığında birçok madde mevcut. Ancak temel problemin PYD'ye verilen destek olduğu çok net bir şekilde görülmektedir.
Türkiye'ye karşı Almanya'nın bakış açısından doğan problemlerin benzerinin ABD örneğinde de yaşanması oldukça rahatsız edici bir durum.
ABD'nin geleneksel müttefiki ve bölgenin temel taşlarından biri olan Türkiye ile ilişkilerini büyükelçi aklıyla yürütmeye kalkışması son derece sorunlu. Bu bakış açısının daha rasyonel bir noktaya çekilmesi için İdlib Operasyonu ders verici bir nitelik taşıyacaktır.

Türkiye'nin çıkarları
Suriye iç savaşında neredeyse en çok maliyet üstlenen ülke Türkiye oldu.
Mevcut duruma bakıldığında ortaya çıkan terör tablosundan görülmektedir ki kısa vadede bu maliyetin artması ve Türkiye'nin istikrarına kast etmesi söz konusudur. Bu tehditlerin bertaraf edilmesi için aktif olarak sahada olmak ve sert güç kullanmak mühim.
Türkiye'nin çıkarları müttefikleri tarafından göz ardı edildi ve edilmeye de devam ediyor. Söz konusu güvenlik ve Türkiye'nin istikbali olduğunda kendi göbek bağımızı kendimiz kesmek durumundayız.
İdlib Operasyonu'nun başlatılması gerek zamanlaması gerekse de Astana sürecinin bir yansıması olarak önemlidir. Ancak TSK'nın tecrübe ve gücüne rağmen sahanın kirliliği hep müteyakkız olmayı icbar etmektedir.
Dolayısıyla kış döneminin arifesinde bir an evvel sahadaki stratejik hedeflere ulaşılması ve istikrarın sağlanması birçok noktada Türkiye'nin elini kolaylaştıracaktır.
Türkiye'nin kendi imkanları dahilinde askeri kabiliyetini sergilemesi taşıma su ile hareket eden terör örgütlerinin heveslerini kıracaktır.