HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

İlle de bölünecek miyiz!..

İnsanları kanlarına göre sınıflamak insanlık dışı.. Milletler günümüzde, ayni kandan değil, ayni vatanda, ayni ilke ve ideallere sahip insanlardan oluşuyor..
İfade özgürlüğünün temel olduğu demokrasi, ülkelerde sayısız fikrin doğmasına olanak sağlıyor. Bu harikulade bir şey. Ama fikirlerin bölünmeye, düşmanlık ölçüsüne varan bölünmeye sebep olması tehlikeli.. Terör ve giderek parçalanmanın yolu böyle açılıyor..
Tüm düşünce ayrılıklarına rağmen ülke insanlarını bir arada tutan şeyler var.. Simge olaylar, insanlar.. Yaşanmış zaferler.. Trajediler..
Ayni şeye sevinmek, ayni şeye üzülmek bizi "Ulus" yapar. Ayni kandan gelmek değil.. Günümüz seyahat ve yerleşim imkanları içinde karışmayan kan mı kaldı?.
"Ben safkanım" diyen bir kişi çıksın da görelim..
Şimdi bu girişi niye yazdım..
Kısa süre içinde ikinci defa, "Ulusal" olması gereken bir sahiplenme olayını, belli bir partiye dayadık ve "Sunum"u, belli bir partinin mitingi haline getirdik.
İlhan Ağabey, ulusal, ulusal olması gereken bir "Aydınlanma ve Özgürlük" simgesidir. Onun anıtı "CHP Mitingi" havasında açıldı..
Neden?.
Bugün bu ülke Atatürk'ü "CHP Başkanı" diye mi anıyor?.
Soner Yalçın kardeşim, 17 aydır, kendisinin de, benim de, pek çoklarının da anlamadığı bir sebeple tutuklu.. "Kardeşim" lafın gelişi değil. Çok sevdiğim bir arkadaşımdı. Sohbetinden çok zevk alırdım. Teröristmiş.. Sanırım izleniyordu.
Telefonları da, ortam dinleme ile, umumi yerlerdeki konuşmaları da.. Telefonda da çok konuştuk. Buluştuğumuz kafelerde de.. Niye bana hiç söz etmedi, böylesine "Suç (!)" fikirlerinden.. Herhalde "Hıncal'a güvenilmez. O peşimdeki ajanlardan biri" diye gerçek fikirlerini benden saklamış olmalı..
Soner Kardeşim, Sivas Olayları üzerine fevkalade çarpıcı bir belgesel yapmış.. Daha doğrusu, başlamış da, içeri atılınca bitirememiş. Onun notları ve talimatları ile dışarıdaki dostları tamamlamış.. Sinema olarak hataları var tabii.. Soner çıkınca (İnşallah) elden geçirir düzeltir. Ama bu "Ham" haliyle bile fevkalade çarpıcı.. Dondum kaldım izlerken.. Göz yaşlarıma kaç defa engel olamadım..
Bir insanlık dramını böylesine içerden, böylesine yaşayanların dilinden izlemeye bile tahammül zor.. Bir de kendinizi yaşayanların yerine koyun..
Böyle trajedilerin bir daha yaşanmaması lazım. Yaşanmamasının da tek yolu var.. "Ulus" olabilmek.. Kanı, dini, inancı, düşüncesi ne olursa olsun ayrımsız "Biz" olabilmek..
Tabii farklarımız olacak.. Düşünce farklarımız, siyasal, kültürel, sosyal farklarımız.. Onlar bizim zenginliğimiz olacak.. Vatan ve ulus sevgisi de bütünlüğümüz..
Sivas acısını hepimiz yüreğimizde hissedersek "Biz" oluruz..
Peki yapılan ne?.
Soner'in filmine CHP sahipleniyor.. Sunum gecesi (ki Sivas'ın yıldönümü) baş konuşmayı, hem de o sıfatla CHP Genel Başkanı yapıyor. Salon miting meydanı.. "CHP sloganları" atılıyor.. "Başbakan Kemal" diye gırtlaklar yırtılıyor..
Peki o kalabalığın Madımak Oteli önünde toplananlardan çok mu farkı kalıyor, o zaman?.
..Ve de Sivas, CHP'nin sahipleneceği son olay aslında.. Madımak'ta 37 insanımız yanarak ölürken, Süleyman Demirel Cumhurbaşkanı, Tansu Çiller Başbakandı. Ya 2 yıllık Başbakan Yardımcısı kimdi?.. Erdal İnönü.. Olaylar sırasında otelden "İmdat" diye arayan Aziz Nesin'le konuşan ve 4 Temmuz'da "Olaylara geç müdahale edilmesinde Cumhurbaşkanı Demirel, Başbakan Çiller ve Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş'in de benim kadar sorumluluğu var" diyen Erdal İnönü..
Bugünkü iktidar partisi ortalarda bile yoktu. Ona temel olduğu söylenen parti de, yüzde 15 falan oyla, muhalefetteydi.
Sivas, tıpkı 6/7 Eylül gibi, bu ulusun tarihinde bir daha yaşanmaması gereken bir trajedi, bir korkunç olaydır. Bir daha yaşanmaması da, "Biz" olmakla mümkündür..
Bir "Bölücü" katliamın sunumunda dahi bölücülük yaparsak, bu amaca nasıl ulaşırız?.