HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

Sorumsuzlar ülkesinde hayatta kalabilmek..

Daha sel haberleri ülkeye doğru dürüst ulaşmamışken, hangi uzmanların hangi araştırmaları sonucu hazırladığı hangi rapora dayanarak bilinmez Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, yangından mal kaçırır gibi demeç verdi.. "
TOKİ binalarında afet, imar ve proje ölçüsünde bir hata yok. Binaların yapımında, dizaynında da bir hata yok. Ölenlere Allah'tan rahmet, ailelerine sabır diliyorum.."
Yangından mal kaçırırdan da hızlı bir açıklama yapma hakkına sahip bakan aslında.. Hatta görevi..
"Altısı çocuk, dokuz vatandaşın ölümüne sebep olan facia tüm boyutları ile araştırılacak, ortada yapılmış bir yanlış, bir ihmal olup olmadığı ortaya çıkarılacak ve kamuoyu en hızlı şekilde aydınlatılacaktır."
Hayır..
Sorumsuzlar ülkesinde hukuken ve vicdanen 1 numaralı "Sorumlu" bakan, öncelikle, ölümlerden kimsenin sorumlu olmadığını ilan ediyor..
Akşama kadar gelişen haberlerle, televizyonlar ve ertesi gün çıkan gazeteler, facianın suçluları olarak dere yatağına evler inşa eden TOKİ'yi ve taşan dereyi güya ıslah ederken, tuzak haline getiren DSİ'yi işaret ediyor, oysa..
DSİ, 70 metreye yayılarak akan Mert Deresi'ni, inşa ettiği yan duvarlarla yer yer 20 metreye kadar daralan bir kanala sokuşturmuş, üzerine bir de köprü yapmıştı. Yağan yağmurlarla coşan suların sürüklediği molozlar bu köprünün altını tıkayıp selin yolunu kesince, felaket taşkınlar başlamıştı..
Benzerini yıllar önce, İkitelli'de iken Sabah'ta yaşamıştık. Ayamama deresi üzerindeki köprü molozlarla tıkanıp baraja dönünce, Sabah taşan sular altında kalmış, milyonlarca liralık zarar oluşmuş, gazetemiz Hürriyet'in yardımı ile yayınlanabilmişti.
Bu ülkede en büyük sorunlardan biri de ders almamaktır. Ayamama köprüsü faciası kimsenin aklında kalmamış. DSİ'de kimse bir minik not almamış..
İşte bu ülkede bakan alelacele açıkladı.. TOKİ de, DSİ de suçsuz..
Suçlu olsalar şaşardım zaten.. Bu ülkede "İdari Sorumlu" ne zaman oldu ki?.
Siyasal sorumlu, oldum olası yoktur.. Hep yaza geliyorum.. 55 yıl önce başladım bu mesleğe.. "Bu ayıp bana ait" diye ortaya çıkan ve gereğini yapan bir, tek bir siyasal sorumlu görmedim, bu 55 yılda...
Görürsem Eyüp Sultan'da kurban keseceğim, andım olsun..
Şimdi Erdoğan Bayraktar'ın facianın daha ilk saatlerinde bu "Acil" sorumsuzluk açıklaması yapmasını amacını merak eden vardır belki..
Bayraktar o bakanlığa TOKİ Genel Müdürlüğü'nden geldi. Yani bodrumlarında çocukların boğulduğu dere yatağındaki TOKİ evleri yapılırken, genel müdür bizzat kendileriydi.
Uygar bir ülkede TOKİ başkanı "İdari", Çevre Bakanı "Siyasal" sorumlu oldukları bilinci içinde anında istifa eder.. TOKİ ve DSİ hakkında soruşturmalar açılır. Bu kurumların Genel Müdürleri soruşturmanın selameti açısından, sonuçlanana dek, görevlerinden alınır.
Bizde ise hemen "Sorumlu yoktur" açıklaması yapılır.
Peki ya boğularak ölen altısı çocuk 9 insan..
"Eee.. Allah Rahmet eylesin dedik, ailelere sabır diledik ya!.."
..Ve de bu ülkede herkes ama herkes, hiçbir şeyden sorumlu olmadığını ve tutulmayacağını bildiğinden, boş vermişlik içinde makamında oturur ve biz insanlar hayatta kalabilmek için, tek sahibimiz, tek kurtarıcımız, Ulu Tanrımıza dua eder, ona sığınırız..