TURKCELL İMSAKİYE
TURKCELL İLE RAMAZAN
HINCAL ULUÇ Sabah HINCAL ULUÇ

Selahattin Beyazıt’a açık mektup!..

Sevgili Selahattin Ağabey,
Bu kulübü ne kadar sevdiğinizi belki de en iyi bilen kişiyim.. Sizi benimle Cüneyt Ağabey'im tanıştırdı. Koryürek. Nurlar içinde yatsın. Onun Elmadağ'daki ofisinde buluşmuştuk.. Ankara'dan gelmiştim.. 70'li yıllar..
Hatırlarsınız.. Siz Galatasaray Başkanıydınız.. Ben de Cumhuriyet'te sizi eleştiren genç gazeteci. Ağırlığı futbola verip, "Yenilmez Armada" diye efsane olan basketbol dalını ihmal ettiğinizi yazıyordum da, Cüneyt Ağabey "Bu böyle olmaz. Sizi buluşturayım. Yüz yüze oturun.. İnsanlar konuşa konuşa" demişti.
Delta Ajans'ta buluştuk. Karşıda Hilton'da yemek yiyip baş başa konuştuk..
Siz kulübün maddi durumunu anlattınız. "Bu kulübün cebine parayı koyanlar tarafından yönetilmesini önlemenin yolu, kendi gelirleri ile yaşamasını sağlamaktır. Ben bu sistemi yerleştirmeye çalışıyorum. Bunun için de birtakım öncelikler ve seçimler şart" dediniz..
Çıktık.. Az ilerde şimdi Lütfi Kırdar olan, Spor ve Sergi Sarayı var.. Ordan yükselen sesler, Hilton'un oralarda çınlıyor..
"Re re re!.. Ra ra ra!.. Gassaray, Gassaray cim bom bom!."
Size döndüm..
"Bu sesi duyuyor musunuz Başkan" dedim.. "Bu kulüpte tercih hakkınız pek olamaz!."
Siz bu kulübün geleceğine katkıda bulunmak üzere üzere Riva'yı aldınız. Camiadan mırıltılar yükseldi. Çünkü onlar, ne zaman ne işe yarayacağı belli olmayan Riva yerine bir futbolcu transferini tercih ediyorlardı, o para ile..
"Benden sonra tufan" diyen bir başkan olsanız, öyle de yapar, hatta kulübü borca sokar, "Riva" diye bir arazi değil, mesela futbolcu Riva'yı alırdınız..
Ama siz kendinizi, süksenizi değil, Galatasaray'ı, Galatasaray'ın geleceğini düşünüyordunuz..
Geçen yıl kulüp büyük sıkıntı içindeyken beni aradınız gene..
"Hıncal durum vahim.. Öyle böyle değil.. Acil çözüm bulunmazsa, kulüp batar.. Ben bir çözüm için adım atmaya karar verdim. Bu vahim durumu, ancak profesyonel bir kurum çözebilir. Böyle uluslararası kuruluşlar var. Önce gelip mali durumu A'dan Z'ye inceliyorlar. Sonra, çözüm için ne kadarlık bir girdi gerek onu hesaplıyorlar. Son aşamada da, kulübün kendi imkânları içinde ödeyebileceği bir planla, bu krediyi verecek finansörü de bulup getiriyorlar.. Tabii bunu yapacakların fiyatı da az değil.."
"Eee!." dedim.. "Ne olacak o zaman?."
"Ben 250 bin dolar koyuyorum, bu firmayı getirmek için. Ama yönetime bunu kabul ettirmek zor. Bu yüzden İnan'ı (Kıraç) aradım.. Ondan destek istedim" dedi..
Bir hafta sonra ben sizi aradım, "Ne oldu Başkan" diye.. "İnan 'Beni bu işe karıştırma' dedi. Orda kaldık" dediniz..
Son Divan toplantısında, Dursun Özbek'in hâlâ susturamadığı yanına alamadığı tek muhalif Fatih Altaylı konuşmasını yapıp kürsüden inince, Galatasaray TV'nin hiç utanma ve sıkılma duyusu olmadan cep telefonu ile yaptığı rezil yayına rağmen sizin ayağa kalkıp, kürsüden inen Fatih'e nasıl sarıldığınızı gördüm Başkan.. Bu mektubu yazmamın bir sebebi de o görüntüdür.
"Kulübü kurtarmanın ilk adımı" diye ayırdığınız o 250 bin dolar var ya.. Onu, artık Rivası ve Floryası da olmayan Galatasaray'ın elinde kalan son varlığı, Suada'yı, Galatasaray Adası yapmanın ilk adımı olarak kullanabilirsiniz..
Divan'da mı ortaya atarsınız, basın toplantısı mı düzenlersiniz.. Lütfen ortaya çıkın ve diyin ki!..
"Ben Kuruçeşme'deki bu çirkin görüntüyü yok etmeye ve Galatasaray Adası'nı bu yaz, kulüp üyeleri ve konuklarına plaj hizmeti vermek üzere hazırım.. Kaçak yapılanmanın tüm izleri kaldırılacak, ada tertemiz yapılacak, mevcut havuz toparlanıp etrafına şemsiyeler ve şezlonglar dizilecek.. Bir pratik büfede sıcak, soğuk içecekler ve atıştırmalıklar ucuz fiyatlarla satılacak. Üye kartı sahipleri 'Galatasaray Adası'na aileleri ve konuklarıyla bedava girecek ve yazı geçirecekler. Bu arada kulüp yönetimi de, geniş anlamda Ada'nın nasıl işletileceğine, yasal neler yapılabileceğine karar vermek için zaman kazanacak!."
Bu işin yapılması konusunda zamanında Ada'yı en iyi işleten Galatasaraylı profesyonel otel ve tatil köyü yöneticisi, kulüp üyesi Ferit Volkan yardımcın olur.
Böyle bir teklif, Galatasaray'ı Özbekspor'a dönüştüren kardeşlerin hoşuna gitmeyecek, işlerine gelmeyecektir, kesin..
Ama Galatasaray camiası önünde ipliklerini pazara çıkaracağı için "Hayır" diyemeyecekleri de kesin, Sevgili Başkanım..
Riva'yı sen almıştın.. Bunlar sattılar, Selahattin Ağabey..
Şimdi bunların gizli gizli, (Hani kulüp sırrı) "Suada" diye satmaya uğraştıkları dünya güzeli Galatasaray Adası'nı, bu defa sen kurtar, Başkanım!.
Babası, unutulmaz Mustafa Vacit Yalman'ın kulübe kazandırdığı Galatasaray Adası'nın elden gitmesini seyreden ve adeta "Suada olarak kalsın" diye çırpınanlara destek olarak bugün hâlâ yönetimde oturmalarını sağlayan Alp Yalman da, belki pişman olur bakarsın, gelir yanında yer alır..
Sevgiler ve saygılarımla, Selahattin Ağabey!.