HINCAL ULUÇ HINCAL ULUÇ

Çocuklarımız.. Bizim çocuklarımız!..

Hem de otistik çocukların, passolig kartları yok diye, Galatasaray'ın iznine rağmen, Ali Sami Yen kapısından döndürülmeleri.. Trabzonspor formalı çocukların sırtlarından formalarının çıkarılmaları.. Rakip takım forması giyen çocukların ev sahibi tribününden kovulmaları..
Fanatikliği de geçip, hayvanlık boyutlarına ulaşan bu davranışlar üst üste gelirken, o çocukları başka maça davet edip, güya kendimizi affettiriyoruz..
Halt..
Çocuklara karşı işlenen suçlarda, mutlak adli tıp raporu aranır, "Ruhunu ne kadar etkilemiş" diye..
Sonradan "Affettirme" çabalarımız o anki tahribatı önler mi sanıyoruz!.
Bunları 90a'da konuştum. Köşemde de yazmayı düşünürken, harika bir olay okudum, Yüksel Aytuğ'da..
Bursa-Tarsus maçında top tribüne kaçmış.10 yaşında bir çocuk topa sarılmış. Sahaya atmamış.. Görevliler gelip elinden almaya kalkınca ağlamaya başlamış. O zaman da, o hep kızdığım Bursa seyircisi ayağa kalkmış. Görevlileri protesto edince etraf, top çocukta kalmış.
Yüksel "Çocuğun gözlerindeki mutluluğu görmeliydiniz" diyor..
Görmesek de olur Yüksel.. Hepimiz çocuk olduk. Topun hele de 5 numara topun ne demek olduğunu biliriz.
Oraya çağrılan ve topu çocukta bırakan polise de, çocuğun yanında yer alan seyirciye de bin teşekkür!.