Eyvah baba oluyorum!

Eyvah baba oluyorum!

Bir zamanlar evlilik fikrinden korkan eşiniz, şimdi de “baba olma” konusunda aynı kaygıları mı taşıyor? Ya da bebeğiniz oldu ama pek de sorumluluk üstlenmiyor mu? Aslında onu baba olma fikrine ve bebeğiniz olduktan sonraki sürece alıştırmak, en çok da sizin elinizde...

  • Aile ve İlişkiler
  • Çarşamba 08.11.2017 12:32

Çok severek evlenen pek çok erkek, eşinin kendisine olan ilgi ve sevgisinin bölünmesini asla istemez. Eşiyle arasına giren kişi kendi çocuğu bile olsa, onun için bir rakip sayılabilir. Tabii buna bir çocuğun sorumluluğunu üstlenmek ve geleceğini planlamak eklenince erkek; babalık duygusuyla, ilgi odağı olma isteği ve özgür ruhu arasında sıkışıp kalabilir.

Uzmanlar; erkeklerin "Kendimi baba olmaya hazır hissetmiyorum" ifadelerinin altında bu nedenlerin yattığını, çevrelerinden görecekleri olumlu destekle bu süreci kolayca atlatabileceklerini söylüyorlar. Özgür Bilge Eğitim ve Danışmanlık Merkezi'nden Psikolog Serap Duygulu, erkekleri baba olma fikrine alıştırmakla ilgili bakın ne tür önerilerde bulunuyor.

Babalık, kazanılan bir statüdür

İnsan, doğası gereği var olduğu andan itibaren üremek ve soyunu sürdürmek amacıyla programlanmıştır. Biyolojik olarak var olan bu programa ayrıca içgüdüler ve toplum tarafından yüklenen kutsal anlamlar eşlik eder. Çocukluktan itibaren insanlar, anneliğin ya da babalığın ne kadar yüce bir duygu olduğu öğretilerek büyütülürler. Evliliklerin ilk amacı, bir hayat arkadaşıyla ortak bir hayatı paylaşmak gibi görünse de aslında temel etken çocuk sahibi olup soyun devamını sağlamaktır. Annelik kavramı tüm toplumlarda baskın bir biçimde kabul görür.

Anavatan, anayasa, ana kural, anaç, ana dil gibi toplumca çok kullanılan deyimlerdeki ana" yani "anne" kavramı görüldüğü üzere kucak açan, üreten, taşıyan, yaşatan ve benzeri gibi birçok anlamı da içerir. Buna karşın babalık farklı bir yerdedir. Baba sözcüğü içerdiği anlam bakımından, genellikle mesafeli, otoriter, disipline edici ama aynı zamanda koruyucu, kollayıcı, güven verici bir figürdür. Genellikle anneliğin iç güdüsel olarak kadının doğasında zaten var olduğu düşünülürken, babalık sonradan kazanılan bir statüdür.

Anne, çocuğunu karnında taşıdığı 9 ay boyunca onunla fiziksel, biyolojik ve duygusal bir bağ kurmaktayken babanın böyle bir yakınlık şansı yoktur. Her şey annenin kendi bedeni içinde olup biter ve hamileliğin sonunda baba olacak erkek, bütün bu olan bitene seyirci kalır. Erkek, sadece hamileliğin başında baba olacağını öğrenir ve sonra ilerleyen aşamalarında bebeğin anne karnındaki tekmeleriyle veya ultrason görüntüleriyle yetinmek zorunda kalır.

Anneyle bebek arasındaki biyolojik ve duygusal bağ, hamilelikle beraber başlamıştır ancak erkek bu bağı kendisi kurmak zorundadır. Maalesef baba, bu birlikteliğe çok gecikmeli olarak katılır. Aslında baba olmak göründüğünden daha da zordur. Bu nedenle baba adayına bebekle aralarında bir bağ oluşması için destek olmak çok önemlidir.

Çocuk sahibi olmak ciddi sorumluluk

Çocuk doğduğu andan itibaren çiftlerin toplum içindeki eş ve kadın/erkek olarak üslendikleri rol, bir anda anne-baba statüsüne yükselir. Can alıcı soru şudur: Bu sorumluluğu almak için yeterli olgunlukta ve bilinçte miyiz? Günümüzde akla hayale gelmedik her meslek için bir okul ve eğitim varken anne-baba olmaya hazırlık gibi yeterlilik kazandırmaya yönelik bir eğitim yoktur. Çocuk doğduğu andan itibaren anne ya da baba olunur.

Kız çocuklarının oynadıkları evcilik oyunu, aslında gelecekteki annelik rolüne bir hazırlık alıştırmasıdır. Ancak erkek çocuklarının böyle bir oyunda rol aldıkları pek görülmez. Erkekler, çocuklarını kucaklarına aldıkları ana kadar babalığa yabancıdırlar. Bütün bu zorluklar göz önüne alındığında baba olmak, ayrı bir anlam ifade eder.

Bir erkeğin, baba olmaya hazır olması için öncelikle düzgün giden, uyumlu bir birlikteliğin var olması gerekir. Çünkü çocuk, ciddi bir yük ve sorumluluk getirir. Böyle bir sorumluluğu sadece sağlam temeller üzerine kurulmuş bir birlikteliğin kaldırabileceği bilinmelidir.

Baba-çocuk arası bağın güçlenmesi için…

Babalar için çocuklarının beslenmesiyle ya da banyosuyla ilgilenmek güzel bir terapi yöntemidir. Aynı şekilde onu uyutmak, ona ninni söylemek baba ve çocuk arasında paylaşılan zamanı artırarak bağlılığı güçlendirecektir. Bu açıdan bebekle ilgili her tür alışverişe babayı da katmak onun düşüncelerini ve beğenilerini dikkate almak erkeğin içini rahatlatır.

İkinci plana düşme hissi

Ebeveynlik için erkeğin psikolojik olarak kendini baba olmaya hazır hissetmesi ve istemesi en temel koşuldur. Ebeveyn olmak demek, bir ömür boyu karşılıksız vermek demektir. Sevgi vermek, emek vermek, eğitim vermek...

Bunları verebilmek için de yeterli bilgiye ve bilince sahip olmak gerekir. Bir çocuğun büyürken geçtiği gelişim aşamaları, karşılaşılması olası zorluklar, sorunlar ciddi olarak düşünülmeli ve gerekli hazırlıklar yapılmalıdır. Çocuk sahibi olmaya karar vermek, bir araba almaya karar vermekle aynı şey değildir. Araba bir süre sonra bir başka modelle değiştirilebilir ya da satılabilir. Ancak bir kez çocuk sahibi olduktan sonra "Sıkıldım" ya da "Vazgeçtim" demek mümkün değildir.

Çocuk eşlerin yaşamını kalıcı olarak ve köklü biçimde değiştirir. Eşler, çocuk sahibi olmaya hazır olduklarını düşünseler bile hamileliğin aşamaları boyunca erkek çok farklı duygu durumları yaşar. Bazen, ikinci plana düştüğü hissine kapılabilir.

Artık eşinden eskisi kadar ilgi görmeyeceği ve doğacak bebeğin kendisinden daha çok sevileceği endişesine düşebilir. Bebeğe karşı nasıl bir tavır geliştireceği konusunda ciddi bocalamalar içine girer. Çevreden gelen tepkiler, baba adayının otomatikman bebeği sevmesi gerektiği yönündedir. Oysa henüz görmediği, tanımadığı ve bir bağ kuramadığı bu minik varlığı sevip sevemeyeceği konusunda kendi içinde çelişkilere düşebileceği unutulmamalıdır.

Hazırlayan: Işıl Evrim AKGÜN

BİZE ULAŞIN