Neden sözünüzü dinlemiyor?

Çocuğunuza "sen yapamazsın" gibi etiketlemeler yapmadan önce bir kez daha düşünün, çünkü bu şekilde sözünüzü dinlememeye devam edecek.

Neden sözünüzü dinlemiyor?

Çocukluk döneminizin o en afacan ve yaramaz hallerini hatırlamaya ne dersiniz? Anne-babanızın "Yapma, etme, dur!" demelerine rağmen onları dinlemediğiniz anlar aklınıza geldi mi? Bunları düşünürken yüzünüzde tebessüm oluştuğunu görür gibiyim. Büyüdünüz ve zaman değişti, artık siz de anne veya baba oldunuz. Peki, sıra kimde dersiniz? Unutmayın, zaman değişebilir, ama çocuklar hep aynıdır. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Nöropsikiyatri Hastanesi'nden Uzman Klinik Psikolog Eda Ergür, çocukların anne ve babalarının uyarılarına rağmen, aynı davranışları tekrar etme nedenine çok güzel bir açıklık getiriyor: "Sen şöylesin, sen böylesin"ler şeklinde olumsuza odaklanmak değil, olumluya odaklanmak; her zaman daha çözüm odaklı, çocukları sakinleştiren ve istenen davranışa yönelten bir yöntem.

Çocuğu uyarma yöntemine dikkat
Anne-babanın çocuklarına yöneltt ikleri tutumlar her ne kadar iyi niyetli olsa da bazen beklenmeyen sonuçlara neden olabilir. Çocuk yetiştirirken ebeveynlerin sıklıkla düştükleri en büyük yanılgı, çocuğu uyarma yöntemidir. Odasını toplamayan bir çocuğa verilen uyarı "odanı dağıtma" ya da kardeşine vurduğunda çocuğun aldığı uyarı "kardeşine vurma" şeklinde olabilir ve bu uyarılar çoğu zaman işe yaramaz. Aileler, genelde şöyle yakınıyorlar: "Duvara söylesem anlar, ama oğlum ya da kızım bir kez bile beni dinlemiyor." Peki, burada tek sorumlu çocuk mu? Söylediğiniz uyarılara uymuyor diye düşünerek çocuğunuzun üzerine mi gitmelisiniz, yoksa acaba neyi farklı yapabilirim diye mi düşünmelisiniz. Evet, aslında bu kadar küçük bir değişim bazen mucizeler yaratabilir.

Ne yapması gerektiğini anlatın
Yapılan uyarılarda değiştirilebilecek ortak bir nokta var: Bu örneklerin hepsinde çocuğa, neyi yapmaması gerektiğini söylüyorsunuz, fakat nasıl davranması gerektiğiyle ilgili bir yönlendirme yapmıyorsunuz. Böylece çocuk, ne yapmasını istediğinizi anlayamayabiliyor ve yaptığı davranışı sürdürüyor. Örneğin; odasını düzenli tutmasını istediğiniz çocuğunuza "odanı düzenle" yönergesini vermek çocuk için daha anlaşılır olacaktır. "Nazik davran, sakin ve rahat ol, uygun ses tonuyla konuş, meyve ye" gibi yol gösterici yönergeler vermek daha net ve anlaşılır bir mesaj ilett iği için çocuk da ondan ne beklendiğini anlayabilir ve kendisini eleştirilmiş hissetmez.

"Sen" dili hırçınlaştırıyor!
"Yaramazsın, dağınıksın" gibi "sen" diliyle hitap edilirse, çocuk kendisini eleştirilmiş hissedecektir. Eleştirildiğini düşünen çocuk hırçınlaşıp daha asabi davranışlar sergileyecektir. Anne ve babaların bu gibi uyarılarda bulunduğu çocuk, tehdit edilmiş gibi hissedebilir, sevilmediğini düşünebilir. Çocuklara uyarıda bulunurken "sen" dilini kullanmamaya özen göstermek, bunun yerine uygun olmayan davranışlarını tanımlamak, davranışın kendilerinde yaratt ığı etkiyi tanımlamak ve davranışın neden kabul edilmediğini somut olarak dile getirmek önemlidir. Örneğin; eve gelen misafi rle sohbet eden annenin sözünü kesen, "anne, anne" diyerek araya girmek isteyen bir çocuğa "Sürekli sözümü kesiyorsun" uyarısı yerine, "Sözüm kesildiğinde, arkadaşıma anlatt ığım konunun sonunu getiremediğim için çok rahatsız oluyorum" şeklinde uyarıda bulunmak daha açıklayıcı olacaktır. Böylece çocuk kendini eleştirilmiş hissetmeden, davranışın yaratt ığı duyguyu ve sonuçlarını fark etmiş olur.

"Onun çocuk olduğunu unutmayın!"
Anne- baba olarak karşınızdakilerin çocuk olduğunu her zaman kendinize hatırlatmalı ve söylediklerinizi harfi harfine yerine getiremeyeceklerini unutmamalısınız. Çocuğunuzun davranışlarında neyi istemediğinizi değil de, neyi istediğinizi düşünerek hareket edin ve uyarılarınızı bu yönde şekillendirin. Böylece hem kendinizde hem de çocuğunuzda olumlu bir etki yaratmış olursunuz. Rahat ve mutlu bir birey olmaya kendinizden başlarsanız, çocuğunuz sizi model alarak bu yönde davranışlar geliştirebilir."
Psikolog Eda ERGÜR

BİZE ULAŞIN