Çocuğunuz kaybolmasın

Çocuğunuz kaybolmasın

Dünyada her 5 dakikada 1 çocuğun kaybolduğu göz önüne alındığında, anne-babaların dikkatli davranması ve mutlaka önlem alması gerekiyor.

  • Çocuk
  • Çarşamba 08.11.2017 13:51

Hemen hemen her yıl Uludağ'da kayak yaparken kaybolan çocuk veya çocukların haberlerini medyadan duyuyoruz. Geçtiğimiz ay da Uludağ'da bir çocuk kayboldu ve neyse ki üzerinden fazla zaman geçmeden bulundu. Birçok kaybolma olayı mutlu sonla bitse de, aileler için bu tür olaylar gerçekten de çok can sıkıcı oluyor. Kayak yapılan yerlerde sisten kaynaklı olarak yön kaybetme gibi dezavantajlar oluyor, ancak diğer doğal ortam aktiviteleri ve kalabalık mekanlarda da çocukların kaybolma riski oldukça fazla. Kaybolma durumları ise hem aileler hem de çocuklar açısından travmatik olabiliyor, özellikle de çocukların psikolojisi olumsuz etkileniyor. Kaybolmaların önüne geçmek içinse en baştan itibaren bazı önlemler almak gerekiyor. Konuyla ilgili görüş aldığımız Psikolog Aynur Sayım'a göre, en büyük önlem biz yetişkinlerin asla ihmalkar davranmaması. Alınabilecek en iyi önlemlerden bir diğeri de "çocuk takip sistemleri". Çocuk takip sistemleri, ailelerin çocuklarıyla dışarıda güvenle vakit geçirebilmesini sağlıyor. İster anahtarlık gibi kullanılabilen isterseniz akıllı telefonlarla senkronize çalışan takip sistemleri kaybolmaların önüne geçtiği için mutlaka tavsiye ediliyor. Ülkemizde henüz çok yaygın kullanılmasa da, ilerleyen dönemlerde çocuk takip sistemlerinin hak ettiği ilgiyi göreceği bir gerçek…

Çocuklar neden kaybolur?

Aile ihmali: Ailenin, çocuğun ihtiyaçlarını gidermekte ihmalkar davranması, çocuğu yeterli derecede desteklememesi ve korumaması.
Denetimin zayıf kalması: "Çocuk nerede, ne yapıyor?" gibi konuları ailelerin merak etmemesi.
Çocuğun kendini koruma konusunda bilgilendirilmemiş olması: Sakıncası olan ortamların, kimlerle iletişim kurmaması gerektiğinin ve tehlikeli durumlarda neler yapabileceğinin çocuğa yeterince öğretilmemesi.
Çocuğun bireysel yetersizlikleri: Zeka geriliği, gelişim sorunları ve bedensel engel gibi çocuğun bireysel yetersizlikleri.

Kayıplar önlenebilir mi?
Öncelikli olarak çocuğu koruma çalışmaları yapılmalıdır. Bu koruma çalışması; çocuğu bilinçlendirme ve ailenin alacağı önlemleri içerir. Çocuğa; uygun olmayan inşaat, uzak cadde ve sokaklar gibi ortamlarda bulunmaması gerektiği söylenmelidir. Tanımadığı kişilerin söylediklerini dinlememesini, onlardan ikram edilen şeker, çikolata gibi yiyecekleri almamasını, kendi kendine kaybolursa nereye gitmesi gerektiğini, anne ve babasının iletişim numaralarını ve adreslerini çocuğa öğretmek gerekir. Fakat açıklama ve öğretiler çocuğun yaşına göre ve gerektiği kadar yapılmalıdır. Çünkü sürekli çocuğunu tehlikelere karşı uyaran kaygılı ailelerde yetişen çocuklarda, gereksiz korkular ve kaygı bozukluğu ortaya çıkabilir. Bu da onun sosyal gelişimini olumsuz etkileyecektir.

Çocuk kaybolduysa ne yapılmalı?
• Çocuğun en son bulunduğu yeri tespit edin ve araştırmaya buradan başlayın.
• Arkadaşlarının ailelerini ve gidebileceği yakınlarınızı arayın. Durumu onlara da bildirin.
• Okulunu bu konuda bilgilendirin.
• Kısa bir sürede kendi çabalarınızla bulamazsanız, vakit kaybetmeden polisi arayın ve rapor tutulmasını isteyin.
• Çocuğun üzerinde ne olduğunu hatırlayın ve en son çekilmiş resmini bulun.
• Yapılacak telefon görüşmeleri için farklı telefon kullanın, cep ve ev telefonunu meşgul etmeyin.

Kaybolan çocuk bulunduktan sonra ona nasıl yaklaşılmalı?
Çocuklar yetişkinlerden daha karmaşık duygular yaşar. Anne-baba bunu göz önünde bulundurmalı, her ne kadar yoğun duygular yaşasa da kaybolan çocuğa sarılarak onu sakinleştirmelidir. Çocuğa kendine gelene kadar konuyu açmamak, soru yağmuruna tutmamak, sorduğu sorulara cevap vermek ve güvende olduğunu hissettirmek gerekir. Anne ve baba da yaşadıkları duyguları çocukla paylaşmalıdır. "Senin için çok endişelendik, merak ettik" gibi cümleler söylemelidir. Bazen, çocuğa kızmak, bağırmak veya şiddet uygulamak, maalesef ki rastlanılan davranışlar arasındadır. Anne-babanın yaşadığı yoğun kaygı ve suçluluk duyguları buna sebep olsa da, bu şekilde davranılması yanlıştır. Çocuğu her koşulda anlamaya ve destek olmaya çalışmak daha doğru bir yaklaşım olacaktır.

10 Altın kural

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ve Yakınlarını Kaybetmiş Aileler Derneği (YAKAD) işbirliğinde hayata geçirilen "Çocuklar Kaybolmasın Projesi" adı altında çocuk kaybolmalarını önlemeye yönelik ebeveynleri bilinçlendirmek adına şu 10 altın kural açıklandı:

1. Sakıncalı yerler hakkında çocuklara bilgi verin: Issız sokaklar, inşaat ve terkedilmiş yerlere gitmemeleri gerektiğini öğretin.
2. Tanıdıkları bir kişi bile olsa hiçbir yere anne-babanın onayı olmadan gitmemeleri gerektiğini ifade edin.
3. Tanımadıkları kişilerden yiyecek, içecek ve ilaç gibi maddeler almamaları gerektiğini anlatın.
4. Sesin bir imdat çağrısı olabileceğini söyleyin. Zor durumlarda bağırarak yardım istemesini öğretin.
5. Kendi adlarını ve soyadlarını, aile üyelerinin, adlarını, soyadlarını ve adreslerini öğretin. Kimlik bilgilerini yanlarında taşımalarını sağlayın.
6. Evde yalnız kaldıklarında tanımadıkları kimseye kapıyı açmamaları gerektiğini anlatın.
7. Parkta veya dışarıda oyun oynarlarken süreklİ izleyin.
8. Güvenlik görevlileri, polis ve jandarma gibi güvenebilecekleri kişileri ve okul, hastane, karakol, cami gibi yardım istenebilecek yerleri öğretin.
9. Kaybolduklarını fark ettiklerinde oldukları yerden uzaklaşmamaları gerektiğini öğretin.
10. Birine emanet etmek zorunda kaldığınızda sürekli o kişiyle iletişimde kalın.

"Kaybolan çocuğa olumsuz yaklaşmak, kalıcı korkular bırakabilir"

Kaybolan çocuğunu bulan anne-babalar bazen çocuğa karşı sert ve olumsuz tavırlar sergileyebilirler. Bu tip yaklaşımlar karşısında çocuğun korkuları artabilir, uyku ve beslenme sorunları başlayabilir veya anne-babasının yanından ayrılmak, hatta dışarı bile çıkmak istemeyebilir. Kalıcı korkular oluşması nedeniyle de çocuk kimi zaman agresifl eşebilir.
Psikolog Aynur Sayım

Hazırlayan: Şenay ÇELİK

BİZE ULAŞIN