Hamilelikte kış hastalıkları

Hamilelikte kış hastalıkları

Kış geldi çattı. Tabii hastalıklar da… Uzmanlar özellikle anne adaylarının kış aylarında daha dikkatli olmaları ve kendilerini enfeksiyonlardan korumaları gerektiğini söylüyorlar. Peki, nasıl? İşte hamilelikte kış hastalıkları dosyamız…

  • Hamilelik
  • Perşembe 10.08.2017 12:34

Bu sene kış geç geldi gelmesine ama bir ısınan bir soğuyan havalar da bu geçici sıcaklıklara kanan birçok kişinin hastalanmasına sebep oldu. Yeterli beslenmemek, kapalı alanlarda daha çok zaman geçirmek, mevsime uygun giyinmemek ve enfeksiyonlar gibi sebepler yüzünden kapımıza dayanan kış hastalıklarından en çok etkilenebilecek kişiler arasında anne adayları yer alıyor. Kadın Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Kağan Kocatepe, hamilelerde sık karşılaşlan hastalıkları ve korunma yollarını anlattı. Sağlıklı bir kış geçirmeniz dileğiyle…

Kış aylarında dikkatli olun

Değişen hava koşulları ve kapalı alanlara mahkum olma sebebiyle kış aylarında özellikle üst solunum yolu enfeksiyonları ve zatürreye karşı dikkatli olmak gerekiyor. Ayrıca grip, nezle, farenjit, sinüzit gibi diğer pek çok hastalık da kış aylarında özellikle bağışıklık sistemlerinin diğer insanlara göre daha zayıf olması nedeniyle anne adaylarının sağlığını tehdit eden hastalıklar arasında yer alıyor. İşte hamilelik boyunca karşılaşılabilecek kış hastalıkları ve tedavi yolları…

Grip

Grip, çok şiddetli belirtileriyle insanın dayanma sınırlarını zorlayan, işgücü kaybına yol açan ve başta yüksek risk grubundakiler olmak üzere (Yaşlılar ve kronik hastalığı olanlar) grip geçiren herkeste zatürre gibi hayatı tehdit eden komplikasyonlara neden olabilen ciddi bir virüs enfeksiyonudur.

Grip virüsü damlacık enfeksiyonuyla (Virüsü taşıyan bireyin ortama soluduğu havayı başka bir bireyin solumasıyla oluşan enfeksiyon) oldukça kolay bir şekilde bulaşabilen ve solunum yolu hücrelerini tahrip etme özellikleri güçlü olan bir virüstür. A, B ve C olmak üzere üç ayrı tipi vardır. Bunlar arasından özellikle A ve daha az oranda B, antijenik özelliklerini hızla değiştirebilen virüslerdir. Aynı tipten olan virüsün değişik antijenik özellikler kazanması sonucu ortaya çıkan yeni virüs alt tipine "Suş" adı verilir.

İnsan aynı tip virüsün değişik Suş'larıyla defalarca enfekte olabilir. Bu da bir insanda grip enfeksiyonu olduğunda grip hastalığına karşı hiçbir zaman tam bir bağışıklık oluşmamasına yol açar. Özellikle A tipi virüs hücre yüzeyindeki maddeleri sürekli değiştirebilen ve bu nedenle her seferinde vücuda farklı bir kimlikle girdiğinden bağışıklık sisteminin hızlı cevap vermesini engelleyen bir virüstür.

B tipinin bu özelliği daha zayıf olmasına karşın, C tipinin değişme özelliğinin olmadığı kabul edilir. Bu yüzden salgınlar en sık; A tipi virüs ve ikinci sıklıkta B tipi virüs ve bunların sürekli değişen Suş'ları ile meydana gelir.

Korunma yolları

Grip salgını durumlarında özellikle çocukların ve anne adaylarının mümkün olduğu kadar evden çıkmamaları etkili olabilir. Okullar ve diğer toplu alanlar virüslerin en kolay bulaştığı yerlerdir. İnsanlarla yakın temasta bulunmamak (Öpüşme ve el sıkışma gibi…), gribe yakalanma riskini önemli derecede azaltır. C vitamini kaynağı olan meyvelerin bolca tüketilmesi ve beslenmenin usulüne uygun düzenlenmesi de vücudun direncini artırmak açısından önemlidir.

Ancak geçirilmekte olan gripte veya gribi önlemede; tablet şeklinde alınan yüksek doz C vitaminlerinin etkinliği henüz kanıtlanmış değildir ve muhtemelen de etkisizdir. Uykusuzluk, sigara, alkol, aşırı yorulma gibi etkenlerin de vücut direncini düşürdüğü unutulmamalıdır. Yaşam tarzının tekrar düzenlenmesi gripten korunmada özellikle anne adayları için çok önemlidir.

Anne adaylarına şu tavsiyelerde bulunabiliriz: Grip mevsiminde (Aralık-Mart sonu arası) mümkün olduğunca toplu yerlerde bulunmamak, öpüşme ve tokalaşma gibi yakın temastan kaçınmak virüs alma riskini oldukça azaltır. Grip aşısı hamilelerde gerekli durumlarda uygulanabilir. Hamileliğin her döneminde uygulanabilmesine karşın organ gelişiminin bittiği birinci trimester (ilk 3 ay) sonu, aşı uygulanması için en ideal zamandır. O zaman kadar beklenmelidir. Özellikle yüksek risk altında olan anne adaylarının aşı olmaları, grip geçirme riskini önemli derecede azaltır.

Belirtileri

Grip, salgınlara yol açtığında kitlesel hastalanmalara ve ölümlere neden olabilir. Salgınlar genellikle bir coğrafi bölgeyle sınırlı kalır (Epidemi), ancak virüs lehine uygun koşullar bulunduğunda tüm dünyaya yayılabilen kitlesel salgınlar (Pandemi) oluşabilir. Salgınlardan başta A ve daha az oranda B tipi virüs sorumludur.

Geçtiğimiz yüzyılda dünyada dört ayrı büyük salgın (Pandemi) meydana gelmiş ve bunların en büyüğü olan "1918-1919 Salgını"nda yaklaşık 20 milyon kişi ölmüştür. Günümüzde ülkelerarası yolculukların artmış olması, yeni bir salgın olması durumunda bunun dünyaya yayılmasının oldukça kolay olabileceği varsayımını doğurur.

Grip salgınları genellikle dünyanın bir coğrafi bölgesinde başlar, 2-3 haftada en üst seviyeye ulaşır ve bu salgın 6-10 hafta sürer. Salgın ilk belirtilerini okul çocuklarında, ateşli üst solunum yolu enfeksiyonlarının artması şeklinde verir.

Bunu kısa zamanda erişkinler arasında enfeksiyon artışı izler ve yaklaşık bir hafta sonra grip salgınına ilk yakalanalar hastaneye yatmaya başlar. Ilıman iklimli bölgelerde (ülkemiz de dahil) salgınlar çoğunlukla aralık ayında başlar ve 4 ay kadar sürer. Tropikal iklimli bölgelerde salgınlar tüm yıla dağılmış olarak ortaya çıkabilir.

Salgından birden fazla Suş sorumlu olabilir. Grip mevsiminin sonlarına doğru ortaya çıkan Suş, genellikle gelecek yılın salgınından da sorumludur ve aşı bu Suş'lara göre hazırlanır. Dünyayı sarsan salgınların (1957, 1968 ve 1977) üçünün başlangıç yerinin Çin ve Uzakdoğu Asya olması ilgi çekicidir. Grip genellikle oldukça ağır belirtilerle seyreden bir enfeksiyondur. Kış aylarında grip benzeri hastalık yapabilen en az üç ayrı virüs tipi mevcuttur.

Bu virüsler grip kadar ağır belirti vermezler ve nadiren komplikasyonlara neden olurlar. Her ateşli enfeksiyonu grip olarak yorumlamak doğru değildir. Damlacık enfeksiyonu ile (Havada bulunan virüs içeren partiküllerin solunum yoluna girmesiyle) solunum yoluna giren virüs iki günlük (1- 4 gün arası olabilir) kuluçka döneminden sonra belirtilerini vermeye başlar. İlk belirtiler ani ateş yükselmesi, titreme, baş ağrısı, kas ağrısı ve genel bir kırgınlık halidir ve bu belirtiler genellikle enfeksiyon oluşan herkeste görülür.

Kas ağrıları ve baş ağrısı çok şiddetli olabilir. Ateş ne kadar yüksekse bu ilk grip belirtileri de o kadar ağır olur. Eklem ağrıları, ışığa duyarlılık, gözlerin yaşlanması ve yanması, gözleri hareket ettirirken ağrı duyulması, kuru öksürük ve burun akıntısı, burun tıkanıklığı, boğaz ağrısı da sık görülen diğer belirtilerdir.

Ateş ve kas ağrısı gibi genel belirtiler kaybolduktan sonra solunum sistemi belirtileri ön plana çıkmaya başlar. Ateş, 38-40 dereceye kadar yükselir. Ateş yükselmesinin ilk zamanlarında yüz kızarıktır, cilt nemlidir ve cilt "ateş gibi yanıyor" hissi verir. Gözyaşı salgısı artmıştır ve gözler kızarmıştır. Çocuklarda ateş çok daha yüksek seyredebilir, boyun lenf bezlerinde şişme olabilir, bulantı-kusma ve karın ağrısı da ortaya çıkabilir.

Hamilelerde özellikle 2. ve 3. trimester'da, zatürre gibi komplikasyonlar nispeten daha sıktır. Yaşlılarda sistemik belirtiler daha azdır, ancak zatürre daha kolay gelişir. Virüs taşıyıcılığı erişkinlerde 3-5 gün devam ederken çocuklarda 2 haftaya varabilir. Virüsün kana ve diğer organlara (Hamilelerde bebeğe) bulaşması beklenen bir durum değildir.

Grip solunum yolu hücrelerini tercih eden bir virüstür. Tüm bu belirtiler genellikle bir haftada oldukça hafifler ve kaybolur. Bazı duyarlı kişilerde ise grip virüsünün kendisine ya da bakteri çoğalmasına bağlı zatürre gelişebilir. Bu, gribin en istenmeyen ve en ağır komplikasyonudur. Gribe bağlı ölümlerin hemen tümünde neden, zatürre gelişimidir. Grip seyrinde kronik bronşit alevlenmesi, astım alevlenmesi, orta kulak enfeksiyonları ya da sinüzit gibi diğer üst solunum yolu enfeksiyonları da ortaya çıkabilir.

Tedavisi

Grip geçiren kişilerde tedavide istirahat esastır. Bu, hem hastalığın diğer bireylere bulaşmasını engellemek, hem de vücudun virüsle savaşması için gerekli enerjiyi sağlamak amacıyla son derece önemlidir. Beslenme ve sıvı alımına mutlaka dikkat edilmelidir. Şiddetli belirtiler olması durumunda belirtileri gidermeye yönelik çeşitli ilaçlar, hamilelerde dahil olmak üzere doktor önerisiyle kullanılabilir (Burun tıkanıklığının giderilmesi, öksürüğün kesilmesi, ateşin düşürülmesi, kas ve eklem ağrılarının azaltılması gibi…).

Doktorun gerekli gördüğü durumlarda grip virüsüne etkili ilaçlar da kullanılabilir. Rimantadine ve Amantadine, adlı etken maddeleri içeren ilaçlar iyileşme süresini kısaltabilir. Yine Amantadine, grip geçiren bireyle temas halinde olan kişiyi enfeksiyondan korumada etkili olabilir. Grip seyrinde zatürre meydana geldiğinde durumun hastanede yatırılarak tedavi edilmesi gerekir.

Nezle

Burun iç yüzeyini tutan ve burun tıkanıklığı, hapşırma ve burun salgılarının artmasıyla seyreden nezle, özellikle mevsim dönümlerinde sık rastlanan bir enfeksiyon türüdür. Tek başına nezle, hamileliğin seyrini olumsuz yönde etkilemez.

Korunma yolları

Nezleye neden olan mikroplar, dokunduğunuz her yerden bulaşabilir. Bu nedenle kış aylarında temastan kaçının. Kalabalık ortamlarda fazla bulunmak, hastalığa neden olan mikropların solunum yoluyla vücuda girmesini kolaylaştırır. Hasta insanların olduğu ortamlardan özellikle uzak durulmalı, bol bol sebze-meyve tüketilmelidir.

Belirtileri

Nezle, kulakla boğaz arasında yer alan kanalları tıkadığında kulak tıkanması ve buna bağlı işitmenin azalmasına, kulakta dolgunluk hissi gibi rahatsız edici belirtilere, gözyaşı kanalının burun içine akmasını engellediğinde ise gözlerde yaşlanmaya ve gözlerin kızarmasına neden olabilir.

Tedavisi

Virüslere bağlı bir enfeksiyon olduğundan tedavisinde antibiyotik kullanımı gereksizdir. Burun tıkanıklığını gidermek için kullanılan serum fizyolojik içerikli ilaçlar, çoğu durumda yeterlidir ve enfeksiyon belirtileri 3-4 gün içinde kendiliğinden kaybolur. Böyle durumlarda belirtileri gidermek için daha farklı ilaçlar kullanılması gerekebilir.

Sinüzit

Yüz kemiklerinin içinde yer alan bazı boşluklara sinüs adı verilir ve burun içiyle bağlantıda olan bu boşlukların tıkanmasıyla sinüzit oluşur. Korunma yolları Soğuk algınlığı, sinüzitin başlıca nedenlerindendir. Bu konuda dikkatli olunmalı, ıslak saçla dolaşılmamalıdır

Belirtileri

Sinüzit durumunda baş ağrısı, burun tıkanıklığı, burundan pü (irin) gelmesi, geniz arkasına akıntı, yüzde dolgunluk hissi ve ileri durumlarda ateş ve halsizlik gibi belirtiler ortaya çıkabilir.

Tedavisi

Kulak-burun-boğaz muayenesinde veya hamileliği takip eden doktorun muayenesinde kolaylıkla tanısı konan bu enfeksiyon, bakterilerle oluştuğundan tedavisinde çoğu durumda antibiyotik kullanmak gerekir.

Orta kulak enfeksiyonu

Erişkinlerde ender görülmesine karşın hamilelik seyrince orta kulak enfeksiyonlarına rastlanabilir. Genellikle basit bir üst solunum yolu enfeksiyonunun ilerlemesi ve orta kulak boşluğu ile boğaz boşluğu arasında yer alan tüplerin tıkanmasıyla ortaya çıkar.

Korunma yolları

Üst solunum yolu hastalıklarından korunmak bu hastalıktan da korunmak anlamına gelir. Kulağa su kaçırılmamasına dikkat edilmeli, soğuk havayla teması engellenmelidir.

Belirtileri

Bu enfeksiyonda, orta kulak içinde biriken pü (irin), kulak ağrısı, baş ağrısı, duyma güçlüğü ve ateş gibi belirtilere neden olur.

Tedavisi

Tedavisinde antibiyotik yanında tüplerin açılması için ek bazı ilaçlar kullanılması gerekir.

Farenjit

Bir çeşit boğaz enfeksiyonudur.

Korunma yolları

Farenjitten korunmak için özellikle sigara içilen ortamlardan uzak durulmalıdır. Ayrıca boğazı tahriş eden aşırı sıcak ve soğuk yiyecek ve içeceklerden de kaçınılmalıdır. Tozlu ve kirli ortamlardan, kapalı yerlerden uzak durmak gerekir.

Belirtileri

Şiddetli boğaz ağrısı, yutma güçlüğü ve bazen diğer bölgelerin enfeksiyonlarına ait bulgular gözlenir.

Tedavisi

Tedavisinde antiseptik etkili gargara ve antibiyotik kullanmak gerekebilir.

Bademcik iltihabı (Tonsillit)

Erişkinlik döneminde nispeten ender görülmesine karşın, anne adaylarında zaman zaman bademcik enfeksiyonlarına rastlanabilir.

Korunma yolları

Soğuk algınlığından korunmalı, sigaralı ortamdan uzak durulmalı ve soğuk yiyecek-içecekler tüketilmemelidir.

Belirtileri

Tüm üst solunum yolu enfeksiyonları arasında en sık ateş yapan ve en şiddetli belirtilere neden olan enfeksiyondur.

Tedavisi

Bu enfeksiyon türünün tedavisinde bazı durumlarda enjeksiyon şeklinde antibiyotik kullanmak gerekebilir. Bademciklerde apse gelişmesi durumunda cerrahi müdahale de gerekebilir.

Ses telleri iltihabı (Larenjit)

Hamilelik döneminde ender görülen enfeksiyonlardan biridir.

Belirtileri

En belirgin iki belirtisi ses kısıklığı ve boğaz ağrısıdır.

Tedavisi

Kulak-burun-boğaz muayenesi gerektiren bu durumun tedavisinde antibiyotik ve diğer bazı ilaçları kullanmak ve ses istirahatı uygulamak gerekir.

Bronşit

Akciğerin orta çaptaki solunum yollarının iltihabıdır.

Korunma yolları

Özellikle yatak odasını sık sık havalandırmak, A vitamininden zengin beslenmek ve hasta olanlarla yakın temastan kaçınmak başlıca önlemlerdir.

Belirtileri

Balgam, göğüste dolgunluk ve batma hissi, öksürük ve öksürükle beraber ağrı ve bazen ateşle seyreden bir enfeksiyon türüdür.

Tedavisi

Öncelikle akciğerlerde enfeksiyon olmadığından emin olunduktan sonra antibiyotik ve buğu uygulaması gibi tedaviler gerekebilir. Sigara içilen ortamlardan uzak durulması son derece önemlidir.

Zatürre

Alt solunum yollarını, yani direkt olarak akciğerleri tutan bu enfeksiyon, özellikle ağır üst solunum yolu enfeksiyonları seyrinde ve grip salgınlarında ortaya çıkabilir.

Korunma yolları

Korunmada aşı önemli etkendir. Ve diğer soğuk algınlıklarında uygulanan önlemler alınmalıdır.

Belirtileri

Zatürre belirtileri öksürük, balgam, nefes darlığı, ateş ve göğüs ağrısı şeklinde olabileceği gibi bu belirtilerden yalnızca birisinin varlığında bile yapılan değerlendirmede zatürree tanısı konabilir.

Tedavisi

Üst solunum yolu enfeksiyonlarının değerlendirilmesinde zatürre şüphesi olan durumlarda tanıyı doğrulamak ve tedaviye yön vermek için akciğer grafisi çekilmesi gerekebilir. Bu durumlarda çoğu zaman kar/zarar oranı film çekilmesi yönündedir ve doktorun bu önerisi kabul edilmelidir. Zatürre tanısı konduktan sonra bazı durumlarda antibiyotik tedavisinin hastaneye yatırılarak verilmesi gerekebilir.

Hazırlayan: Işıl Evrim AKGÜN

BİZE ULAŞIN