10 hamileliğin 1’i riskli!

Hamilelik ve doğum hayatın en özel dönemlerinden biri. Anne ve baba adaylarının en büyük arzusu, hem sağlıklı bir hamilelik hem de sağlıklı bir doğum gerçekleştirebilmek. Günümüzde, 10 hamileliğin biri riskli, bu nedenle hamilelikte takibin ve gerekli testlerin yapılması hayati önem taşıyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum / Perinatoloji Uzmanı Prof. Dr. Melih Atahan Güven, sağlıklı bir hamilelik ve doğum için tüyolar verirken ciddi riskler atlatan anne Neslihan Kır Unan, kendi hamilelik sürecini anlattı.

Giriş Tarihi: 21.5.2019 13:57 Son Güncelleme: 21.5.2019 13:57
10 hamileliğin 1’i riskli!

SAĞLIKLI HAMİLELİK TÜYOLARI

Prof. Dr. Melih Atahan Güven, hamileliğin bir hastalık değil, belki de annelerin hayatlarında dinlenebileceği tek dönem olduğunu, çocuk doğduktan sonra bir koşturmacanın içinde olunacağını belirtti ve tüm hastalarına bu dönemin keyfini ve tadını çıkarmalarını önerdiğini anlattı. Hamilelikte, pıhtılaşmanın artmasından dolayı hareket etmenin çok önemli olduğunu, anne adaylarının daha önce yaptıkları spor ve işlerine devam etmelerinin önemini vurguladı. Hamilelikte beslenmenin, sağlıklı beslenme prensipleriyle aynı olduğunu belirten Prof. Dr. Güven, porsiyonları abartmadan, küçük porsiyonlarla, karbonhidrat ağırlıklı beslenmeden organik beslenmeye ve koruyucu ve katkı maddesi olan paketli gıdalardan uzaklaşmaya çalışılmasını, fast-food besinler ve tatlı yenilmemesini önerdi.

HAMİLELİK TÜM BEDENİ DEĞİŞTİRİYOR

Hamileliğin tüm bedeni değiştiren bir süreç olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Güven'in anne adaylarına şu bilgileri verdi: "Hamilelikte öncelikle tüm organların iyi çalışması gerekir. Çünkü hamilelikle beraber beden değişiyor, örneğin hamilelik öncesi bedende 5 litre kan varken, hamilelikle bu oran 7,5 litreye çıkıyor. Hamilelik öncesi kalp rahatsızlığı, tansiyon problemi, ritim bozukluğu var mı diye bakılmalı. Böbrek fonksiyonları, idrar, smear testi, toksoplazma gibi rahatsızlıkların geçirilip geçirilmediği veya hastanın özel bir şikayeti varsa, ona yönelik testleri yaparak kontroller sağlanmalı. Elbette yumurta rezervleri ve rahim de önemli. Bu nedenle bebek sahibi olmak isteyen kişilere, bir jinekologa gidip tüm süreci baştan konuşup ilerlemelerini tavsiye ederim. Hamile kalmadan önce bedeninizin bu yolculuğa hazır olup olmadığı sorusunu sormalısınız."

DÜŞÜKLE SONUÇLANAN HAMİLELİKLER

Prof. Dr. Güven, düşüklerin yüzde 80'inin bebek kalp atışı oluşmadan durduğunu, aslında bunun bir şekilde bedenin de bir otokontrolü olarak görülebileceğini söyledi. Kalp atışının görülmesinden sonra düşük oranının yüzde 5'e indiğine dikkat çeken Prof. Dr. Güven, bu konuda kendisine çok soru geldiğini ve düşük önleyici bir ilaç bulunmadığını özellikle vurguladı.

NORMAL DOĞUM İÇİN MENTAL HAZIRLIK ŞART

Prof. Dr. Güven, normal doğum için en büyük sırrın, anne adayının normal doğumu istemesi ve hamileliğin başından itibaren mental olarak hazırlanması gerektiğini söyledi: "34.-35. haftalardan önce bu süreci düşünmeleri ve kendilerini hazırlamaları gerekli. Çünkü normal – vajinal- doğumda, anne adayının kendini hazırlaması gerekir. Doğum 12-15 saat kadar sürebiliyor, anne adayının destek alması gerekebilir, bu nedenle de mental hazırlık çok önemli."

KALBİM BİR BEBEĞİ YAŞATACAK KADAR KAN POMPALAMIYORDU

Etkinlikte bir kız çocuğu annesi Neslihan Kır Unan da kendi hamilelik sürecini ve yaşadığı sıkıntıları nasıl aştığını anlattı: "İlk hamileliğim düşükle sonuçlandı, daha kalp atışı görülmeden 5,5 haftalıkken bir düşük yaşadım. Bu düşükle beraber şans eseri bir pıhtılaşma sorunu yaşadığımı öğrendim; bu durum hamile olduğumda benim ve bebeğim için ilerleyen gebelik haftalarında problem yaratabilirdi. Bu duruma çok üzüldüm tabii… İkinci hamileliğimi de bir anda çok büyük bir kanama ile öğrendim ve soluğu doktorumda aldım. Hocam bana uzun bir süre dinlenmemi önerdi aktif kanamam nedeniyle. Sonra o mucizevi an geldi; hamileliğimin 10 haftasından bir kızım olacağını öğrendim. Nasıl sevindim anlatamam! 10.-20. Hafta arası çok rahattım ama 20. haftadan sonra hamileliğimin en zor dönemini yaşadım. Rahim ağzımda kısalma başladı, bu da bir erken doğum belirtisiydi. Bu nedenle, o günden 35. haftaya kadar yani 15 hafta çok aktif olmadan dinlenerek geçirdim. Bu arada, 30. gebelik haftasında, bir anda çok ciddi bir kaşıntıyla uyandım, her yerim yanıyordu. Gebelik kolestazı olduğumu öğrendim ki bu, annenin zehirlenmesi ve bebek ölümüne kadar gidebilen bir durum demekti. İlaç tedavisine başladım; birkaç günde bir ultrason ile takip ettiler. 35 hafta 5 günlükken, ağrılarım başladı ve kızım dünyaya gelmeye karar verdi ve bir prematüre olarak dünyaya geldi. Çok şükür şimdi, sağlıklı bir bebek."

ARKADAŞINA GÖNDER
10 hamileliğin 1’i riskli!
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
SON DAKİKA