Şeker bağımlısı olmasın

Şeker bağımlısı olmasın

Her tükettiğimiz an mutluluk hissi veren şekerin; uyuşturucu madde kullanıyor etkisi yarattığı ve ciddi bir bağımlılık olduğu, fazlasının sağlık için olumsuz etkileri olabileceği, maalesef bir çoğumuzun aklına gelmiyor.

  • Sağlık
  • Cuma 03.11.2017 12:03

Uzmanlar 1 yaşına kadar bebeklere tuz vermememiz gerektiğini söylüyorlar. Peki, ya şeker? Bu gıdanın zararları çoğu zaman göz ardı ediliyor maalesef. Meyve, bal, pekmez gibi doğal yiyecekler haricinde bebeklerin mamasına katılan şeker ve şekerli gıdalar, aslında o minik bedenlerin gereksiz yere erken dönemde şekerle tanışmalarına neden oluyor. Ve devamında da çocuk mutlu olsun diye şekerler, çikolatalar, bisküviler veriliyor ellerine… Bu da pek çok çocukta şeker bağımlılığına neden oluyor. Uzmanlar tarafından şekerin sigara bağımlılığından farksız olduğu söyleniyor. Ve şeker öyle bir şey ki; tükettikçe tüketesiniz geliyor, fazla tüketmemezseniz de canınız istemiyor. Demek ki kendimizde ve çocuklarımızda şeker alışkanlığı ve bağımlılığını yaratan yine bizleriz. İşte bu sebeple biz de bu ciddi sorunu ele almak istedik. Çocukları şekerli yiyeceklerden uzak tutmak için neler yapılması gerektiğini Beslenme ve Diyet Uzmanı Selvi Akman'a, şeker bağımlılığının psikolojik yönünü ise Psikiyatrist Yrd. Doç. Dr. Onur Noyan'a sorduk.

Şeker neden bağımlılık yaratır?
Şeker bağımlılığı, tatlı krizi veya şeker duyarlılığı gibi farklı biçimlerde de adlandırılır. Şekerli yiyeceklerin aşırı tüketimi, her gün veya ara ara şiddetli tatlı krizlerinin olması gibi durumlarda şeker bağımlılığı söz konusudur. Şekerli yiyeceklerin alımı, beyindeki opiod reseptörlerini aktif hale getirerek keyif duygusunun oluşmasını sağlar. Bu duygu ile vücudun ödüllendirme ve rahatlatma sistemi etkinleşir. Beynin mutluluk duygusunu tanımasıyla beraber daha fazla şeker tüketme isteği başlar. Aynı zamanda aşırı şeker tüketimi, kan şekeri seviyesini yükseltir. Yükselen kan şekerini normal hale getirmek için pankreas fazla miktarda insülin salgılamaya başlar. Bunun sonucunda da kan şekeri seviyesi hızlı bir şekilde düşer. Böylelikle daha fazla şekerli yiyecek yeme arzusu ortaya çıkarak aşırı tatlı yeme döngüsü başlar.

Şeker bağımlılığı oluştuğu nasıl anlaşılır?
Şeker bağımlısı olan çocuklar fazla miktarda şekerli yiyecek, beyaz ekmek, makarna, hamur işleri gibi karbonhidrat ve et ürünlerini fazla miktarda tüketirler. Şeker bağımlılığı; baş ağrısı, şişkinlik, yorgunluk ve uykulu olma gibi belirtilere de neden olur.

Fazla sekerin zararları neler?
- Seker bagımlılıgı hücrelere zarar verebilir ve bagısıklık sistemini düsürür.
- Düzenli olarak tüketilen fazla seker, kan sekerinde bir artısa neden olur. Fazla miktarda insülin salgılandıktan sonra kan sekeri seviyesi hızlıca düsmeye baslar; bu çocugu aç ve yorgun düsürür. Bunun sonucunda da çok fazla seker tüketmek insülin üretimini etkiler ve seker hastalıgına neden olabilir.
- Sekerli yiyecekler vücudun ihtiyaç duydugu besin maddelerini vermediginden, doygunluk hissi olusturmaz. Çocuk karbonhidrata ihtiyaç duyar ve asırı yemek ister. Çok fazla sekerli yiyecek tüketmesi sonucunda, asırı kilolu veya obez olma riski artar.
- Seker, çocugun agzında 20 dakika veya daha uzun süre kaldıgı zaman bakteriler bu sekeri aside dönüstürür. Bu da disin mine tabakasını zedeler ve dis çürümesine neden olur.
- Sekerli yiyeceklerdeki renklendiriciler ve katkı ürünleri çocuklarda alerjik reaksiyonlara yol açabilir.
- Fazla miktarda sekerli yiyecekler tükettikten sonra kanda dolasan büyük miktarda seker, damarlara zarar verebilir. Bos kalori içerigine sahip bu yiyecekler, çocukları sinirli ve hiperaktif hale getirir. Aynı zamanda çok fazla sekerli yiyecek tüketmek, çocugun protein, saglıklı yaglar ve lif içerigi yüksek besinlerden daha az tüketmesine neden olur. Bu da çocugun saglıklı büyüme ve gelismesini engeller.

Meyveler masum mu?
Meyveler; folik asit, beta-karoten, lutein, E, C, K, B2 vitaminleri, potasyum, kalsiyum, magnezyum, demir gibi mineraller, posa ve antioksidanlardan zengindir. Meyvelerde dogal seker vardır, fakat vitamin ve mineraller içerirler. Meyvelerin lifli yapısından dolayı diger sekerli yiyeceklere oranla daha yavas sindirilir. Bu da kan sekerinin çok hızlı yükselmesini engeller. Saglıklı bir beslenmede meyvelerin günde 3-4 porsiyon (450-500 gram/gün) tüketilmesi önerilir. Çocuklarda porsiyonlar yetiskin porsiyonlara göre daha az olmalıdır. Çocuk küçükse günde 1 meyve, biraz daha büyüdügünde 2 meyve, ergenlik dönemine geldiginde ise yetiskin porsiyonları kadar önerilir. Çocugun avuç içi, kabaca bir porsiyon olarak kullanılabilir. Gün içinde 5 avuç dolusu meyve ve sebze tüketimi çocuk için önerilen miktardır. Ayrıca meyve ve sebzeler mevsiminde tüketilmelidir.

Gizli seker deposu olan besinler hangileri?
Gizli seker deposu olan besinler; sekerli ve gazlı içecekler, baklava, kadayıf gibi serbetli tatlılar, kek, pasta, hazır meyve suları, jelibon, çikolatalı drajeler, cipsler, hazır soslar, aromalı süt ürünleri, hazır meyveli yoğurtlar, şuruplu kahveler ve paketli atıştırmalıklardır. Amerikan Kalp Derneği, anaokulunda 3-4 çay kaşığı, gençlik yıllarında 5-8 çay kaşığı şekerden fazla şeker tüketimini önermez. Dünya Sağlık Örgütü ise günlük enerji alımının en fazla yüzde 10'unun şeker içeren yiyecek ve içeceklerden olabileceğini belirtir. Şeker içeriği yüksek olan gizli şeker deposu olan yiyecekleri tüketmek yerine meyveler, sebzeler, süt ve süt ürünlerindeki besleyici şekerler çocukların sağlıklı beslenme planında yer almalıdır.

Şeker tüketen her çocuk diyabet hastalığına aday mı?
Dünya Sağlık Örgütü'nün belirlediği rakamlara göre 1-3 yaş arası çocuklar günlük 12 çay kaşığı şeker, 4-8 yaş arası çocuklar 22 çay kaşığı şeker, 9-19 yaş arası gençler ise günde 29-34 gram şeker tüketiyor. Bu rakamlar çocuklar için önerilen şeker miktarını önemli bir şekilde aşar. Genellikle yetişkinlerde ortaya çıkan Tip2 diyabet, şekerli yiyeceklerin fazla tüketilmesi ve yetersiz fiziksel aktivite nedeniyle çocuklarda da görülür. Aşırı şeker tüketimi insülin salımını etkiler ve şeker hastalığına neden olabilir. Özellikle aile öyküsünde şeker hastalığı olan çocuklar daha fazla risk altındadır. Çok fazla su tüketen, çok fazla idrara çıkan ve kilo kaybeden halsiz çocuklarda şeker hastalığı akla getirilmelidir.

Beslenme şekli nasıl değiştirilmeli?
Şeker içeriği yüksek baklava gibi şerbetli tatlılar yerine; sütlü tatlılar, taze ve kuru meyveler tercih edilmelidir. Çocuklar için şekerli gazlı içecekler yerine, ev yapımı, meyveli ya da sütlü içecekler hazırlanmalıdır. Sütlü çikolatalar yerine, kakao oranı yüzde 70-80 olan bitter çikolata tüketmesi sağlanmalıdır. Her öğünde sağlıklı protein içeren yiyecekler (süt, yoğurt, ayran, yağsız et, tavuk, balık, ceviz, fındık, badem) olmasına özen gösterilmelidir. Çünkü protein şekerden daha yavaş sindirildiği için daha uzun süre çocukları tok tutar. Paketlenmiş ürünleri tüketmesi engellenmelidir. Meyve sularını hazır almak yerine, evde sıkılmalıdır. Sağlıklı yiyeceklerle ilginç ve lezzetli öğünler hazırlayarak, çocuğun şekeri kısa zamanda unutması sağlanabilir. Şekerin azaltılması için; çocuğun, sağlıklı bir kahvaltıyla güne başlaması gerekir. Şeker içeriği yüksek yiyeceklerden tam tahıllılara geçiş yapılmalı, şekerli içecekler ve atıştırmalıklar azaltılmalıdır. Ayrıca bu çocukların ruh halleri değişkendir, agresif davranışlar sergilerler. Bu yüzden sağlıklı beslenmenin yanında psikolojik olarak da destek olunmalıdır.

Şeker bağımlılığının psikolojik yönü

" Hayattaki sıkıntılarını şekerle değil, kendi başına çözmesine destek olun"
Çocukluğundan itibaren şekerli yiyecek tüketmeye alışkın olan bir kişinin beyni, uyuşturucu madde kullanıyormuş gibi ödül-ceza sistemini aktive edip dopamin salgılar. Sonrasında bu kişiler şekere bağımlı hale gelirler. Şeker bağımlılığı aynı zamanda yeme bağımlılığının farklı bir boyutudur. Çocuklar, yetişkinlere göre şekere karşı daha hassastırlar ve bir süre sonra tüketilen şeker miktarı yetersiz geleceğinden, daha fazla şeker tüketmek isterler. Şeker tüketimi sebebiyle en başta yeme bozuklukları olmak üzere, birçok metabolik hastalığın gelişme riski de artar. Şekere yatkınlık, ailenin yeme alışkanlıkları ve tutumlarından kaynaklandığı gibi, vücuttaki tat reseptörlerinin genetik özellikleriyle de ilişkilidir. Şeker, yenmeye başlandığı andan itibaren keyif vermeye başlar. Can sıkıntısını anında giderir. Ebeveynler de bu durumu bildikleri için, kendilerini suçlu hissettikleri anlarda (eve geç geldiklerinde, istediği oyuncağı almadıklarında, çocuğu evde bırakıp dışarı çıktıkları zaman vb.) çocuklarını "anında" rahatlatmak için şekerli yiyeceklere başvururlar. Bu da koşullandırılmış bir refleks oluşmasına neden olur. Bunun yanında sıkıntıya tahammül edemeyen çocuklar, sıkıntıyla karşılaştığı anlarda şekerli yiyeceklerden yemek isterler. Şeker tüketimi aynı zamanda dürtüselliği de arttırır. Ebeveynler şekeri tamamen kesmeye çalışırsa çocuklarda huzursuzluk, gerginlik ve hatta öfke nöbetleri olabilir. İşte bu sebeplerle çocuklar doğdukları andan itibaren, ev yapımı yiyeceklerle tanıştırılmalıdır. Yemek yemelerini kolaylaştırmak için şeker içeren lezzetli, karbonhidrat içeriği yüksek yiyecekler asla ödül olarak sunulmamalıdır. Çocuklara sağlıklı yemek seçenekleri sunmak ve kendi yiyeceği yemeğe ve miktarına kendisinin karar vermesine saygı göstermek gerekir. Eğer çocuk çok fazla şeker tüketiyorsa aşırı eleştirilmemeli ve yargılanmamalıdır. Aksi halde çocuk bunu inada dönüştürebilir. Yiyecekler ödül ya da ceza aracı olarak kullanılmamalıdır (Uslu durduğunda şeker vermek, yaramazlık yaptığında şekerleri kaldırmak gibi…). Çocuğun şekerden kurtulması için, günlük tüketilen şeker miktarı önce azaltılmalı, sonra tamamen kesilmelidir. Özgüvenli, paylaşımcı ve sosyal çocuklar yetiştirmek için sıkıntı ile baş edebilme yolları geliştirmesi desteklenmelidir. Sıkıntısız ve dertsiz bir hayat sağlamaktansa bunlarla baş edebilecek kişilik özellikleri, her türlü bağımlılıktan koruyucudur.
Psikiyatrist Yrd. Doç. Dr. Onur Noyan

Hazırlayan: Başak DOĞRU YETERLER

BİZE ULAŞIN