Türk çellistle Yunan piyanist ikili değil, kardeş gibi
Çellist Sedef Erçetin Atala ile Yunan piyanist Maria Papapetropoulou'nun Paris'te başlayan 20 yıllık arkadaşlıkları birlikte hazırladıkları Metamorphosis adlı albüme de yansıdı. Klasikten folk müziğe kadar değişik türlerde eserlerin yorumlandığı albüm, Türkiye ve Yunanistan'ın ortak tarihine de vurgu yapıyor
ÇELLO, CAZA YAKIŞIYOR
Atala'nın müzikal yolculuğunda cazın yeri ayrı. Paris'in de ona ilham verdiğini söyleyen sanatçı, "İstanbul'da farklı bir heyecan var, Paris'te farklı. Paris, beni daha çok besliyor. İki şey görünce beste yapmak istiyorsun." Kerem Görsev Trio ile çok iyi anlaştıklarını söyleyen Atala, "Caz, çelloyla çok güzel tamamlanıyor. Kerem Görsev Trio ile hep Kerem'in bestelerini çalıyoruz. Müzisyenler de çok iyi. Fransa'da Marciac ve Dubrovnik'te yaz festivalinde grup çok büyük ilgi gördü. 20 yıldır Fransa'da yaşayan bir Türk olarak, ilk kez bir Türk grubuyla birlikte çaldım ve bundan çok mutlu oldum," diyor.
EVLENİNCE TÜRKİYE'YE DÖNDÜ
Beyoğlu Tünel'deki ünlü Lale Plak'ın sahibi Hakan Atala ile üç yıl önce evlendikten sonra Paris'te yaşamaya devam eden Sedef Erçetin Atala, iki yaşındaki oğlu Cem'in doğumunu da Paris'te gerçekleştirmiş. Artık İstanbul'da yaşamaya karar veren sanatçı, "Evlenmesem ve oğlum olmasa Türkiye'ye dönmezdim. İnsan Fransa'da belli bir noktadan sonra yalnız kalıyor. Benim hayatım, evlenmeden önce hep seyahatle geçti. Bir orkestraya bağlı çalışmadığım için seyahat yoksa, iş de yok anlamına gelir. Ama en son Meksika'da üç hafta konser verdim ve 'Hayatım hep böyle mi geçecek?' diye düşündüm. Tabii yine uzun turneler, konserler olur ama evden çok uzak olmak da istemiyorum. Kariyer yapmak, mutsuz olmaksa yapmak istemem. Erkek müzisyenler için hayat çok daha kolay. İstediği zaman konsere gidebiliyor. Ama kadın sanatçılar öyle değil. Hamileliğimin yedinci ayına kadar konser verdim. Cem doğduktan iki ay sonra da Atina'da konser verdim. Oğluma annem baktı. " Erçetin Atala, 20 Ekim'de Kerem Görsev Trio ile Akbank Caz Festivali'nde, Papapetropoulou ile de 10 Aralık'ta Borusan'da çalacak.
SEDEF, BENİM İLK TÜRK ARKADAŞIM
Tatil için geçtiğimiz hafta eşi ve iki yaşındaki kızıyla İstanbul'a geldiği sırada konuştuğumuz Yunan piyanist Maria Papapetropoulou, "Hayattaki ilk Türk arkadaşım Sedef oldu. Tanıştıktan sonra da sanki ailemden biri gibiydi, o kadar yakınlaştık. Şimdi de kızkardeş gibiyiz," diyor. Piyano çalmaya altı yaşında başlayan Papapetropoulou, ilk piyano hocasının da İstanbul'dan Atina'ya gelen bir Rum olduğunu ve onunla hep Türkçe konuştuğunu söylüyor: "Piyano hocam Madam Popi, iyi çaldığım zaman bana 'Maşallah kızım,' derdi. Böylece ilk öğrendiğim Türkçe sözcük de 'maşallah' oldu. Türkiye'yi daha çocuk yaşta merak etmeye başladım. Şimdi de hem konserler hem de tatil için sık sık geliyorum." Papapetropoulou, dünyanın en güzel şehri olduğunu düşündüğü İstanbul'u da çok seviyor: "Dünyanın en güzel şehrine sahipsiniz." Yunanistan'da Kalamata Belediye Konservatuvarı'nda ders veren Papapetropoulou'nun dört çocuğu var. "Müzik yaşamıyla birlikte annelik yapmak hiç de kolay değil," diyen sanatçı, "Müzik, benim için her şey. Piyano da ilk çocuğum gibi. Ama bir de anneyim, kendi çocuklarımın varlığı da önemli. Bir kadın sanatçının eşinin çok sabırlı olması gerekiyor. Eşim, ben konsere hazırlanırken, 'Tamam, şimdi seni unutuyorum. Konsere kadar seni rahatsız etmeyeceğim,' der. Tabii çocuklarla ilgilenmemek mümkün değil. Büyük kızım henüz çocukken, ben piyano çalarken onunla ilgileneyim diye, kablolarını kesmek isterdi."
EN SON HABERLER
- 1 Youtube’da özür çetesi türedi
- 2 Kendinizi yükseltin Gelenek size doğru inmez
- 3 Fazla yağlara elveda diyeti
- 4 İhanetin ardından güveni yeniden kurmak emek istiyor
- 5 Sinop'ta sanatın, tarihin ve lezzetin peşinde
- 6 Moda haftalarıyla stil rotanızı çizin
- 7 7/24 şehirde yaşam
- 8 Çocukları can kulağıyla dinlemeliyiz
- 9 Bir taş aşkıyla başlayan 40 yıllık ustalık
- 10 Sofrada telefon var sohbet yok