Giriş Tarihi: 24.10.2026

Modern dünyanın ortasında bir hakikat arayışı

Yazar İkbal Bayrak yeni kitabı Küçük Sufi’de tasavvufu ağır kavramların arasından çıkarıp bir hikâyenin yalınlığıyla anlatıyor. Modern dünyanın mülkiyet, haz ve benlik zincirlerini sorgulayan yazar, “İnsan ne kadar kaybolursa kaybolsun, yüzünü yeniden Allah’a dönebilir” diyerek kitabın özünü açıklıyor

Her şeyin hızla tüketildiği, daha fazlasına sahip olmanın ve daha görünür olmanın neredeyse bir hayat amacına dönüştüğü günümüz dünyasında insan çoğu zaman kendine ve hakikate giden yolu unutabiliyor. İkbal Bayrak yeni kitabı Küçük Sufi'de tasavvufun kadim sorularını denizler ve adalar arasında geçen sembolik bir yolculukla anlatırken insanı özgürlüğünden uzaklaştıran zincirleri sorguluyor. Küçük Prens'ten ilham alan eser, okuru kendi içine doğru bir keşfe davet ediyor. Yazarla kitabını ve günümüz insanının hakikat arayışını konuştuk.
- Küçük Sufi'yi yazma fikri nasıl doğdu?
- Daha önce Aşkın Kapısı'nda tasavvufu daha yoğun ve katmanlı bir anlatıyla ele almıştım. Küçük Sufi'de ise aynı kadim bilgeliği, herkesin kolaylıkla okuyup anlayabileceği bir hikâyeye dönüştürmek istedim. Tasavvufun sorduğu "Ben kimim, nereden geldim, nereye gidiyorum ve neden buradayım?" soruları, insan olmanın en temel sorgulamaları. Fakat kullanılan dil bazen insanla bu sorular arasına mesafe koyabiliyor. Ben de derinliği kaybetmeden sadeleşmek, bu meseleleri ağır bir dille açıklamak yerine bir hikâyenin içinde yaşatmak istedim. Bu nedenle kitabı bir çocuk kitabı olarak tanımlamıyorum. Dili genç bir okurun da rahatlıkla takip edebileceği kadar açık ama sorduğu soruların yaşı yok. Küçük Sufi, tasavvufla hiç karşılaşmamış birinin de kapısını aralayabileceği, bu düşünce dünyasını bilenlerin ise başka anlamlar bulabileceği bir eser.
- Günümüz dünyasında "Küçük Sufi" kimdir?
- Benim için "Küçük Sufi" bir yaşı değil, bir hâli temsil ediyor. Hayatın, varoluşun ve hakikatin kendisinden çok daha büyük olduğunu bilen; bilmediğini kabul edebilen, gördüğünün ardındaki anlamı arayan, hayret edebilen, öğrenmeye ve değişmeye açık olan insan... Buradaki "küçük" kelimesi bir eksiklik değil, insanın hakikat karşısındaki acziyetinin farkında olmasını ve tevazuyu ifade ediyor. Modern dünya bizi daha çok görünmeye, sahip olmaya ve önemli olmaya çağırıyor. Sufi bakışında ise insanın yolculuğu kendisini büyütmekten değil, tevazuyla ilerleyip mahviyete bürünmekten geçiyor. Belki de Küçük Sufi, hakikate yaklaşmanın yolunun büyümekten değil, küçülebilmekten geçtiğini hatırlatıyor.

ACIYLA KARŞILAŞMAK İSTEMİYORUZ

- Ana karakter denizlere açılıyor. Uğradığı her adada insanı kendisine bağlayan zincirlerle karşılaşıyor. Günümüz insanını hakikatten uzaklaştıran en büyük zincir nedir sizce?
- Sanırım Mülkiyet Adası. Çünkü günümüz insanının en güçlü yanılgılarından biri, sahip olduklarıyla var olduğuna inanması. Daha çok şeye sahip oldukça daha güvende, daha değerli ve daha mutlu olacağını düşünüyor. Oysa bir noktadan sonra biz onlara sahip olduğumuzu düşünürken, onlar bize sahip olmaya başlıyor. Mülkiyetten kastım yalnızca para, ev, eşya değil. İnsanları, ilişkileri, başarıları, unvanları, fikirleri, hatta kendi doğrularımızı bile sahipleniyoruz. Haz Adası da bugünün dünyasını çok iyi anlatıyor. Artık neredeyse her şey bize anında haz vermek üzere tasarlanmış durumda. Beklemek, sıkılmak, acıyla karşılaşmak istemiyoruz. Sürekli yeni bir uyaranın, yeni bir tatminin peşindeyiz. Ulaştığımız her tatmin ise bizi doyurmak yerine daha fazlasını istememize neden olabiliyor.
- Okurun kitaptan yanında götürmesini istediğiniz en önemli düşünce nedir?
- Aslında okurun kitaptan bir "hayat dersi" çıkarmasını istemekten biraz çekiniyorum. Çünkü Küçük Sufi'yi bir şey öğretmekten çok, bazı şeyleri hatırlatmak için yazdım. Ama kitabı bitirdiğinde okurun cebinde tek bir düşünce kalacaksa, sanırım şu olsun isterdim: İnsan ne kadar kaybolursa kaybolsun, yüzünü yeniden Allah'a dönebilir. İnsan unutuyor, kayboluyor, bağlanıyor; sonra hatırlıyor ve yeniden yönünü buluyor. Hiçbirimiz sürekli aynı bilinç hâlinde yaşamıyoruz. Bazen mülkiyetin, bazen hazzın, bazen korkularımızın arzularımızın ya da benliğimizin içinde kayboluyoruz. Tasavvufun insandan beklediği de hiç kaybolmaması değil; kaybolduğunu fark ettiğinde yönünü yeniden bulabilmesi. Hayat bizi hangi adaya sürüklerse sürüklesin, hangi zincire bağlanırsak bağlanalım, dönüş yolu hep açık. Çünkü bazı yolculukların sonunda yeni bir yere varmayız. Eve döneriz; ama artık yola çıkanla aynı kişi değilizdir.


KÜÇÜK PRENS SUFİYE DÖNÜŞÜRSE

- Eserinizin işlenişi ve ana karakterin yapısı açısından Küçük Prens ile paralellikler kuruluyor. Bu ikisi arasında nasıl bir bağ kuruyorsunuz?
- Küçük Prens'in kalbimde çok ayrı bir yeri var. Küçük Sufi'yi düşünürken zihnimde şöyle bir hayal belirdi: Küçük Prens'i bir sufiye dönüştürüp gökyüzünden okyanusa indirmek... Onu gezegenler yerine adalar arasında, kendi hakikatini arayacağı bir yolculuğa çıkarmak. Elbette bu, iki eserin aynı yolculuğu anlattığı anlamına gelmiyor. Küçük Prens'te sevdiğim berraklığı, hayreti ve yetişkinlerin dünyasına dışarıdan bakabilme hâlini tasavvufun kadim sorularıyla buluşturmak istedim. Küçük Prens dünyayı gözlemlerken Küçük Sufi okyanusta ilerledikçe kendi içine doğru yol alıyor. Uğradığı her ada, insanı hakikatinden uzaklaştıran bir bağı; karşılaştığı her kişi, benliğinin başka bir yüzünü temsil ediyor. Okyanus ise arayışın kendisi...

X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.