Doğa geri dönüyor
Dünyada yaban hayatı popülasyonları son 52 yılda yüzde 73 küçülürken, doğayı koruma çalışmaları umut veriyor. 2026 Yaşayan Gezegen Raporu’na göre Türkiye’deki yeşil deniz kaplumbağasının küresel koruma statüsü 2025’te ‘tehlikede’den ‘düşük riskli’ye yükseldi. Afrika’nın güneyindeki fil ve kaplanların sayısında önemli artışlar var. Avcılık faaliyetleri sınırlanıp, rahat bırakıldığında doğa kendini yeniliyor
Dünyanın dört bir yanından gelen haberler uzun zamandır birbirine benziyor: Söndürülemeyen orman yangınları, kuruyan nehirler, seller, depremler... Denizlerdeki yaşam bile tehdit altında... Ancak umutsuz olmaya gerek yok, iyi haberler de geliyor.
Dünya Doğayı Koruma Vakfı'nın (WWF) yayımladığı 2026 Yaşayan Gezegen Raporu, doğa için umut veren koruma örneklerine dikkat çekiyor.
Londra Zooloji Derneği'nin (ZSL) hazırladığı Yaşayan Gezegen Endeksi'ne dayanan raporda yaban hayatı popülasyonlarındaki değişim inceleniyor.
Sonuçlar ilk bakışta ürkütücü: İzlenen yaban hayatı popülasyonlarının ortalama büyüklüğü yüzde 73 azaldı. Tatlı su ekosistemlerinde bu oran yüzde 85'e ulaştı. Kara ekosistemlerinde yüzde 69, denizlerde ise yüzde 59 düşüş görüldü. Ancak rakamların arkasında farklı bir gerçek daha var. Bazı popülasyonlar artarken bazıları sabit kaldı. Bu durum, uygun önlemler alındığında doğanın kendini toparlayabildiğini gösteriyor.
SAHİLLERDEKİ ÖZENLİ ÇALIŞMALAR SONUÇ VERDİ
Başarı hikayelerinden biri deniz kaplumbağaları. Bir zamanlar yumurtalarının toplanması, avlanma, balıkçılık faaliyetleri ve yuvalama alanlarının tahrip edilmesi nedeniyle nesilleri ciddi tehdit altındaydı. Ancak yaklaşık 80 ülkede yarım yüzyılı aşan koruma çalışmaları, bu türün kaderini değiştirdi. Dünya Doğayı Koruma Birliği (IUCN), 2025 yılında yeşil deniz kaplumbağasının küresel koruma statüsünü "Tehlikede" kategorisinden "Düşük Riskli" kategorisine yükseltti. Bu gelişmenin arkasında yuvalama kumsallarının korunması, yumurtaların ve dişi kaplumbağaların güvenliğinin sağlanması ve balıkçılıkta kaplumbağaların ağlara takılmasını azaltan önlemler bulunuyor.
Türkiye de yeşil deniz kaplumbağalarının Akdeniz'deki önemli yuvalama ülkeleri arasında. Özellikle Adana'daki Akyatan sahili, türün üreme alanlarından biri. WWF-Türkiye'nin kamu kurumlarıyla yürüttüğü uzun süreli izleme ve koruma çalışmaları, yuvaların ve yavruların korunmasına katkı sağlıyor. Küresel statüdeki iyileşme onlarca ülkede sürdürülen ortak mücadelenin sonucu.
TÜRKİYE'YE HOŞGELDİN
Çayırkoşarı Dünya Doğayı Koruma Vakfı'nın 2026 Yaşayan Gezegen Raporu'nu hazırlarken bir güzel haber de Antalya'dan geldi. Normalde Alaska ve Kanada'nın kuzeyinde üreyip kışı Güney Amerika'da geçiren çayırkoşarı, hafta için Türk havasına girerek Antalya'nın Manavgat ilçesinde konakladı. Alaska ile Manavgat arasındaki kuş uçuşu mesafe yaklaşık 9 bin kilometre! Ancak kuşun nereden, hangi güzergâhla geldiği bilinmiyor. Göç sırasında yönünü şaşırmış olabileceği belirtiliyor.
Bej yüzü, iri koyu gözleri, sarı bacaklarıyla tanınan ve böceklerle beslenen tür, Türkiye'nin 506'ncı kuş türü olarak kayıtlarımıza geçti. Hollandalı Jourdy Houkes'un 25 Ekim'de fark ettiği kuşun haberi yayılınca gözlemciler Manavgat'a koştu. Bu kuş gözlemciliği, bambaşka bir sevda... Türkiye'nin ünlü kuş gözlemcilerinden Emin Yoğurtcuoğlu da İstanbul'dan ilk uçakla Antalya'ya giderek çayırkoşarına kavuştu. Bir futbol takımının peşinden her hafta başka şehre giden fanatikler gibi... Kuş gözlemciliği sevdası başkadır, hiçbir şeye benzemez. Türkiye'ye hoşgeldin Çayırkoşarı...
ORKİNOSLAR SEVİNDİRİYOR
Son dönemde Marmara denizinde de şaşırtıcı derecede artış gözlenen orkinoslardan dünyada sevindirici haberler geliyor. Okyanuslardaki mavi yüzgeçli orkinoslar, aşırı avlanmanın ağır sonuçlarını yaşayan türler arasındaydı. Ticari değerlerinin yüksek olması, bu balıklar üzerindeki av baskısını artırdı. Atlantik mavi yüzgeçli orkinos popülasyonları 2010 yılına gelindiğinde, 20. yüzyılın ortalarına kıyasla yüzde 80 azalmıştı. Pasifik mavi yüzgeçli orkinoslarının stok büyüklüğü ise avcılık öncesi düzeyin yalnızca yüzde 2'sine kadar gerilemişti. Ülkeler ve balıkçılık sektörü avlanma kotalarını düşürdü, denetimleri artırdı ve sürdürülebilir balıkçılık uygulamalarını desteklendi. Önlemler sayesinde her iki orkinos stokunda önemli toparlanma sağlandı. Bu gelişme, bilimsel verilere dayanan avcılık yönetiminin önemini ortaya koyuyor.
TÜRKİYE'DEN BAŞARILI ÜÇ ÖRNEK
1- KELAYNAKLARIN SAYISI 330'A ULAŞTI
Şanlıurfa'nın Birecik ilçesinde uzun yıllardır sürdürülen koruma ve üretme çalışmaları, nesli tehlike altındaki kelaynaklar için umut oldu. Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü'nün 2025'te açıkladığı verilere göre üretme istasyonundaki kelaynak sayısı 330'a ulaştı. Göç yollarındaki riskler nedeniyle türün korunması ve izlenmesi sürüyor.
2- ANADOLU YABAN KOYUNLARI ÇOĞALIYOR
Türkiye'ye özgü Anadolu yaban koyunları, geçmişte sayıları ciddi biçimde azaldığı için koruma altına alındı. Konya Bozdağ'daki çalışmalarla popülasyonun yeniden güçlenmesi sağlandı; 2026'da 770 bireye ulaşıldığı bildirildi. Türün geçmişte yaşadığı bölgelere yeniden yerleştirilmesine yönelik çalışmalar da yürütülüyor.
3- AKDENİZ FOKUNDA UMUT
Dünyanın en nadir deniz memelilerinden Akdeniz fokunun küresel koruma statüsü 2023 yılında "Tehlikede"den "Hassas" kategorisine iyileştirildi. Türkiye'nin Ege ve Akdeniz kıyılarında da yaşayan tür, buna rağmen ciddi tehditlerle karşı karşıya. Özellikle kıyı mağaralarının ve yaşam alanlarının korunması önemini koruyor.
FİLLER İÇİN YEREL KATKI ÖNEMLİ
Afrika fillerinin durumu, koruma çalışmalarının toplumsal boyutunu gösteriyor. Afrika savan fillerinin genel olarak nesli tehlike altında, yaşadıkları bölgelerin sayıları azalmaya devam ediyor. Buna karşılık Afrika'nın güneyindeki bazı fil popülasyonlarında artış görülüyor. Bölgedeki bazı ülkelerde yerel toplulukların doğal kaynakların yönetiminde söz sahibi olması ve korumadan fayda sağlaması olumlu gelişmeleri destekliyor. Kaçak hayvan ticaretiyle mücadele ve denetimlerin güçlendirilmesi de bu çabaların parçası. Bölgesel toparlanma, Afrika'daki fillerin tehlikeyi atlattığı anlamına gelmiyor.
KAPLANLARIN SAYISINDA MÜTHİŞ ARTIŞ
Avcılık ve yaşam alanlarının kaybı nedeniyle büyük kayıplar yaşayan kaplanlarda da tablo değişiyor. Rapordaki verilere göre dünyadaki yabani kaplan sayısı 2010 yılında yaklaşık 3 bin 200'dü. Bu sayı 2025'e gelindiğinde 5 bin 700 dolayına yükseldi. 15 yılda yüzde 70'in üzerinde artış kaydedildi. Kaplanların yaşadığı ülkelerde ulusal koruma planları hazırlandı, avcılıkla mücadele güçlendirildi. Halkın, svil toplum kuruluşları ve kamu kurumlarının birlikte hareket etmesi bu sonuçta etkili oldu. Yine de kaplanlar için tehlike geçmiş değil.
EN SON HABERLER
- 1 Ortaokuldan liseye sınav haftası kılavuzu
- 2 Mutluluğunuz için geçmişe sünger çekin
- 3 Moda bizi takip ediyor
- 4 İyi kolesterolü yükseltmenin doğal yolları
- 5 Türkülerle aryaları aynı sahnede buluşturuyorlar
- 6 7/24 şehirde yaşam
- 7 Yarım kalan hayallerinizi çocuklarınıza yüklemeyin
- 8 Kas yapayım derken kısır kalabilirsiniz
- 9 Okumadığın gün karanlıktasın
- 10 Konu evlenmek değil doğru insanı bulmakmış