Giriş Tarihi: 31.10.2026

Türkülerle aryaları aynı sahnede buluşturuyorlar

Cumhuriyet’in müzik devrimine imza atan bestecilerin mirası, iki genç kadın sanatçının yorumuyla yeniden hayat buluyor. Mezzosoprano Eylül Elif Arslan Şen ile piyanist Eylül Selamet, 14 Kasım’da Türk müziğiyle Batı müziğini buluşturacak. Konserde kuşaktan kuşağa uzanan eserleri seslendirecek iki sanatçı, “Bizler Türk müziğinin mirasını Batı Müziğiyle buluşturmak istiyoruz” diyor

Cumhuriyet'in kuruluşuyla birlikte Türkiye'de müzik alanında da büyük bir dönüşüm başladı. Batı klasik müziğinin birikimi Anadolu'nun türküleriyle, geleneksel ezgileriyle buluştu. Ahmet Adnan Saygun, Cemal Reşit Rey ve diğer Cumhuriyet dönemi bestecileri, bu iki müzik dünyası arasında köprüler kurdu. Aradan geçen yılların ardından bu mirası şimdi genç sanatçılar yaşatıyor. Mezzosoprano Eylül Elif Arslan Şen (28) ile piyanist Eylül Selamet (24), 14 Kasım'da MSGSÜ İstanbul Resim ve Heykel Müzesi'nde "Cumhuriyet Dönemi Bestecilerinin Vokal Eserlerinden Seçmeler" konseriyle sahneye çıkacak. Cumhuriyet'in müzik mirasını, Türk müziğiyle Batı müziğini buluşturma çabalarını ve kendi müzik yolculuklarını konuştuğum iki Eylül'le hatıra fotoğrafı çektirirken, bir gün onları New York'taki Carnegie Hall'de izlemeyi diledim.

- Türk müziğiyle Batı klasik müziğini aynı konserde buluşturmak sizin için neden önemli?
- Eylül Selamet: Biz sadece Batı müziği eserlerinden oluşan konserler vermemeye çalışıyoruz. Türk bestecilerinin eserlerine, türkü düzenlemelerine, Türk müziğine de yer veriyoruz. Geçtiğimiz aylarda kanun, kemençe, piyano ve vokalle "İstanbul Şarkıları" konseri verdik. İki Batı müziği, iki Türk müziği icracısı bir araya geldik. Her konuda ayrı ayrı kümelenmek yerine sanatın bizi buluşturabileceğine inanıyoruz.

- Farklı müzik türlerini seslendirmek şan tekniği açısından zor değil mi?
- Eylül Elif Arslan Şen: Hepsi farklı vokal teknikler gerektiriyor. Örneğin Türk müziğinde hançere kullanırken her türde farklı rezonans kullanımları gerekiyor. Ben çocukken Türk müziği dinleyerek büyüdüm. Lisede caz söylemeye başladım. Konservatuvarda opera eğitimi alınca bütün bunlar bütünleşti. Her türü usulünde söylemek gerek. Örneğin türkü opera gibi söylenirse seyirciden uzaklaşılır. Çünkü seyircinin aşina olduğu geleneksel teknikler kullanılmazsa bildiği müziği sanki bir yabancı söylüyormuş gibi duyar, bu da seyirciyle solist arasında mesafe yaratır.

- Konservatuvarlarda bu farklı tekniklerin bir arada eğitimi veriliyor mu?
- Eylül Elif Arslan Şen: Klasik şan eğitimiyle Türk müziği ses eğitiminin daha fazla bir araya gelmesine ihtiyacımız var. Biz bunları çalışarak, deneyerek öğreniyoruz. Seyircinin ikisini aynı konserde dinlemekten hoşlandığını görüyoruz.

- Cumhuriyet Bayramı'nın hemen ardından bu konseri vermek sizin için ne ifade ediyor?
- Eylül Selamet: 29 Ekim eşliğinde böyle bir programın olması bizi duygusal olarak etkiliyor. Bu kadar araştırıp o dönemde yaşananları görünce, o sürecin devamında bizlerin olduğunu fark ediyoruz. O insanlar çok zor koşullarda önemli işler başarmışlar. Biz de konserimizde onların hatıralarını yaşatmak, isimlerini yeniden anmak istiyoruz.

- 14 Kasım'daki konserde dinleyicileri nasıl bir repertuvar bekliyor?
- Eylül Selamet: Cemal Reşit Rey'den Fazıl Say'a uzanan bir program hazırladık. Müzikal, arya, şarkı ve türkü düzenlemelerini bir araya getiriyoruz. Cumhuriyet'in kuruluşundan bugüne kuşaktan kuşağa gelişen müzikal yapıyı göstermek istiyoruz.

- Sizi en çok etkileyen Cumhuriyet dönemi bestecisi kim?
- Eylül Selamet: Ahmet Adnan Saygun'un yeri benim için çok ayrı. Hem Batı müziğini hem Yunus Emre gibi isimleri çok iyi bilen, bunları eserlerine halı dokur gibi işleyen bir besteci. Savaşların, ekonomik sıkıntıların yaşandığı dönemlerde müzik eğitimine tutkuyla sarılması beni çok etkiliyor. Fransa'da eğitim alıp Türkiye'ye dönüyor, konservatuvar sisteminin gelişmesine katkı sağlıyor. Türk Beşleri'nin bize bıraktığı miras çok değerli.

- Cumhuriyet'in müzik mirasının bugünkü temsilcileri olmak nasıl bir his?
- Eylül Elif Arslan Şen: Bugün iki genç kadın olarak konser verebiliyor olmamızda bu bestecilerin büyük emeği var. Eğitim aldığımız konservatuvarın kuruluşunda Cemal Reşit Rey'in önemli katkıları bulunuyor. Konservatuvar eğitimi usta-çırak ilişkisine dayanır. Öğrendiklerimiz hocalarımıza da kendi hocalarından kalmış. Bu bilgiyle yetişmek insana sorumluluk yüklüyor. Biz de bu mirası sürdürmek için emek veriyoruz.

- Akademi mi, sahne mi sizin için daha önemli?
- Eylül Elif Arslan Şen: İkisini ayırmak istemiyorum. Bir eserin tarihsel ve kültürel arka planını bilmek yorumumuzu zenginleştiriyor. İkisi birbirini besliyor.
- Eylül Selamet: Ben de akademik kariyerimi sürdürmek istiyorum ama sahnede olmak hayatımın vazgeçilmez bir parçası. Birlikte çalıştığımız üç yıl boyunca her konser için yeni şeyler öğrenmek bizi çok geliştirdi.

MÜZİĞİN HİKAYESİNİ ANLATIYORUZ

- İki Eylül'ün müzik yolculuğu nasıl başladı?
- Eylül Elif Arslan Şen: Anadolu Lisesi mezunuyum. 2016'da İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarında Opera eğitimime başladım. 2021'de konservatuvar birinciliğiyle mezun olup yüksek lisansa devam ettim, 2024'ten beri sanatta yeterlik eğitimimi sürdürüyorum. Aynı zamanda Opera Anasanat Dalında araştırma görevlisiyim.

- Konserlerinizi diğer klasik müzik konserlerinden ayıran özellik nedir?
- Eylül Selamet: Her konserimize neredeyse farklı bir repertuvar hazırlıyoruz. İnsanların eserleri yalnızca dinlemelerini değil, anlamalarını istiyoruz. Klasik Batı müziğine bazen mesafeli yaklaşılıyor. Oysa bizim kültürümüzde müziğin çok önemli bir yeri var. Bu iki dünya arasında bağlantılar kuruyoruz. Mesela sonbahar şarkıları konserimizde Alman liedlerden Fazıl Say'a uzandık. Dört yüz yıl önce başka bir ülkede yaşayan besteciyle bugünün dinleyicisinin aynı duyguları paylaşabildiğini gösterdik.
- Eylül Elif Arslan Şen: Bunun için konserlere ayrıca hazırlanıyoruz. Şarkıları Türkçeye çeviriyor, anlatım metinleri oluşturuyoruz. Dinleyiciler QR kodlarıyla eserlerin sözlerini takip edebiliyor. Bazen şarkılarla ilişkili resimler de paylaşıyoruz. Böylece konseri daha bütüncül bir deneyime dönüştürüyoruz.
- Eylül Selamet: 2002'de Kadıköy'de doğdum. İlkokul öğretmenim müzik kulağımı fark etti. Yedi yaşında İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı'nın piyano sertifika programına girdim. Lisans eğitimimi de aynı kurumda tamamladım, şimdi yüksek lisans yapıyorum. Ailemde müzisyen yok ama beni her zaman desteklediler.

- Konserde Saygun'un hangi eserini seslendireceksiniz?
- Eylül Selamet:
Eski Üslupta Kantat'tan bir arya seslendireceğiz. Batı müziği formunda olmasına rağmen Türk müziği etkileri taşıyor.

X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.