Ben de Venedik Bienali'ndeydim
Orhan Pamuk'un bir süredir yaşadığı Venedik üzerine dördüncü denemesi Venedik Bienali ağırlıklı. Pamuk, Türkiye'de sadece SABAH için yazdı
BİENALİ GEZMEK
Daha sonra komşular, dostlar, üniversitedeki diğer hocalar açılış gecesi hangi davetlere gideceğimizi sordu. Aynı hafta sonu bir akşamüstü vaporetto ile Grand Canal'dan St. Marco'ya doğru inerken, yeni açılan müzelerin avlularında, palazzoların balkonlarında, benim gibilere 'masallardan çıkma' gibi gözüken şık giyimli 'zengin, sanatsever' kalabalıklar gördüm. Cumartesi gecesi geç vakitte, Accademia Köprüsü'nden, Peggy Guggenheim Müzesi'nde verilen davetten ayrılanlar için gelmiş, sıra sıra motorların kuyruğunu; yorgun davetlilerin kanalların ışıltılı sularından Venedik'e dağılışını seyretmek, karşı yakadan Great Gatsby'nin verdiği davetlerin ışıklarını seyretmek gibiydi. Bütün bu davetler, şıklık, zenginlik, hayatımın İstanbul'da geçen 50 yılında saflıkla gözden kaçırdığım bir şeyi bana hatırlatmak için yapılıyordu sanki: Batı sanatını harekete geçiren temel güçlerden biri de zenginlerin ve iktidar sahiplerinin ne kadar zengin ve iktidarlı olduklarını gösterme endişesi... Ama dersten çıkıp Giardini'deki milli pavyonlara, Bienal'e çağırılmış sanatçıların işlerine doğru koşarken, oyuna koşan bir çocuğun heyecanı vardı içimde. 'Çağdaş Sanat' bütün ahlaki ve siyasi eğilimlerine rağmen, her zaman oyundan yana olduğu için belki. Belki de parkın içinde çocuklar için eğlence yeri gibi duran ulusal pavyonların modası geçmiş 'tarihî' havalarından... Ben de bir müze yapıyorum (Masumiyet Müzesi) ve modern ve çağdaş sanatın bu en eski ve itibarlı merkezinde acaba işime yarayacak, tekniğinden yararlanabileceğim bir şeyler görür müyüm diye de düşünüyorum. Kore pavyonunda gördüğüm-yaşadığım daha doğru kelime- Haegue Yang'ın kokulu yerleştirmesi (installation) mesela. Müzelerin yalnız görsel duyumlara (sensation) değil, bütün algı merkezlerimize açık olması gerektiğini belki de resim sanatına önem vermeyen bir İslam ülkesinden olduğum için yeniden düşünüyorum. Pek çok pavyonda sanatçıların ses yerleştirmelerine de bu yüzden dikkat ediyorum. Sergi gezerlerin çoğu koku salan özel aletlere (scent emitters) tıpkı benim yaptığım gibi, başta burunlarını değil gözlerini dayıyorlar ve hiçbir şey göremeyince sinirlenip birbirlerine bakıyorlar. Venedik Bienali'nde 'çağdaş sanat'tan zevk alabilmek için, her yerleştirmeden önce, sanatçının niyeti ve ne yaptığı konusunda okumak gerektiğini de kesinlikle anladım. Çoğu zaman iyice uzun olan bu metinler, bazan kötü romanlarda olduğu gibi, okurlara ya da sergi gezerlere yalnız sanatçının niyetini, eserin bağlamını açıklamakla kalmıyor; eser karşısında hissetmemiz gereken şeyi de bize öğütlüyor. Ya bu metinleri okumaya vaktim yetişmediği ya da benden beklenen duygusal tepkiyi veremediğim için, ben de Venedik Bienali'ni gezen pek çok kişi gibi bazen kafamın karıştığını, bazen sanat eserini anlayamadığımı hissediyor, bir eksiklik duygusu yaşıyordum. Rus sanatçı Pavel Pepperstein'ın resimleri belki de yazıyla resmi rahatlıkla ve oyunculukla birleştirdiği için hoşuma gitti. Bana William Blake'i hatırlatan bu resimlere uzun uzun baktım.. Hollanda pavyonunda video sanatçısı Fiona Tan'ın işlerini seyrederken, onun benim müzem için bir şey yapmasını hayal ettim. Bienali gezmek, benim için, ancak kendi hayal ve tasarılarımla ilişki kurabildikçe heyecanlandırıcı oluyor. İçine girmek istediğim bu âlemin dışında kaldıkça sinirlenip öfkeleniyorum. Grazia Toderi'nin Orbite Rosse adlı videosunu seyrederken bir sınırsızlık duygusuna kapıldım. Tıpkı sabah aynalarla kaplı saray odasında roman sanatından bahsederken hissettiğim gibi. Bu duygu uzaydan, güvenli bir noktadan dünyanın geleceğine bakmaya da benziyordu. Arsenal'deki eski halat fabrikasının karanlık odaları bomboştu, bu duyguyla ve yorgunlukla bir köşeye uzandım ve metafizik düşüncelerle çocuk gibi biraz uyudum.
EN SON HABERLER
- 1 Evet aşk mümkün hâlâ
- 2 Toplu taşıma araçlarında hayatta kalma rehberi
- 3 Hem yiyin, hem basketbol oynayın
- 4 Onlara yeni bir hayat verin
- 5 Medya sırları ve Acun'un kapışmacası
- 6 Dışarı çıkmadan önce
- 7 Bağırarak dikkat çektim
- 8 Türk filmlerine taş çıkartacak hayat!
- 9 Sezen önemli
- 10 Levent Yüksel'in 'en'leri