Bakırda 2035’e kadar yüzde 30’luk kayıp bekleniyor
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), 2025 Küresel Kritik Mineraller Görünümü raporunda, enerji sektöründe kullanılan 20 kritik mineralde arz kesintisi risklerinin arttığını açıkladı. Özellikle bakırda, eğer gerekli önlemler alınmazsa, 2035 yılına kadar yüzde 30’luk bir arz açığı yaşanabileceği vurgulandı.
Kritik minerallerde birkaç ülkede yoğunlaşan tedarik ve artan ihracat kısıtlamalarının önemli arz kesintisi riskleri oluşturduğu ve özellikle bakırda herhangi bir önlem alınmaması halinde 2035'e kadar yüzde 30'luk arz açığı görülebileceği bildirildi.
Uluslararası Enerji Ajansının yıllık Küresel Kritik Mineraller Görünümü 2025 raporu yayımlandı. Raporda, enerji sektöründe kullanılan galyum, grafit, manganez, nadir toprak elementleri, silikon, molibden, kobalt, tellurium, antimon, germanyum, indiyum, lityum, titanyum, vanadyum, tantalyum, tungsten, bakır, nikel, krom ve zirkonyum olmak üzere 20 kritik minerale ilişkin analiz yer aldı.
Rapora göre, kritik minerallerde özellikle işleme ve rafinaj süreçleri birkaç ülkede yoğunlaşmış durumda.
ÇİN EN BÜYÜK RAFİNAJ KAPASİTESİNE SAHİP
Bakır, lityum, nikel, kobalt, grafit ve nadir toprak elementlerinde üç büyük üreticinin ortalama pazar payı, 2020'deki yüzde 82 seviyesinden 2024'te yüzde 86'ye yükseldi. Bu büyüme nikelde Endonezya, diğer tüm minerallerde ise Çin'den geldi.
Politika yapıcılar kritik mineral arzındaki söz konusu yoğunlaşmanın farkına varmış olsa da IEA'nın projelere yönelik detaylı analizleri, kritik minerallerin tedarik zincirlerinde çeşitlendirmeye yönelik ilerlemenin yavaş olacağını gösteriyor.
Raporda analiz edilen enerjiyle ilgili 20 kritik mineralin 19'unda Çin, en büyük rafinaj kapasitesine sahip ülke konumunda ve ortalama yüzde 70'lik pazar payına sahip. Bu minerallerin 15'inde fiyatlar, petrolden daha fazla oynaklık gösteriyor.
Bu minerallerden sadece nikelde, Endonezya'nın pazar payı yaklaşık yüzde 50 ile Çin'e göre daha yüksek seviyede bulunuyor.
ENERJİYLE İLGİLİ STRATEJİK MİNERALLERİN YÜZDE 55'İ İHRACAT KONTROLÜNE TABİ
Mevcut politikalar ve yatırım eğilimleri dikkate alındığında, gelecek 10 yılda ilk üç tedarikçinin pazar payının sınırlı şekilde düşeceği ve pazardaki yoğunlaşmanın ancak 2020'deki seviyesine döneceği öngörülüyor.
Kritik minerallere yönelik talep, son yıllarda temiz enerji dönüşümünün hızlanmasıyla giderek büyüyor. Lityum talebi 2024'te yıllık bazda yüzde 30 arttı. Çin, Endonezya ve Kongo Demokratik Cumhuriyeti gibi ülkelerdeki büyük üretim artışları, özellikle batarya fiyatlarının düşmesini sağladı.
Tedarikteki artışa rağmen, gelecek 10 yıla yönelik arz-talep dengeleri bazı riskler barındırıyor. Kritik minerallerde yatırım ivmesi zayıflarken, bu alandaki harcamalar geçen yıl sadece yüzde 5 arttı. Bu oran 2023'te yıllık bazda yüzde 14'tü.
Kritik mineral keşfine ilişkin faaliyetler de geçen yıl duraklama eğilimine girdi ve 2020'den beri süren büyüme kesintiye uğradı.
Rapora göre, özellikle bakır piyasaları büyük risklerle karşı karşıya kalabilir. Ülkelerin elektrik şebekelerini genişletme adımlarıyla artan bakır talebi karşısında, herhangi bir önlem alınmaması halinde, mevcut bakır madeni proje stoku 2035'e kadar yüzde 30'luk arz açığına işaret ediyor.
Artan ihracat kısıtlamaları da kritik minerallerde tedarik güvenliğini tehdit edebilir. Enerji dönüşümünde kullanılan stratejik minerallerin yüzde 55'i şu anda bir tür ihracat kontrolüne tabi ve bu kısıtlamaların kapsamı yalnızca ham ve rafine ürünlerle sınırlı değil, işleme teknolojilerini de içerecek şekilde genişliyor.
"ARZ ŞOKUNUN ETKİSİ BÜYÜK OLUR"
IEA Başkanı Fatih Birol, rapora ilişkin değerlendirmesinde, yüksek jeopolitik gerilimlerin yaşandığı bir dünyada kritik minerallerin küresel enerji ve ekonomi güvenliğini korumada "ön cephede yer alan" bir gündeme dönüştüğünü belirterek, "Bu konu, 21. yüzyılda enerjinin güvenliği, erişilebilirliği ve sürdürülebilirliğini sağlamak için hayati önem taşıyor. İyi tedarik edilen bir piyasada bile, aşırı hava olayları, teknik arızalar ya da ticaret engelleri gibi nedenlerle kritik mineral tedarik zincirleri ciddi şekilde sarsılabilir. Böyle bir arz şokunun etkisi büyük olur, tüketiciler için fiyatların artmasına ve sanayide rekabetçiliğin zayıflamasına yol açabilir." ifadelerini kullandı.
EN SON HABERLER
- 1 Emekli zammı için yeni hesap! 23 bin 552 TL maaş alan emeklinin Ocak 2027 maaşı ne kadar olacak?
- 2 Eşel mobil dönemi sona erdi! Kademeli ÖTV geldi: İşte akaryakıttaki son durum...
- 3 SPK harekete geçti: Tasfiye sürecindeki fonlar için yeni adım! 1 milyon TL'ye kadar ara ödeme
- 4 Bitcoin yeniden yükselişe geçti: Tahvil faizlerindeki düşüş destekledi
- 5 AKARYAKIT FİYATLARI SON DAKİKA | Litresi 40 TL'yi aştı! Benzin, motorin, LPG ne kadar oldu?
- 6 TCMB'den KOBİ kredileri için yeni karar: Büyüme sınırı yüzde 5'e yükseltildi
- 7 Bessent'ten Avrupa'ya dizel çağrısı: İlave arzı piyasaya sürün
- 8 Petrolde Çin ve Orta Doğu etkisi: Brent 102 doları aştı
- 9 Altın fiyatlarında düşüş sürüyor: Gözler ABD istihdam verisinde
- 10 SON DAKİKA! Bakan Şimşek'ten fon yatırımcılarına ödeme mesajı: Gerekli adımlar atılıyor