Vatandaş yalvardıkça polis copu indirmiş!

Beyoğlu Emniyet Müdürlüğü'ndeki şiddet, vatandaşların ağzından Meclis Komisyonu raporuna yansıdı: Allah rızası için bizi bırakın diye yalvardım. Biri "Allah benim" dedi

Meclis İnsan Hakları Komisyonu, travestilerin hortumla dövüldüğü karelerle gündeme gelen ve Nijeryalı göçmen Festus Okey'in hayatını yitirdiği Beyoğlu İlçe Emniyet Müdürlüğü'ndeki şiddeti, hazırladığı 60 sayfalık raporuna yansıttı. Rapora göre Beyoğlu polisi, dayaktan bunalan vatandaşın, "Allah rızası için vurmayın" yalvarmalarına, "Allah benim" karşılığını veriyor. Vatandaş, araç içlerinde, karanlık ve kuytu yerlerde dövülüyor. İnsan Hakları Komisyonu raporuna konu olan şiddet olaylarında rolü oldukları belirlenen polislerse, ifadelerinde, 'duymadık, görmedik, bilmiyoruz' diyerek adeta üç maymunu oynuyorlar. Çarpıcı raporda bazı şikayetler şu şekilde yer aldı:
MEHMET ŞAH ARAS: 30 Ekim 2008 tarihinde eşim ve çocuklarımla restorandan gece saat 23.30'da eve doğru gidiyorduk. Aracımızı almadığımdan taksiye bindik. Dolapdere'ye doğru inerken, Taksim meydanından 100 metre aşağıda önümüzde bir çöp kamyonu çöp almak için durdu. Çöp fazla, on dakika kadar işi var. Tam taksiden indiğimde karşımıza da Beyoğlu Emniyet Müdürlüğüne ait bir Hyundai Starex polis aracı çıktı. Elinde cop olan resmî üniformalı bir polis memuru hışımla araçtan indi. "Memur Bey, ne yapıyorsun" dedim. "Sen görevimi bana mı öğretiyorsun?" dedi. Ardından 5-6 kişi o araçtan indiler, hepsi resmî üniformalıydı. Taksiden oğlum indi, oğlumu dövdüler. Eşim indi, eşime de vurdular. "Memur Bey, eşim diyorum" dedim. Ağza alınmayacak küfür sarf ettiler. Taksim İlkyardım Hastanesi'ne geldik. Oradaki polis arkadaşlara dedik ki, "Bizi böyle bu şekilde polis dövdü." Onlar da dalga geçti: "Baba-oğul kavga etmişsinizdir."
SERHET ARAS (Mehmet Şah Aras'ın oğlu): Cop, tekme ve sopalarla vuruyorlardı. İki kulağımdan kan geldi, vücudumda 50-60 cop izi var. Arabada ben polislere, "Allah rızası için bizi bırakın" diye yalvardım. İçlerinden biri "Allah benim" dedi. "Babanı öldürdük seni de öldürürüz" diyerek bizi arabadan indirdiler. "Arkanıza bakarsanız sizi de öldürürüz" dediler. İçlerinden birisi içinde "n" harfleri geçen kelimelerde "n" harfini tam söyleyemiyordu. Kastamonu şivesine benzer bir şiveyle konuşuyordu, diğerleri de ona 'amirim' diye hitap ediyorlardı. Beyoğlu İlçe Emniyet Müdürlüğü, 1990'ların sonunda da, travestileri hortumla döverken görüntülenen "Hortum Süleyman" takma adlı başkomiser Süleyman Ulusoy'la gündeme gelmişti.

EMNİYETSİZ 'EMNİYET'
Bilkent Üniversitesi mezunu Berfu Beysanoğlu, Fransa Başkonsolosluğu'nda nöbet tutan polis tarafından tekme tokat dövüldüğünü iddia etti.
Beyoğlu'nda gözaltındayken ölen Nijeryalı Festus Okey'in polis kurşunuyla öldürüldüğü ortaya çıktı. Emniyet, Okey'in polisin elinden silahı almak isterken vurulduğunu ileri sürdü.
Gümüşsuyu Mahallesi Muhtarı Çiğdem Nalbantoğlu, Beyoğlu'nda gözaltında işkenceye maruz kaldığı iddiasıyla savcılığa suç duyurusunda bulundu.
Beyoğlu'nda bir kuaför, Roj TV izlediği için gözaltına alındığını, Beyoğlu Polis Karakolu'na götürüldüğünü ve yediği dayak nedeniyle dişinin kırıldığını iddia etti.
Tarlabaşı'nda transseksüel Esmeray'ın Beyoğlu Emniyet Müdürlüğü'nün önünden geçerken, "Buradan geçmek yasak" dediği ileri sürülen 2 polis tarafından dövüldüğü iddia edildi.
Taksim'de bıçaklı saldırıya uğrayan 16 yaşındaki K.K., şikayetçi olmak için gittiği Beyoğlu Karakolu'nda dayak yediğini, üzerine köpek salındığını iddia etti.
Polisin birini tartakladığı sırada görüntü alan NTV muhabiri Hilmi Hacaloğlu, gözaltına alınıp, götürüldüğü Beyoğlu İlçe Emniyet Müdürlüğü'nde dövüldü.
BİZE ULAŞIN