Van'da umut yeşerdi: Açılım açlığı yenecek

Başbakan Erdoğan'ın açılımın kodlarını Ekim ayında Van'da açıklayacağı yönündeki haberler kentte büyük heyecan yaratmış. Vanlılara göre "Açılım diyen arttıkça, açım diyen azalacak"

Bodrum Havaalanı'nda genç bir güvenlik görevlisi sordu:
- İstanbul'a kesin dönüş mü Savaş Abi?
Şakayla karışık yanıtladım:
-Yok İstanbul'a değil. Giderem Van'a doğri...
Şaşırdı: Abi ne işin var şimdi Van'da?
Orada ona söylemediğimi size anlatayım. Van'daki işim gözlem yapmak, nabız tutmak, izlenim yazmak. Peki mevzu ne? Elbette ki malum mevzu, ülke gündeminin as mevzusu: Kürt sorununa köklü çözüm getirmeyi amaçlayan 'Demokratikleşme Açılımı Eylem Planı' mevzusu. Peki niye Van? Çünkü Başbakan Erdoğan projeyi Ekim başına kadar olgunlaştıracak. Açılımın tüm içeriğini 6 Ekim'de bu kentte açıklayacak. 'Van şehrinde nasıl bir beklenti yarattı bu durum' , yerinde inceleyelim dedik. Yolda, sokakta, kahvede, lokantada, dükkanda, dairede şurada burada insanımız ne düşünüyor, ne bekliyor ne umut ediyor, nelere kaygılanıp nelere seviniyor?

ANALAR AĞLAMASIN

Lafı daha da uzatmadan en önemli kuruluşlardan birinden, Van Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Zahir Kandaşoğlu'nun görüşlerinden yapalım girizgâhı. Kandaşoğlu diyor ki: "Çok önemli bir sürece girildi kimsenin geri adım atmaması gerek. Gerçekten yıllardan beri bu bölgeyi bu ülkeyi çok ciddi bir şekilde sıkıntya sokan bir sorundur. Ha bugün ha yarın bitecek sandık, 25 yıldır hâlâ devam ediyor. Herkes Allah rızası için elini vicdanına koyarak bu sorunun bitmesini sağlamalı. Bugün canı yanan, yürekleri kan ağlayan şehit anneleri de barışın sağlanmasını istiyor. Muhalefet partilerinin bu işi başka yerlere çekmesi, bu işin üzerinden siyasi rant elde etmesi yanlıştır. Siyasi partilerin bir kere görevleri bu barışın sağlanmasıdır.

Yalçın Kitapçı (Esnaf): Geç kalınmış olsa da buna da şükür. Dün işim icabı bizim Rus Pazarı dediğimiz çarşıda dolaştım. Oradaki esnafın tümü Kürt kardeşlerimizdendir. Baktım ki yüzleri on yıllardır olmadığı şekilde gülüyor. Bir rahatlama gelmiş. Eskisi gibi, meselâ 30 sene önceki gibi olsun istiyoruz. Şemdinli'ye gittiğimizde otel yoktu diye askerler, köylüler, bölge insanları iç içe, kardeşçe, dostça yer içer uyurduk. Yine öyle olacak inşallah.

Aziz Aykaç: (Sivri Kalem-Gazeteci): Daha açılım sözcüğünün telâffuzu bile bölgeye rahatlama getirdi. Gerginlik, telâş korku içindeydik. Kendi isimlerimizle birbirimizi çağırmaktan korkar olmuştuk. Buna açılım değil 'umuda yolculuk' diyoruz. Muhalefetin de bu sert duruşunu kırmasını, katkı sağlamasını arzuluyoruz.

Hayrünnisa Tolun: (Ev kadını-eski öğretmen): Açılım diyenler çoğaldıkça 'açım' diyenler azalacaktır. Çünkü barış yatırımları da getirecek. Korkan, çekinen, ürken iş sahipleri bölgeye akacak, fabrikalar, istihdam alanları çoğalacak. İşi gücü olan, geleceği garanti olan insan niye dağa çıksın, niye teröre bulaşsın?

YARIN: Sokağın dilleri bülbül dilleri oldu

BİZE ULAŞIN