'Türk komandonun bakışı, mermi gibiydi'

Guroyannis'in kitabında, Papastavrou adlı yazıcı bir Yunan askerinin ağzından şunlar anlatılıyor: "Çat pat Türkçe bilen Kıbrıslı , paraşütle düştükten sonra yolunu ve birliğini kaybeden Türk komandoyu bir arazide bulmuş ve esir almıştı. Komutanımız bir yüzbaşıydı. (...) Kıbrıslı Rum esir aldığı komandonun sorgulanmasını ve sonra tekrar kendisine iade edilmesini istiyordu. Gelininin ve yeğenlerinin birkaç gün önce Türkler tarafından tecavüz edildikten sonra öldürüldüklerini; intikam için komandoyu öldüreceğini söylüyordu. Yüzbaşı, 'İnek mi getirdin ki; sütünü sağdıktan sonra geri istiyorsun' diye Kıbrıslıyı fena halde haşladı. Türk komando, etrafındaki bağırışlardan hiçbir şey anlamıyor; doğal olarak korkuyordu. Dağ gibi bir oğlandı. El kol ve göz işaretleriyle anlaşıyorduk. İki gün boyunca aç ve susuzdu. Kendisine su ve sandviçler verdik. Ardından Dunhill sigarası ikram ettik. Üç fırtta sigarayı bitirmişti (...) Türk komandonun adı Tahsin Bostancıoğlu idi. Kayserili olduğunu söyleyince kendisiyle bir akrabalık hissettim. Yüzü de bizimkilerin yüzüne benziyordu. Askerden önce bir metal işçisiydi... Gece bir vakti dışardan toplu ayak sesleri duydum. Sabah gördüğümüz Rum yanında 10 kadar çeteci arkadaşını getirmişti. Av köpekleri gibi Türk komandoyu arıyorlardı. Karşı koymama rağmen komandoyu buldular ve önümden geçerek dışarıya çıkardılar.

'HÂLÂ ONA AĞLIYORUM'

Komando önümden geçerken yüzüme tükürürcesine bakıyordu... Suratıma kurşun sıksa kendimi bu kadar kötü hissetmeyecektim. Kıbrıslılar uzaklaştığında silah sesleri arasında canhıraş sesler duydum. Zaman zaman, belki diyorum Kıbrıslılar Türk komandoya acımışlardır da serbest bırakmışlardır. Ya da Türk askerlerinin pususuna düşerek Kıbrıslı çeteciler öldürülmüş ya da kayıplara karışmışlardır. Kayserili oğlan da belki şimdi metal ustası olmuş hayatını yaşıyordur diye kendimi avutuyorum. Hâlâ kendi insanlarıma ağlayacağıma bu Kayserili için ağlıyorum... Bana bakışıyla suratıma attığı tükürük, sanki suratıma bir sülük yapışmış gibi hissetiriyor ve her sabah uyandığımda yüzümü tel fırçasıyla temizlemeye çalışıyorum."

YARIN
General Kasimatis'in "Milli Uyku" kitabında Kıbrıs'ta askerliğini yapan Yalçın Küçük'e ait olduğu yazılan, Türk askerlerini suçlayıcı ifadeler...
BİZE ULAŞIN