'Hilafet varken laik olunamazdı'

Halil İnalcık, "İslam'da halife, Papa gibi sırf dini bir makam değildi" dedi ve ekledi: "Halifenin aynı zamanda Müslümanlar üzerinde dinî-siyasi hâkimiyeti vardır. Halife varken, Türkiye laik bir cumhuriyet olamazdı."

Halifeliğin Osmanlı sultanları tarafından hangi tarihte kullanıldığı tartışılıyor, bu konuya da açıklık getirir misiniz?
1800'lerde D'Ohsson, 7 ciltlik Osmanlı devlet ve hukukuna ait kitabında, Abbasî halifesinin sözde hilafeti, camide resmen Osmanlı Padişahı Selim'e devrettiğini ve sırtındaki peygamber hırkasını da onun omuzlarına koyduğunu yazdı. Ancak buna dair çağdaş kaynaklarda herhangi bir kayıt yok. Osmanlı hanedanı ancak 18. yüzyılda tarihî evrensel halifelik iddiasında bulundu. Selim'in unvanları arasında önemli unvan şudur. Hadimül Haremeyniş Şerîfeyn yani "Mekke ve Medine'nin hizmetkârı". Ancak Hülagû Bağdat'ı alıp halifeliği ortadan kaldırdıktan sonra İslam dünyasında sultanlar halife unvanı aldı. Şeriatı memlekette uygulama yetkisini aldıkları için, İslam cemaatinin başı olarak halîfe unvanını kullanmaya başladılar. Hatta ilk Osmanlı sultanları bu manada halife unvanını kullanıyorlardı. Ama bu unvan bütün İslam dünyasını kapsayan evrensel bir İslâmî makam manasında değildi.

"İLK KANUNİ KULLANDI"
Bütün İslam dünyasına yönelik olarak halîfe unvanını kullanan ilk sultan Kanuni Sultan Süleyman'dır. Gerçekten Süleyman, halifei Ruy-i Zemin (Dünyanın halifesi) unvanını kullanmaya başladı. Fakat bunu gâzada öncü sıfatına dayandırdı. İslam memleketlerine nerede bir Hıristiyan taarruzu olursa, orayı desteklemeyi vazife bildi. Mesela Endonezya'ya Portekizliler'e karşı bir askeri heyet gönderdi. Orta Asya'da Moskof'a karşı hanlara yeniçeriler yolladı. Ruslar'ın Kazan ve Astrahanlığı'nı istilası üzerine savaş kararı aldı. 1569 Astrahan seferi bunun sonucudur. O, halîfeliği İslam'ın koruyucusu Gazi manasında kullanıyordu. halifelik tarihinde başka önemli bir gelişme 18'inci asırda oldu. Osmanlılar, Kırım'ı istilâ eden Ruslar'a karşı cihanşumûl halîfelik iddiasında bulundular. "Kırım'da yaşayan halk Müslümandır; Müslüman olmaları dolayısıyla memleketlerinde şeriatın uygulanması, kadıların tayini ancak halifenin sorumluluğundadır" dediler. İşte o zaman dünyadaki bütün Müslümanlar üzerinde tek halife oldukları iddiası resmi bir antlaşmaya girmiş oldu. Bundan sonra Osmanlı sultanları, resmen, dinî ve tarihî manada İslam dünyasının halifeleri olduğu iddiasını benimsediler.

Osmanlı devleti bir İslam devleti miydi? İdeolojisi neydi?
Osmanlı hanedanı, İslâmî gazâyı bir devlet ideolojisi olarak benimsemiştir. Osmanlı Devleti'nin bir gaziler devleti olduğu tarihi bir hakikattir. Bütün Osmanlı sultanları en sonuncusuna kadar kendi unvanları arasında, Gazi, Mücahit, unvanına önem verirler. Bugün nasıl ABD demokrasi ideolojisiyle bir emperyalizm peşindeyse, Osmanlı da en ileri gâzâ temsilciliğini, siyasî üstünlük ideolojisi olarak benimsemiştir. Osmanlı devleti aslında kelimenin tam manasıyla şeriatçı bir İslam devleti değildi. Sultanların daima şeriatın destekleyicisi, İslam'ın koruyucusu olduğu iddiası doğrudur. Ama Osmanlı'da şeriat kanunları yanında devlet kanunları egemendi. Fâtih'in kanunnâmeleri (Ceza kanunnâmesi dışında) hepsi sultanın iradesine dayanan devlet kanunlarıdır.

"KARPAT'A KATILMIYORUM"
II. Abdülhamid zamanında İngiliz emperyalizmine karşı padişahın Panislamizm siyasetini benimsediği biliniyor. İngilizlere karşı. Hindistan'da, Orta Asya'da, Afrika'da İslam'ı yaymak için hilafet politikasına öncelik verilmiştir. Yani siyasî gaye gözardı edilemez.

Tarihçi Kemal Karpat, hilafet kaldırılmasaydı da Türkiye'nin teorik olarak laik bir cumhuriyet olabileceğini söyledi? Örnek olarak da Papa'nın Roma'da olmasını ve İtalya'nın da laik olmasını gösterdi. Halife varken Türkiye laik bir cumhuriyet olabilir miydi?
İslam'da halife, Roma'daki Papa gibi sırf dini bir makam değildir. Halifenin aynı zamanda Müslümanlar üzerinde dinîsiyasi hâkimiyeti vardır. Bu sebeple değerli dostum Karpat'a katılmıyorum. Böyle bir şey olamazdı. Nitekim Halife Abdülmecid, saltanat kaldırıldıktan sonra İstanbul'da bir sultan gibi hareket etmeye başladı. Müslüman halk Cumhurbaşkanına değil, ona yöneliyordu. Devletin başında ikilik baş gösterdi. Hâkimiyet kayıtsız ve şartsız milletindir prensibine aykırı bir takım olaylar ortaya çıktı. Sonuçta, Cumhuriyeti kurtarmak için hilafet kaldırıldı. Bence cumhuriyet tarihindeki en büyük devrim hilafetin kaldırılmasıdır. Türk halkı nazarında, devletin sırf milli iradeye dayandığı gerçeği böylece bir gerçek olmuştur. Başbakan Adnan Menderes bir kez TBMM'de "Siz her şeye kadirsiniz. Hilafeti bile geri getirebilirsiniz" demiştir. Demek ki siyasi çalkantıları arasında bu dava bazıları tarafından halâ güncelleştirilebiliyor, fakat sert bir tepki görüyor.

YARIN

*Türkiye Osmanlı'yı geçti mi?
*Son 30-40 yıldaki liderlerle ilgili ne düşünüyor, gelecek nesillerden umutlu mu?
* Cumhuriyet vatandaşları nelerden kaçınmalı?

BİZE ULAŞIN