Dağdan inişle esen barış rüzgârı

Yaser Arafat'ın hayatının kumarını oynadığı günlerdi. Ya hayatını verdiği Filistin davasını kaybedecekti ya da hayalindeki Filistin devletinin yolunu açacaktı. Arafat, sonunda İsrail'in varlığını kabul etti. İzak Rabin de Filistin devletinin kuruluşunu! İşte o günlerde önce Kudüs'e gidip İzak Rabin'le görüştüm. Ardından Gazze'de Yaser Arafat'la. İkisi de barış için umutluydu. 50 yıldır akan kanın durması için tarihi bir şans doğmuştu. Aradan 20 yıl geçti. Barış umutları yerini yeniden kan, acı ve umutsuzluğa bıraktı. 1. İstanbul Forumu'nun son gününde, Ortadoğu'da "barış" hayalini konuştuk. Hem de PKK'nın dağdan inmeye başladığı saatlerde!.. Moderatörlüğünü yaptığım panelde, Filistinlilerle İsrailliler arasında bir ara şiddetli tartışmalar oldu ama neyse ki büyümedi. 2 saatlik tartışmalar sonunda 20 yılın bilançosu ise karanlıktı. Oslo barış anlaşmasından sonra nerden nereye gelindi? Önce ilk barış güvercinini fanatik bir İsrailli vurdu. Rabin'i öldürdü. Ardından da yaşlı ve hasta Arafat dünyaya veda etti. Geride kaos içindeki Filistin halkını bırakarak! İşgal altındaki Gazze'de siyasi İslam'a sarılıp güçlenen Hamas'la, sürgündeki direnişi sürdüren El-Fetih boğaz boğaza geldi ve Filistin halkı bir kez daha parçalandı. Barış umutlarının yerini, Hamas'ın İsrail'e intihar saldırıları aldı. Sonra da İsrail kasabalarına füze atışları! Ve Gazze ve Batı Şeria'nın etrafına örülen dev beton duvarlar! Sonra beyaz güvercinlerin geçemediği duvarları, İsrail uçakları aşıp Gazze'ye bomba yağdırdı. Yani yine şiddet şiddeti getirdi. Peki barış güvercinlerini İsrail mi Hamas mı öldürdü? Karşılıklı suçlamalar hiç bitmedi ama Hamas, nasıl "zafer" ilan edebildi ki? Gazze, yerle bir olurken... Binlerce kadın ve çocuk ölürken... Ya İsrail? Dünya ilk kez İsrail'in, Gazze'de "insanlık suçu" işlediğini ilan etmedi mi? Tablo ortadayken kim "Zafer kazandım" diyebilir ki? Oturumda konuşan ünlü bir uzmanının deyimiyle "Hamas da İsrail'in şahinleri de taktik manevralar" yapıp zafer kazandıklarını zannetti. Ama ağır fatura, yine kan, gözyaşı ve umutsuzluk oldu. Peki ne zaman bitecekti bu korkunç savaş? Kimse yakın zamanda, İsrail-Filistin savaşında bir çıkış noktası göremedi. Çünkü Obama Filistin meselesini gündeminde üçüncü sıraya attı. Önceliği 8 ay sonra askerlerini çekeceği ve hâlâ parçalanma tehlikesini atlatamayan Irak'a ve petrol kaynaklarının güvenliğine verdi. İkinci sırada ise nükleer gücünü nasıl kullanacağı bilinmeyen İran ve NATO'nun büyük sınav verdiği Afganistan var. İşte bu yüzden, forumda gözler ve kulaklar daha fazla, silahlarını bırakıp Habur'dan giren PKK'lılardaydı. Forumun başarılı mimarı Suat Kınıklıoğlu'nu kutlamak gerekiyor. Zamanlama mükemmeldi doğrusu. Dünyanın önde gelen 100 Ortadoğu uzmanına, Türkiye, barış çabalarını ve Kürt açılımını bundan daha iyi nasıl anlatabilirdi ki? Herkes, akan kanı durdurmak için adım atan, Türkiye'nin, Irak'ta ve tüm bölgede oynayabileceği siyasi ve ekonomik rolü TV'lerden de izleyerek gördü. Ama yine de ortak kaygı, İsrail'le yaşanan krizdi. "Türkiye daha etkin olmak istiyorsa İsrail'le diyalogu kopartmamalı" diyenler çok fazlaydı. "Eksen kayması" yani "Türkiye Batı'dan kopuyor mu" kaygılarına gelince... Yine herkes aynı görüşte birleşti. Eğer AB dışlarsa, Türkiye ister istemez yeni müttefikler arayacak. Yani Sarkozy ve Merkel, tarihi ve stratejik bir hata yapmasın.

BİZE ULAŞIN