1 milyon iyi insan bulundu

Türkiye Kızılay Derneği Genel Başkanı Tekin Küçükali, ''1 Milyon İyi İnsan Aranıyor'' adlı kan bağışı kampanyasında, Eylül ayı sonu itibariyle 1 milyon sayısının aşıldığını bildirdi.

Küçükali, 29 Ekim-4 Kasım tarihleri arasında kutlanan Kızılay Haftası dolayısıyla AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kızılayın 1999 depremiyle kötü bir rüya gördüğünü ve o süreci tam bir ''Kral Çıplak'' tanımlamasıyla geçirdiğini ifade etti.

Marmara depreminin hemen ardından yapılan bir araştırmada, Kızılaya duyulan güven oranının yüzde 26 iken, 2007'de yapılan bir araştırmada bu oranın yüzde 85'lere ulaştığını anlatan Küçükali, ''Hedefimiz, halkımızın bütünüyle güven duyduğu şeffaf Kızılayı yaratmaktır. Çünkü biliyoruz ki Türk Kızılayı bizatihi halkın kendisidir'' dedi.

Türkiye'deki kan bağışı konusuna da değinen Küçükali, ''Ülkemizde kan bağışı yeterli düzeyde değil. Ortalama bir Avrupalı, bir Türkten 4 kat daha fazla kan bağışlıyor'' diye konuştu.

Bugüne kadar Türk halkından bilinçli ve planlı bir şekilde ''kan isteme'' geleneği oluşmadığını da söyleyen Küçükali, şöyle devam etti:

''İnsanlara, 'Neden kan bağışlamayı düşünmüyorsunuz?' sorusunu sorduğumuzda, yüzde 90'lara varan bir oranla şu cevabı aldık: 'İstemediniz ki...'. Bu cevap aslında hatayı, her konuda sonsuz bir özveriyle yardıma koşan Türk halkında değil, kendimizde aramamız gerektiğinin de işaretiydi. Biz Türk Kızılayı olarak gerekli dersi çıkardık ve ilk olarak kan merkezlerimizin teknik ve teknolojik altyapılarını en üst düzeye çıkarmaya karar verdik.

Bugün birçok kan merkezimiz, dünya standartlarını yakalamış ve birçoğu da önüne geçmiştir. Kan konusunda hedefimiz, birkaç yıl içinde tüm Türkiye'nin kan ihtiyacını karşılayacak bir kapasite ve altyapıyı yaratmak ve elinde reçeteyle kan arayan, kan simsarlarının eline düşen çaresiz vatandaş görüntülerini ortadan kaldırmaktır.

Bu hedefin ilk kitlesel adımı olarak hayata geçirdiğimiz; '1 milyon iyi insan aranıyor' kampanyamızla, Eylül ayı sonu itibarıyla 1 milyon 25 bin yurttaşımıza ulaştığımızı sevinerek belirtmek istiyorum. Aslolanın, kan bağışlama bilincini yerleştirmek olduğunu, kanın yapılamayan tek ilaç olarak hala çok büyük önem taşıdığını asla unutmuyoruz.''

Diğer bir hedeflerinin de çok pahalı bir teknoloji olan kan ve kan ürünleri teknolojisinin altyapısını kurarak her yıl yurt dışına ödenen milyonlarca doların Türkiye'de kalmasını sağlamak olduğunu anlatan Küçükali, bu konuda Sağlık Bakanlığı ile uyum içinde çalıştıklarını söyledi.

KIZILAY TIP MERKEZLERİ
Kızılayın yaptığı çalışmalar arasında önemli yer tutan sağlık hizmetleri hakkında da bilgi veren Küçükali, şunları kaydetti:

''Kızılay, bu toplumun ortak değeridir. Kızılay, yani eski adıyla Hilal-i Ahmer, Kırım Savaşı'nda yaralanan Osmanlı askerlerine yardım amacıyla kurulmuştu. Yani ortada toplumsal bir ihtiyaç vardı. Sonra dönem değişti. Bugün ordumuz her türlü imkana sahip ve Kızılaya ihtiyacı yok. Bu örneğe benzer şekilde özellikle 1950'li yıllarda, devlet kimi sağlık hizmetlerini vermekte zorlanmaya başlayınca, Kızılay bir kez daha devreye girerek, tıp merkezleri marifetiyle devlete ve halka yardımcı olmaya başladı.

Bu sürecin de kendi evrimini tamamladığını düşünüyoruz. Çünkü ülkemiz sağlık alanında çok ciddi atılımlar yaptı, binlerce özel hastane açılarak devlete yardımcı olmaya başladı. Sağlık Güvencesi olmayan kimse kalmadı, dolayısıyla Türk Kızılayı tıp merkezleri tarihsel misyonlarının sonuna geldiler. Tam da bu noktada Sağlık Bakanlığımızla bir protokol imzalayarak, bu tıp merkezlerimizin Bakanlığımıza devri için çalışmaları başlattık ve halen sürüyor bu çalışma. Aslında, bu tıp merkezlerimizin hiçbiri kapanmayacak, sadece Bakanlığımızın tasarrufu altında çeşitli sağlık alanlarında hizmet vermeye devam edecekler.''

Tekin Küçükali, Kurban Bayramı'nın yaklaştığına da işaret ederek, ''Vatandaşlarımızdan, kurbanları için vekalet verirken ya da bağış yaparken çok dikkatli ve seçici olmalarını rica ediyorum. Kızılay olarak geliştirdiğimiz 'vekaletle kurban kesim' sistemimizi incelemeden lütfen karar vermesinler. Kızılaya verilen her 'emanet' kuruşu kuruşuna amacına hizmet etmekte, yoksul sofraları Et Balık Kurumunun konserveleriyle bayram sevincine ortak olurken, kazanan sadece ve sadece 'iyilik duygusu, insanlık ve Türkiye' olmaktadır'' dedi.

BİZE ULAŞIN