'Dedem Türk'tü Türk kültürüyle büyüdüm'

"Annemin babası Türk'tü" diyen Kraliçe Rania el Abdullah, "Türk müziği dinleyerek büyüdüm Türk yemekleriyle yetiştim" ifadesini kullandı

Cumartesi 26.12.2009
Son Güncelleme: Cumartesi 26.12.2009
ABONE OL
Ürdün Kraliçesi Rania el Abdullah... Dünyanın hem en güzel, hem en şık, hem en güçlü, hem de en akıllı kadınları arasında. 29 yaşında tahta oturarak "dünyanın en genç kraliçesi" oldu. Giysileri, zarafeti, konuşmaları, internet mesajları milyonların ilgi odağı...

GÜVENLİK ŞİFRESİ 'MELİKE'

39 yaşındaki kraliçe, yoğun programının arasında yine de 4 çocuğu ve eşi Kral Abdullah ile akşam yemeğinde bir arada olmaya çalışıyor, mutfağa girip kek yapıyor. 10 parmağında 10 marifet olan Rania, başkent Amman'daki Basman Sarayı'nın kapılarını SABAH'a açtı. Özel bir şoförün beni götürdüğü, etrafı duvarlarla örülü saray yolunda güvenlik noktalarından geçtik. Şoför sürekli askerlere Arapça "Melike" diyor, ardından da kapılar açılıyordu. Beşinci güvenliğin sonunda saraya girdik ve Kraliçe'yle geniş bir salonda buluştuk. Güzel İngilizcesiyle Amman, İstanbul ve Petra hakkında konuştuk. Gerçekten "zarif, nazik ve güçlü bir kadın" dedim içimden ve başladım sorularımı sormaya. Siz de buyurun Türk kökeninden, günlük alışkanlıklarına, İstanbul aşkına kadar Raina'nın verdiği yanıtları okumaya.
Sizi diğer kraliçelerden farklı kılan nedir? İnternet sayesinde herkesle iletişim kurmanız mı, güzelliğiniz mi, yoksa gücünüz mü? Beni diğerlerinden farklı kılan halktır. Yine de sanırım bunun asıl kökeni, özgün olmaktır. Protokole, formalitelere çok fazla bağlı kalmadan yaşamak. Etkili olmak için de harekete geçmeli ve sınırların ötesine geçmek zorundasınız.
Ev işleriyle aranız nasıl? Mutfağa girip yemek yapar mısınız? Ya da ütü veya temizlik? Ütü yapmıyorum. Yapsaydım eminim çok kötü olurdum. Ama yemek yaparım. Hafta sonları mutlaka mangal yaparız. Kocam Japon yemeği çok seviyor ve iyi de pişiriyor. Ben tatlıda iyiyimdir. Elmalı turta ve kek yapıyorum. Dün kızımla zencefilli kurabiye pişirdik örneğin.

'TÜRK HALKINI ÇOK SEVİYORUM'
Türkiye'ye birçok kez geldiniz... Türkiye'ye gelmeyi ve Türk halkıyla bir araya gelmeyi çok seviyorum. Hepsi sıcakkanlı ve misafirperverler. Ayrıca dış görünüşleri de, geleneklerine bağlı kalmakla birlikte oldukça ilerici. Ürdünlüler gibi. Aramızdaki bağın bu nedenle güçlü olduğunu düşünüyorum. Başbakan Erdoğan ve eşi Emine çok iyi arkadaşlarım. Ayrıca Ürdün'de ağırladığımız Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile eşi Hayrünnisa da aynı şekilde yakın dostlarımız.

'VERİLEN EĞİTİMDEN ETKİLENDİM'
En çok nesini beğeniyorsunuz Türkiye'nin? En güzel anılardan biri Şubat 2006'ya ait. Türkiye'nin, çocukların erken yaşta eğitimleriyle ilgili gerçekleştirdiği mükemmel ilerlemeyi ilk elden görmek için Kağıthane'ye gittim. Türkiye'de çocukların eğitildiğini, ancak bunun yanında onlarla yakından da ilgilenildiğini ve çocuklara pozitif enerji verildiğini yakından gördüm. İşte bu beni çok etkiledi.
Ya İstanbul... Amman'la biraz kıyaslar mısınız? İstanbul'a hayranım. Modern ve ilerici bir kent, hem de aynı zamanda çok fazla İslami kültür mirası taşıyor. İstanbul ile Amman'ın ortak yanları dış görünüşten ziyade, 'atmosferleri.' Türk halkı çok sıcak ve çok misafirperver. Sanırım bu özellikler İstanbul'u daha çok sevmemi sağlıyor.
Gittiğiniz özel bir yer var mı? Boğaz'da oturmayı çok seviyorum. Güzel manzaraya bakmayı. Kapalıçarşı'yı çok seviyorum. Oradaki halk çok doğal. Oradayken, 100 yıl önce de her şeyin şimdiki gibi olduğunu düşünüyorsunuz.
Türk kültürüne aşina mısınız? Müziklerini dinleyip Türk yazarların kitaplarını okur musunuz? Aslında dedem Türk'tür. Annemin babası. Bu nedenle Türk müziği dinleyerek büyüdüm. Türk yemekleriyle yetiştim. Bunların hepsi benim geçmişimin bir parçası. Çocukluğumdan beri Türk kültürünün tüm unsurlarıyla iç içe büyüdüm.

YARIN: EVDE PATRON KİM? HANGİ TÜRK RESSAMLARIN TABLOLARINI ALDI?