Batan ülkenin Türk öğretmeni 'ibret alın' diyor

İklim Konferansı'nda "batıyoruz" diye feryat eden Tuvalu Adası'nda bir süre öğretmenlik yapan Ahmet Bektaş uyarıyor: "Bir kısmı göç etti. Bitkiler büyüyemiyor, bir kültür ölüyor. Bugün onların hali yarın bizim halimizdir"

Ahmet Bektaş, Avustralya'da yaşayan bir Türk. Pek çok kişinin BM iklim konferansındaki "Batıyoruz" çığlığıyla tanıdığı Tuvalu'nun ismini, 1990 yılında, eşinin sayesinde duydu. Gönüllü öğretmenlik yaptığı bu ülkede küresel ısınmanın etkisini de bir yıl sonraki iki büyük fırtınayla yaşadı. Cennet adayı her geçen gün daha büyük dalgalar dövüyor, temiz sular tuzlanıyor, verimli topraklar okyanusa karışıyordu. Sivrisinekten bulaşan ölümcül bir virüs nedeniyle hastalandı, kendisini çevre ve insan sağlığı için savaşmaya adadı. Vietnam'a gidip virüsün kökünü 21 ayda kurutan ekibe katıldı. Türkiye'ye döndü, bir süre Greenpeace Akdeniz Ofisi Genel Direktörü olarak çalıştı. Şimdi Tazmanya'da World Health Organization'da (WHO) danışmanlık yapan ve Tuvalu'nun sesini tüm dünyaya duyurmak için savaşan Bektaş, "Adadaki dostlarımızın bir kısmı göç etmek zorunda kaldı. Bitkiler büyüyemiyor, bir kültür ölüyor. Bugün onların hali yarın bizim halimizdir" diyor.

BİR ADA VAR UZAKTA

Büyük Okyanus'taki küçücük bir ülke Tuvalu, BM iklim konferansında tüm dikkati üzerine topladı, hatta konferansı kilitlenme noktasına getirdi. Çünkü 9 mercan adasından oluşan 26 kilometrekarelik Tuvalu, "Siz yükselirken biz batıyoruz" diyor ve bir an önce küresel ısınmaya karşı önlem alınmasını istiyordu. Şimdi tüm dünyanın gözlerini diktiği bu ada ülkesinin yaşadığı tehlikeye bir Türk de şahit. Avustralya'da yaşayan Ahmet Bektaş, 1990 yılında gönüllü öğretmenlik yapan eşi Melinda Lambourne ile Tuvalu'nun küçük adası Vaitupu'ya yerleşmiş. Sadece 2 kilometrekarelik bu ada Bektaş'a romanlara konu olacak bir serüven yaşatmış. Eşinin çalıştığı ortaokulda gönüllü fen bilgisi öğretmenliği yapan Bektaş, elektrik ve telefon olmayan adada hayatının en güzel günlerini geçirmiş. "İnsanlar sadece 2 saat çalışır, kendi balıklarını tutar, sebzelerini yetiştirir. Hiç suç işlenmez" diyen Bektaş, "Böyle rahat ve güzel insanların ortasında en mutlu, en tatlı ve en zor yılımızı yaşadık. Dünyayı çok gezdik ama bu kadar sıcak ve hoş insanları hiçbir yerde bulamadık" diyor. Küresel ısınmanın etkilerini adada geçirdikleri 1.5 yılda 2 kez yaşadıklarını anlatan Bektaş, "İki büyük fırtına atlattık ve adada pek çok ev sular altında kaldı. Adanın en yaşlıları, eskiden büyük fırtınaların 10 yılda bir gerçekleştiğini ama böylesini hiç görmediklerini söyledi" diye konuşuyor. Ülkenin pek çok adasında insanların geceyi hindistan cevizi ağaçlarının üstünde geçirdiğini anlatan Bektaş, "Artık o adaları boşaltmak zorunda kalmışlar" diye ekliyor.

KONSERVEYLE...

Suların yükselmesi ile birlikte içme sularının kirlendiğini, toprağın tuz nedeniyle kullanılmaz hale geldiğini anlatan Bektaş şunları söylüyor: "Adadaki dostlarım sebze yetiştiremiyor. Balık, hindistan cevizi ve konserveyle besleniyorlar. Tuvalu devlet başkanı yıllarca kendilerine yaşayacak bir yer vermeleri için Avustralya ve Yeni Zelanda'ya yalvardı. Avustralya kabul etmedi. Yeni Zelanda kabul edince bin kişi hemen taşındı." Adada geçen güzel günlerinin bir hastalık nedeniyle gölgelendiğini anlatan Bektaş şöyle devam ediyor: "Sivri sinekle bulaşan 'dengue flue' isimli ölümcül bir hastalığa yakalandım. Halisünasyonlar peşimi bırakmadı. Beni adanın tek doktorlu hastanesine yatırdılar. Şansım yaver gitti, kurtuldum."

BİR KÜLTÜR SULARA BÖYLE GÖMÜLÜYOR
Ölümcül hastalığın son bulması için savaşan Ahmet Bektaş, Tazmanya'da WHO'nun danışmanlığını yapıyor, bir yandan da ormanların korunması için çalışıyor. "Cennet parçası" dediği Tuvalu Adası'na dönmek istediğini anlatan Bektaş, "Adaya gitmek için birkaç ayı gözden çıkartmak lazım. Dostlarımızla iletişimimiz devam ediyor, fırsat bulunca gideceğiz" diyor. Dünyanın en özel kültürlerinden birinin sular altında kaldığını anlatan Bektaş, sözlerini şöyle noktalıyor: "Arkadaşlarımız ve öğrencilerimizin çoğu adalarını terk etmedi, uğraşıyorlar. Gözümüzün önünde özel bir devlet yavaş yavaş ölüyor. Bugün onların hali, yarın bizim halimizdir."

HASTALIĞA KARŞI MÜCADELE.
Hem Tuvalu hem de Pasifik adaları için büyük tehlike olan dengue flue hastalığıyla savaşmaya karar veren Bektaş 'Australian Foundation of Peoples of Asia and Pacific' (AFAP) adlı derneğin temsilcisi olarak bu virüsle baş etmek için Vietnam'a gitmiş. Hastalığı bulaştıran sivrisineklerin kökünü, sivrisineklerin yumurtasını yiyen 'Mesocyclops' adlı bir böceği kullanarak 21 ayda yok etmişler.

BİZE ULAŞIN