MİT raporundaki Ağca şifreleri...

İpekçi cinayetinden sonra yakalanan Ağca'nın en yakınındaki isim Oral Çelik'ti. Çelik için 1997'de hazırlanan raporda, Ağca ile birlikte, cinayette aktif rol oynadığı hapiste işbirliğinin sürdüğü ve 1979'da cezaevinden onu kaçırdığı yer alıyor

Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Abdi İpekçi'yi öldürmekten hüküm giyen Mehmet Ali Ağca'nın cezaevinden tahliyesiyle, gözler yeniden onun en yakınındaki isimlerden biri Oral Çelik'e döndü.

MEHMET ALİ AĞCA KİM?- FOTO HABER İÇİN TIKLAYINIZ...

Oral Çelik'le, Abdi İpekçi cinayeti ve Papa Suikastı ile Ağca'nın cezaevinden kaçırılmasının detaylarını 3 yıl önce konuşmuştum. Yaptığım araştırmalarda da Milli İstihbarat Teşkilatı'nın (MİT) 1997'de İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderdiği "Gizli" ibareli bir rapora da ulaşmıştım. Devletin istihbarat teşkilatının Oral Çelik'le ilgili özet raporunda yazılanlar ise cinayetin tamamen çözülüp, çözülmediğiyle ilgili soru işaretlerini artırır bilgiler içeriyor: MİT, 1997'de İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na, "Gizli" ibareli bir rapor gönderek Oral Çelik'i kısaca özetlemiş... Adı geçenle ilgili;
1979 yılında öldürülen Gazeteci-Yazar Abdi İpekçi cinayeti eyleminde, Yalçın Özbey ile birlikte aktif rol oynadığı,
Mehmet Ali Ağca'ya Abdi İpekçi cinayetini üstlenmesi halinde kendisine yardım edileceği ve hapisten kaçırılacağı sözünü verdiği,
M. Ali Ağca'nın tutuklu bulunduğu İstanbul/Maltepe Askeri Cezaevi'nden 24.11.1979 tarihinde kaçırılması olayını organize edenler arasında yer aldığı,
Adı geçenin kaçtıktan sonra saklanmasına yardımcı olduğu, şahsa para, elbise, peruk ve silah temin ettiği,
M. Ali Ağca'nın İran'a daha sonra da Almanya'nın turist pasaportuyla kaçırılmasını sağladığı, hususlarında bilgiler bulunmaktadır. Mehmet Ali Ağca, dün Ankara Sincan F Tipi Cezaevi'nden tahliye oldu. Görünen o ki vicdanların rahat etmesi için önce karanlık olayların aydınlanması gerekiyor. Karanlığı aydınlatacak soru çok. Örnek mi;
Devlet Ağca'yı nasıl biliyor?
Ağca, cezaevinden nasıl kaçırıldı?
Gladio var mı, varsa üyesi mi?

SONA UZANAN BAŞLANGIÇ

1 Şubat 1979'da Milliyet Gazetesi Başyazarı Abdi İpekçi'yi katleden Ağca, 25 Haziran 1979'da yakalandı. Ağca, polis sorgusunda yine kendisi gibi Malatyalı olan Oral Çelik, Mehmet Şener ve Yavuz Çaylan'ın isimlerini verdi. Soruşturma sürdürülürken gereken ek gözaltı süresi verilmedi ve Ağca, Maltepe Askeri Cezaevi'ne kondu. Ancak, bu mecburi ikamet fazla sürmedi. 23 Kasım 1979'da çok sıkı şekilde korunan cezaevinden ustaca bir planlamayla kaçırıldı.

MALTEPE'DEN NASIL FİRAR ETTİ?
"Terör" çatısı altında toplanan bu olayların kilit noktasını ise cezaevinden kaçış oluşturuyor. Zira, bu kaçış gerçekleşmeseydi belki de Papa suikastı olmayacaktı. Belki suikastı başka bir ülkenin vatandaşı yapacaktı! Abdi İpekçi davasının tutuklu sanığı Ağca'nın ilk duruşmasındaki sözleri suikasta uzanan yola girmesini sağladı: Gelecek oturumda her şeyi açıklayacağım. Mesaj yerine ulaşmıştı. Oturum oldu ama Ağca, yoktu. Bu kaçırılış Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), Genelkurmay ve Emniyet teşkilatını da yıllar yılı, "derin devlet" ve "Gladio" tartışmalarının göbeğine itti.

SIR KİMLERDE SAKLI?

Eldeki bilgiler, Abdi İpekçi cinayeti ve Papa Suikastı ile Ağca'nın cezaevinden kaçırılmasının detaylarını "Uzun boyu" ile dikkat çeken Abdullah Çatlı ve Oral Çelik'in bildiğini gösteriyor. Çatlı, 1996 yılında trafik kazasına kurban gitti. Oral Çelik ise İstanbul ve Ankara'da ticaret yaparak yaşamına devam ediyor. Çelik'le 22 Ocak 2006 tarihinde buluştum ve bilinmeyenleri anlatmasını istedim... Suskunluk, "Bilinmeyen yok" sözüyle başladı...

"KARTAL'A GİRİP ÇIKIYORDUK"
"Herkes Ağca'yı kahraman sanıyor. Öyle değil... Aranan tipteki bir adamdı... Onu Kartal Cezaevi'nden kaçıran benim. Barındırdım, pasaport aldım, cebine harçlık koydum ve yurtdışına çıkarttım. Kartal Cezaevi'ne elimizi kolumuzu sallayarak girip çıkıyorduk. İlk firar girişiminde kullanılan silahları cezaevine ben gönderdim. Havacı binbaşı içeri götürdü. Cezaevindeki Cengiz Ayhan'ın planlaması gereği 12 kişi kaçacaktı. Sonra durum değişti. MHP'den birisi bana gelerek, 'Kaçışı iptal edin, Mahir Çayan gibi vuracaklar' dedi. Vakit geçirmeden 'Yahya Efe' kimliğiyle cezaevine gittim. Geç kalmıştım. Sevk alıp ajan Atilla Serpil'le birlikte hastaneye gitmişler. Gerisi malum. Ardından ikinci kaçış girişimi devreye girdi."
BİZE ULAŞIN