Merhaba Rumeli...

Bosna'daki savaşın 15. yılı yaklaşırken, gerginlik sürüyor. İşte bu ortamda Türkiye, Bosna ve Sırbistanlı bakanları 5 kez buluşturdu. Erdoğan, şimdi iki ülkenin liderlerini bir araya getirmek istiyor

Sırplarla Boşnakları karşı karşıya getiren, Avrupa'nın ortasında 1992-95 yılları arasında yaşanan 'kirli savaş'ın üzerinden 15 yıl geçti. 3 yıl süren savaşta 300 binden fazla masum insan hayatını, 2 milyon insan evini kaybetti. Ölenlerin 200 binden fazlası Boşnak'tı. Savaş bittiğinde Sırp, Hırvat ve Boşnakların bir arada yaşayacağı devlet yapısı 1995'te Dayton Anlaşması ile kuruldu. Ancak bu yapı şimdi çatırdıyor. Ülkede sistem işlemiyor, karar alınamıyor, gerginlik tırmanıyor. Boşnaklarla Sırpların bir kez daha karşı karşıya gelmesinden, Hırvatların ayrılıkçılık söyleminin yükselmesinden ve Balkanlar'da barut kokusunun yeniden tütmesinden korkuluyor. Sırbistan Cumhurbaşkanı Boris Tadiç, Srebrenitsa'daki törenlere katılıp özür dilediğinde takvimler 2006 yılını gösteriyordu. Ancak geçen zaman, Boşnaklar ile Sırpların acılarının dinmesine yetmedi. Bu yıl Srebrenitsa katliamında ölenler için 11 Temmuz günü 15'nci yıl anma töreni düzenlenecek. İşte böyle bir atmosferde Türkiye, Sırbistan ve Bosna Hersek Dışişleri Bakanları'nı 5 defa buluşturdu. Görüşmeler 10 Ekim 2009'da İstanbul'da başladı. Bakanlar her ay bir araya geldi. Önce üç yıldır Belgrad'a atanamayan Bosna Hersek Büyükelçisi'nin ismi belirlendi, ardından da Sırbistan Parlamentosu'ndan katliam özrü geldi. Türk, Boşnak ve Sırp bakanların aylık buluşması eski Bosna-Hersek liderlerinden Eyüp Ganiç'in tutuklanmasıyla sekteye uğradı. Ganiç yüksek bir kefaletle serbest bırakılırken, Saraybosna, Ganiç'in iadesinde ısrarcı oldu. Bir sonraki üçlü buluşmanın zamanını, Ganiç ile ilgili 13 Nisan'da Londra'daki mahkemeden gelecek karar belirleyecek. Tam da beklenen adımların atıldığı bir sırada, üçlü görüşmelere kısa bir mola verilirken, Başbakan Erdoğan Saraybosna'ya gitti. Hedefi, ilişkilerde güven ortamını yeniden tesis etmek. Bosna Hersek Cumhurbaşkanı Sladziç'i, Belgrad'a gitmeye ikna etmek. Planlanan takvimde iki ülke liderlerini haziran ayında İstanbul'da buluşturmak da var, 11 Temmuz'daki anma gününde Tadiç'in bir kez daha Srebrenitsa'yı ziyaret etmesi de. Eğer bu adımlar atılırsa ekim ayında Bosna Hersek'te yapılacak seçimler de güvenceye alınacak. Ardından da artık kaçınılmaz olan anayasal reform süreci başlayacak. İşte böyle bir dönemde SABAH, Rumeli'nin acı ve umut dolu dünyasına pencere açıyor...

Balkanlar'daki acıların ardından ilk adımı Sırbistan Cumhurbaşkanı Boris Tadiç atmıştı. Saraybosna doğumlu olan Tadiç, 2005'te Potoçari Şehitliği'ne çelenk koyup özür dilediğinde, yüzlerce kadın 10 yıl önce kaybettiği çocuk ve eşlerinin mezarlarına yeni kavuşuyordu. DNA testleri sonucunda kimlikleri tespit edilebilen yüzlerce kişinin kemikleri, katliamdan 10 yıl sonra toprakla buluşuyordu. Sessiz gözyaşları ve acı siren sesleriyle dolu tören, aslında Batı dünyasının özrüydü. Ancak Batı sözlerini tutmadı. Dayton Anlaşması ile Sırp, Boşnak ve Hırvatlar arasında denge gözeterek oluşturulan iki entiteli (varlık) Bosna Hersek'te yaklaşık 3 yıldır anayasal reformlar gerçekleştirilemiyor. Sırplar, Hırvatlar ve Boşnaklar ortak karar alamıyor. Üstelik sürecin tıkanmasında AB'nin de payı var. Sırplara ve Hırvatlara 'Schengen' kapısını açan AB, Boşnaklar için hâlâ bu kapıyı aralamadı.

NEFRET DUVARI YIKILDI

Dayton Anlaşması'nın temelleri Kosova'nın 2008'de bağımsızlığını ilan etmesiyle iyice sallandı. Bu süreç, Belgrad- Ankara ilişkilerinde de tansiyonu yükseltti. Boşnak-Hırvat Federasyonu ile Bosna Sırp Cumhuriyeti'nden oluşan Bosna Hersek'te Sırplar, bağımsızlık isteklerini çok daha yüksek sesle dile getirmeye başladı. Bu istemlere Hırvatlar da eklendi. Belgrad'da ise hükümet erken seçime gitmek zorunda kaldı. Kosova'nın bağımsızlığını ilk tanıyanlardan olan Ankara, tarihi ve kültürel bağlarıyla bu ülkeye duyarsız kalamayacağını Sırbistan'a biraz da 'alttan alarak' anlattı... Ve aslında 2008'deki seçimlerden sonra beklenmedik bir şey oldu. Seçimler, bıçak sırtı dengeyle sonuçlandı. Sırbistan Cumhurbaşkanı Tadiç, yıllardır birbiriyle kavgalı olan iki Müslüman liderin, Süleyman Uglanin ve Rasim Ljajic'in hükümete girmesi için Ankara'dan yardım istedi. Sonuçta Sırbistan'da Batı yanlısı hükümet 2 Müslüman vekilin desteğiyle kurulurken, Belgrad-Ankara ilişkileri de hızla onarıldı. Önce Cumhurbaşkanı Gül, Belgrad'a gitti. Bu, Türkiye'den 23 yıl sonra devlet başkanı düzeyinde yapılan ilk ziyaretti. Ziyaret öncesinde Osmanlı'nın 2. Viyana Kuşatması'ndan sonra toprak kaybettiği ilk anlaşmanın, Karlofça'nın imzalandığı Barış Şapeli'ndeki nefret duvarı aşıldı. Türkler bir daha gelmesin diye şapelin Doğu kapısını ören Sırplar, o sembolü yıktı. Gül ve Tadiç, Doğu kapısından birlikte geçti. Bosna Hersek'te Sırpların bağımsızlık isteğiyle yaşanan siyasi tıkanıklığı aşmak ve anayasal reformları yapmak için Washington ve Brüksel "Butmir görüşmeleri" ne başlarken, Rusya ve Türkiye'yi dışladı. Görüşmelerin ikinci turundan da uzlaşma çıkmadığında, Balkanların istikrarında Arnavut ve Sırpların kilit önemde olduğunu düşünen Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu rol aldı. İstanbul, 10 Ekim 2009'da Güneydoğu Avrupa Ülkeleri İşbirliği Süreci Dışişleri Bakanları gayri resmi toplantısına ev sahipliği yapıyordu. İşte ilk öneri o zaman geldi. Davutoğlu, 'arabuluculuk' değil, 'gelin üçümüz sorunlarımızı konuşalım' demişti. 3 bakan 5 ay boyunca her ay buluştu. Bakanlar Saraybosna'da börek yedi, Belgrad'da tuza ekmek bandı. Bosna Hersek ile diyalogu bilinen Türkiye'nin Sırbistan ile yakınlaşması sürprizdi. Ama bunun perde arkasında, mimarlığını Davutoğlu'nun yaptığı bir politika yatıyordu. Yeni Osmanlıcılık eleştirilerine karşın, Davutoğlu, Sırp mevkidaşı Jeremiç'e, "Sizi anlıyoruz. Büyük bir devletken küçülmek ne demektir biliriz" diyerek güvence verdi.

BOSNA'DA GERGİNLİK

Bakanlar, Belgrad-Saraybosna arasındaki temsil sorununu aşıp şubat ayında Ankara'da yeni Belgrad Büyükelçisi'nin adını ilan ederken, hedefte, Bosna Hersek'te ekimde yapılacak seçimlerde tırmanan milliyetçiliği önlemek vardı. Dış Politika Analisti Erhan Türbedar bu endişeyi, Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırmaları Vakfı (TEPAV) için hazırladığı raporda şöyle anlatıyor: "2010 Bosna Hersek açısından seçim yılı olacağı için, ülkede etnik bazlı siyaset hız kazanacak, siyasiler etnik bölünmüşlükten siyasi prim yapmaya çalışacaktır." İşte bu süreçte, Sırbistan'ın Sırp Cumhuriyeti'ne karşı tutumu belirleyici olacak. Ankara'daki temasları sırasında görüştüğümüz Jeremiç, "Bizim Bosna Hersek'in toprak bütünlüğüne saygımız sonsuz. Dayton'un garantörlerinden biriyiz" dese de, Belgrad'dan beklenen daha fazlası...

İLK ADIMLARI DAVUTOĞLU ATTI
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Sırbistan Dışişleri Bakanı Jeremic (solda) ve Bosna Hersek Dışişleri Bakanı Alkalaj'ı 10 Ekim 2009'da İstanbul'da bir araya getirdi. Ardından taraflar 4 kez daha buluşup güven tazeledi.

TUZA EKMEK BANDILAR
Balkanlar'daki istikrar için devreye giren Dışişleri Bakanı Davutoğlu, "Arabulucukluk değil, gelin sorunlarımızı üçümüz konuşalım" önerisi yaptı. Mevkidaşlarıyla Saraybosna'da buluşup börek yedi. Ardından Belgrad'da gelenekler uyarınca tuza ekmek bandılar.

BİZE ULAŞIN