Başbakan muhalefete yüklendi

Anayasa değişiklik paketinin halk oylamasına götürüleceği 12 Eylül öncesindeki son mitingini İstanbul'da yapan Başbakan Recep Tayyip Eroğan, Kazlıçeşme'de partisince düzenlenen mitingde konuştu. Erdoğan konuşmasında, Öcalan'la görüşme iddialarıyla ilgili de sert konuştu. Erdoğan, iddialarınızı ispat etmezseniz 'şerefsizsiniz' dedi.

Pazar 05.09.2010 00:00
Son Güncelleme: Pazar 05.09.2010 19:04
ABONE OL
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Sen kalkacaksın bu ülkede benim başörtülü bacıma rahibe benzetmesi yapacaksın. İşte onun için buradan çıkınca kapı kapı dolaşacağız. 12 Eylül'de sandıklarda bunlara en güzel cevabı vereceğiz'' dedi.

Erdoğan, partisinin Kazlıçeşme Meydanı'nda düzenlediği mitingde, İstanbul'daki ilçelerin isimlerini tek tek sayarak, mitinge katılan ve katılmayan bütün vatandaşları selamladığını belirtti. Erdoğan, ''Delikanlım işaret aldığın gün atandan, yürüyeceksin; millet yürüyecek arkandan. Sana selam getirdim Ulubatlı Hasan'dan. Elde sensin dilde sen, gönüldesin baştasın. Fatih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın. Delikanlım işaret aldığın gün vatandan. Ulubatlı Hasan'dan selam getirdim Fatihin İstanbul'u fethettiği yaştasın'' diye Fetih Marşı'ndan satırlar okudu.

Vatandaşların ilgisine teşekkür ettiğini kaydeden Erdoğan, vatandaşların demokrasi mücadelesine sahip çıktığını, bu sevgi hareketine hizmet verdiklerini, destek verdiklerini, hayır dualarını eksik etmediklerini ifade etti. Erdoğan, Ramazan ayının İstanbul'da daha bir güzel olduğunu vurgulayarak, ''Kadir Gecesi güzeldir. Ama Şehri İstanbul'da Kadir Gecesi bir başka güzeldir. Bayram huzurdur, kavuşmadır, dayanışmadır. Ramazanı şerifinize, mübarek kadir gecenizi, ramazan bayramınızı tebrik ediyor, mübarek olsun diyorum'' dedi.

İstanbul'dan önce 36 şehirde mitinge katıldığını, bakanlar ve genel başkan yardımcılarıyla 81 ili büyük bir sevdayla dolaştıklarını ve dolaşmaya devam edeceklerini dile getiren Erdoğan, kendisinin bayramı İstanbul'da geçireceğini ve ilçe ilçe gezerek vatandaşlarla bayramlaşacağını söyledi.

Türkiye'nin tek yürek olduğunu, coşkuda, heyecanda kardeşlikle birleştiğini belirten Erdoğan, ''Türkiye bir kez daha demokraside, özgürlükte, hukukta adalette birleşti. Bu bayram demokrasi bayramı olacak. Özgürlükler bayramı, adalet bayramı hukuk bayramı, ramazan bayramı olacak. Türkiye evet diyor, büyük Türkiye isteyenler evet diyor, ileri demokrasi ve özgürlük isteyenlere evet diyor. Üstünlerin hukuku değil, hukukun üstün olmasını isteyenler evet diyor. Türkiye'de çetelere dur demek isteyenler evet diyor. Türkiye yargıdaki siyasallaşmaya, kadrolaşmaya dur demek için evet diyor. Türkiye huzur, kardeşlik için, dayanışma, kardeşlik için evet diyor. Peki ne İstanbul ne diyor? Maşallahınız var. İstanbul evet diyor mu? Türkiye'nin özeti burada İstanbul'' şeklinde konuştu.

"İSPAT EDEMEZSENİZ ŞEREFSİZSİNİZ"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, muhalefet partilerinin İmralı'da teröristbaşı Abdullah Öcalan ile hükümetin görüştüğü iddialarını kesin bir dille yalanladı. Muhalefetin iddialarını ispatlamasını isteyen Erdoğan, "Hukukta bir kaide var, müddei iddiasını ispatla mükelleftir. Benim veya arkadaşlarımın bir terörist başı ile masaya oturduğunu anlaştığını ispat edemezsiniz şerefsizsiniz bu kadar açık konuşuyorum." dedi.

Başbakan Erdoğan'ın Kazlıçeşme'deki referandum mitingine binlerce insan katıldı. Mitingde konuşan Erdoğan, İmralı ile pazarlık iddialarına çok sert tepki gösterdi. Böyle bir şeyin kesinlikle olmadığını ve olmayacağını belirten Erdoğan, "Kara propaganda yapıyorlar, bilgi kirliliği yaratmak istiyorlar, seviye kaybına uğramış tiplerle sürekli iftara at, tutmasa iz bırakır, bu kampanyaları sürekli devam ettiriyorlar ve bizden bazı şeylerin cevabını istiyorlar, bu iktidar sizin şamar oğlanınız değil." ifadelerini kullandı.

Bazı gazetelerin yalan ve uydurma haberlerle kampanya ürettiğini anlatan Erdoğan, "Bunlara sadece sabrediyoruz, yargıya müraacat ettiğimizde aldığımız cevaplar belli, siyasetçi bu tür hakaretlere alışmalı. Bunlar ağır eleştiri sınıfına girer diyor. Aynısını ben sana yapsam ağır eleştiri mi diyeceksin o zaman? Ben siyasetçi değilim diyeceksin o zaman çıkar cübbeyi çık meydana ayıptır ayıp. Bu ülkenin Başbakanı'na kalkıp da Türk'üm demekten kaçınan bir Başbakan hakaretini bir yargı mensubu olarak sen nasıl yakıştırıyorsun, biz bugüne kadar verdiğimiz mücadeleyi ülkem için Türkiye'm için verdim niçin verdik dünyanın dört bir yanında?" şeklinde konuştu.

''12 EYLÜLDE ONLAR CEVAPLARINI SANDIKTA ALACAKLAR''

İnsanların önlerinde 2 seçenek olduğunu, bunlardan birinin darbe anayasası, diğerinin milletin anayasası olduğunu ifade eden Erdoğan, darbe anayasasını sandığa gömeceklerini kaydetti. Egemenliğin kayıtsız şartsız millette olduğunu ve bunun tartışılamayacağını kaydeden Erdoğan, şunları söyledi:

''Ama bunun tartışılmasını isteyenler var. İşte 12 Eylülde onlar cevaplarını sandıkta alacaklar. Çünkü son gece kaset oyunlarıyla bize fatura kesmek istediler. Aday değilim dediler. Genel Başkanıyla kol kola evinde fotoğraf çektirdiler. Ama aradan 24 saat geçti. Birde baktık ki adayım dediler. Bu nasıl dürüstlük. Söz ağızdan bir kere çıkar. Siyasetçinin ağzından söz çıktıktan sonra onu bağlar. Sayın Kılıçdaroğlu bize dürüstlük dersi verme. Bu ülkede başörtülü bacılarımı tuttun rahibelere benzettin. 24 saat önce farklı, 24 saat sonra farklı biz alıştık. Sizin zaten tavrınız hep bu. Utanmadan sıkılmadan 'hükümet görevini yapsın' dedi. Hükümet onun talimatıyla değil ama eşeği sağlam kazığa bağlamak için, güvenlik güçleri görevini yaptı. Bunun Avcılar Belediyesi tarafından yapıldığı meydana çıktı. Dürüst ol, dürüst ol. Bu sizin ilk yanlışınız, ilk yalanınız değil. Daha çok yaptınız bunu.''

''DÜRÜST OL''

Erdoğan, İçişleri Bakanının açıklama yaptığını, CHP'nin milletten ve hükümetten özür dilemesi gerektiğini söylediğini belirtti. Bunun bir cibilliyet (yaratılış) meselesi olduğunu kaydeden Erdoğan, şunları ifade etti:

''Sen kalkacaksın bu ülkede benim başörtülü bacıma rahibe benzetmesi yapacaksın. İşte onun için buradan çıkınca kapı kapı dolaşacağız. 12 Eylülde sandıklarda bunlara en güzel cevabı vereceğiz. Aynı şeyi 411 olayında yaşamadık mı? Orada da yaşadık. Anayasa değişikliğine karar verdik, eğitim özgürlüğü ellerinden alınan, inanç özgürlüğünün gereğini yerine getiremeyen kızlarımız için bu Anayasa değişikliğini yaptık. Şimdi ana muhalefetin lideri çıkmış 'başörtü meselesini ben hallederim' diyor. Kimse inanmıyor. Kimsenin inanmadığını anlayınca, televizyonlarda şunu demeye başladı 'olur da bir gün başını örter bir gün açar' Bu milleti elinde keklik, elinde oyuncak mı zannediyorsun? O senin karakterin. Ama benim milletimin karakteri bu değil. İnancının gereğini yapıyor. Bunlar Anayasa Mahkemesine götürdü. Bunların istediği istikamette karar çıktı. Peki Anayasa Mahkemesine gitmesinde, ey Kılıçdaroğlu senin imzan yok muydu? Kimi aldatıyorsun. Dürüst ol dürüst ol.''

''AYAKLARIMIZDAKİ PRANGALARI KIRMAKLA UĞRAŞTIK. ARTIK BU PRANGALARI KIRMAKLA UĞRAŞMAK İSTEMİYORUZ''

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 7.5 yıl ayaklarındaki prangaları kırmakla uğraştıklarını belirterek, ''Artık bu prangaları kırmakla uğraşmak istemiyoruz'' dedi.

Erdoğan, partisince Kazlıçeşme Meydanı'nda düzenlenen mitingde yaptığı konuşmada, halk oyuna sunulacak 26 maddelik anayasa değişikliği hakkında bilgi verdi. Anayasa Mahkemesini değiştirdiklerini, yeni bir teşkilat yapısı oluşturduklarını anlatan Erdoğan, yüksek mahkemenin üye sayısını 11'den 17'ye çıkardıklarını söyledi.

Mevcut 4 yedek üyenin asil üye olacağını, ayrıca 2 üyenin hukukçulardan seçileceğini belirten Erdoğan, bu süreçte Meclisin doğrudan üye seçmeyeceğini, hukukçularca seçilen üyelerin Meclis tarafından tercih edileceğini anlattı. Erdoğan, baroların 3 isim göndereceğini, birini Meclisin tercih edeceğini, Sayıştay'ın 2 üye için 6 isim vereceğini, Meclisin de bu isimlerden 2'sini tercih edeceğini kaydetti.

Avrupa ülkelerinde anayasa mahkemesinin üyelerinin neredeyse tamamını Federal Meclis veya Federal Konsey'in seçtiğini, bazılarında ise hükümetin belirlediğini dile getiren Erdoğan, yapılan yeni düzenlemede hükümetin böyle bir seçim yapmadığını söyledi. Erdoğan, Hakimler Savcılar Yüksek Kurulunda (HSYK) ise hükümetten sadece Adalet Bakanı ve müsteşarın bulunduğunu, bunu da kendilerinin getirmediğini, yıllar önce var olan bir uygulama olduğunu belirtti.

''ŞİMDİ MİLLETİN ÖN BAHÇESİ OLACAK''

Şu anda HSYK'ya kürsü hakimlerinin 15 yıllık hakim ve savcılardan 10 üye seçeceklerini, bunların şimdi bunu bile hazmedemediklerini ifade eden Erdoğan, şunları söyledi:

''Niye? Çünkü daha önce onların arka bahçesiydi. Şimdi milletin ön bahçesi olacak, onun için... Bu hazımsızlık nereye kadar gider bilemem. Ama benim bildiğim bir şey var. Adalet mülkün temelidir. Ve inşallah bu olacak. Artık üstünlerin hukukuna değil, hukukun üstünlüğüne gidiyoruz. Çünkü ileri demokrasi bu, özgürlükler bu. Aksi takdirde işte korsanlar, işte çeteler bunlarla mücadele verdik, bunlarla uğraştık. Ayaklarımızdaki prangaları kırmakla uğraştık. 7.5 yılımız böyle geçti. Artık bu prangaları kırmakla uğraşmak istemiyoruz. Sadece biz milletimize efendi olmaya değil, hizmetkar olmaya geldik deyip hizmet etmek istiyoruz. Söz sende, karar sende, yetki sende, mühür sende. Şimdi soruyorum; çetelerle mücadeleye evet mi? Büyük Türkiye, itibarlı Türkiye'ye evet mi, ileri demokrasiye evet mi, aydınlık bir Türkiye'ye evet mi?''

Kalabalıktan ''Evet'' sesi yükselmesi üzerine Erdoğan, İstanbullulara ''kararımız, oyumuz ve tercihimiz'' diye sordu ve her birine ''evet'' yanıtını aldı.

''BU BİR KIRILMA NOKTASI''

Başbakan Erdoğan, İstanbul'un kararını verdiğini, halk oylamasına kalan bir haftalık süre içinde gece gündüz demeden, kapı kapı dolaşacaklarını söyledi. ''Çünkü bu bir kırılma noktasıdır. Bu bir sıçrama noktasıdır. Bunu sizlerle aşacağız'' diyen Erdoğan, çünkü kendilerinin güçlerini halktan ve haktan aldıklarını kaydetti.

Erdoğan, Şeyh Edebali'nin ''İnsanı yaşat ki devlet yaşasın'' dediğini hatırlatarak, ''Bursa'nın temelinde işte bu var. Edirne'nin temelinde işte bu var. İstanbul'un ruhunda işte bu var. Süleymaniye'nin, Fatih'in, Ayasofya'nın, Topkapı'nın, Dolmabahçe'nin harcında, mayasında, ruhunda, özünde işte bu anlayış var. Bizim sevgi medeniyetimizin kültürümüzün, tarihimizin kökeninde bu ilke var. Bu zihniyet var. İnsanı yücelteceksin ki devlet yücelsin, insanı yaşatacaksın ki devlet yaşasın, insanı güçlendireceksin ki devlet güçlensin'' diye konuştu.

''DARBELERLE MİLLİ İRADEYİ BOĞMAK İSTEDİLER''

Türkiye'de 27 Mayıs 1960'ta bir darbe yapıldığını ve seçimle gelmiş bir başbakan olan Adnan Menderes ile seçimle gelen bakanlar Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan'ın idam edildiğini hatırlatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Siyasetin üzerine çöktüler. Milli iradeyi boğmak istediler. Demokrasiyi ortadan kaldırmak istediler. Yaptıkları darbe milleti vurdu, Türkiye'nin gelişimine darbe vurdu. Hakka hukuka darbe vurdu. Ama hedeflerine ulaşamadılar. Milletin demokrasi yürüyüşünü engelleyemediler. 12 Mart'ta tekrar demokrasiye müdahale ettiler. Aynı şekilde 12 Eylül'de bir kez daha demokrasiyi kesintiye uğrattılar. Bitmedi, 28 Şubat'ta bir kez daha milli iradeyi küçümsediler. Siyasetin üzerine karabasan gibi çöktüler. Siyasetin üzerine vesayeti yerleştirdiler. İnsanı değil devleti merkeze aldılar. 'İnsan için devlet' değil, 'Devlet için insan' dediler. Vatandaşına hizmetkar olan değil, vatandaşına buyurgan olan anlayışı egemen kıldılar. Halbuki yeri geldiği zaman bunlar 'Atatürkçüyüz' diyorlardı. Ama Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk şu ifadeyi kullanıyordu; 'Millete efendilik yoktur, millete hizmet etmek vardır' diyordu. Bunlar akşam başka, sabah başka. Sanal korkular yaydılar. Sanal tehditlerle milleti sindirdiler. Çetelerle mafyayla sinsi örgütlenmelerle ülkeye millete istikamet çizmek istediler. Şimdi mafya var mı, şimdi çeteler var mı? Bunların karşısında bütün tehditlere karşı dimdik durduk. Yılmadık, usanmadık, böyle devam ettik, böyle devam edeceğiz.''

''İMRALI'YLA GÖRÜŞENLER BULUNUYOR''

Başbakan Erdoğan, internette takibe takılanların olduğunu, İmralı'yla görüşenlerin bulunduğunu da belirterek, şöyle devam etti:

''Bütün bunlar niçin yapılıyor? '12 Eylülde 'evet'i engelleyelim. Sakın ha sandığa gidilmesin'. Bunun kampanyasını yapanlar var. Ama Diyarbakır coştu. Diyarbakır güçlüydü. Diyarbakır 'evet' dedi. Ve ben Diyarbakırlı kardeşlerime şunu söyledim; 'AK Parti iktidarı hiçbir etnik unsurun iktidarı değildir. AK Parti iktidarı Türkiye'deki 73 milyonun iktidarıdır. Türk de benim kardeşim Kürt de benim kardeşim. Laz'ı da Çerkez'i de Arnavut'u da, Boşnak'ı da, Roman'ı da, Arap'ı da, Gürcü'sü de hepsi benim kardeşim. Çünkü biz yaratılanı Yaradan'dan ötürü seviyoruz, makam mevkiden dolayı değil, para puldan dolayı değil. Onların hepsi gelip geçici. Cumhurbaşkanı olsan ne yazar, başbakan olsan ne yazar, Genelkurmay başkanı olsan ne yazar, bakan olsan ne yazar. Bir gün gelecek öleceksin 2 metre bir mezara gömecekler ve 'Cumhurbaşkanı niyetine' demeyecekler. 'Er kişi niyetine' diyecekler. 'Başbakan niyetine' demeyecekler. 'Er kişi niyetine' diyecekler. Ben boydan biraz daha farklı mezar istiyorum. Durum bu. Öyleyse kime neyin afrasını tafrasını yapıyoruz. Mütevazı olalım. Gurur kibir... Bunların hiçbirisi bir yere taşımıyor. Önemli olan bu kubbede hoş bir sada bırakmak. Bunu başarmamız lazım.''

Erdoğan, partisinin Kazlıçeşme Meydanında düzenlediği ''Referanduma Evet'' mitinginde yaptığı konuşmada, vatandaşın, 3 Kasım 2002'de yanlış gidişe ''dur, yeter, söz de karar da milletindir'' dediğini ifade ederek, 8 yıldır başlarını öne eğmeden demokrasi mücadelesini sürdürdüklerini, 8 yıldır hukukun üstünlüğü, hak ve adalet dediklerini, aldıkları yetki ve güçle yollarına devam ettiklerini söyledi.

''Hayır dualarınızı bizden esirgemediniz. Biz de emanetinize gözümüz gibi baktık, emanetinizi canımız gibi koruduk, çetelere boyun eğmiyoruz, mafyaya eyvallah etmiyoruz'' diyen Erdoğan, 8 yıldır 73 milyon vatandaşın her birinin yaşam tarzının emniyetleri altında olduğunu kaydetti.

''İzmir'in, İzmirlinin hukuku da bizim güvencemiz altındadır, Diyarbakırlı kardeşimin hukuku da bizim teminatımız altında. Oraya farklı oraya faklı bakmadık. Çünkü AK Parti'nin iktidarında bizim ilkelerimizde asla böyle bir anlayış yok'' diye konuşan Erdoğan, etnik, bölgesel, dinsel milliyetçilik yapmadıklarını vurguladı.

Türkiye'yi muasır medeniyetler seviyesine çıkarmak için çalıştıklarını anlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

''Adalar'daki vatandaşımın tercihlerine de saygı duyarız, Fatih'teki kardeşimin tercihlerine de saygı duyarız. Adalar bize oy vermedi diye biz Adaya hizmet götürmeyi ihmal etmeyiz. Adalar'a bugüne kadar hizmeti kim götürdü biliyor musunuz? Önce bu kardeşiniz, sonra Kadir bey götürdü. CHP iktidarında Adalar ilçesine tankerle su giderdi, hava bozar su gitmezdi, yolcu gidip gelemezdi. Şimdi bu devran kalktı. İstediğin zaman gidiyorsun. Biz buraya suyu taşıdık. Doğalgazı getirdik. İDO hizmet veriyor. Bunları orada 'AK Parti iktidar değildir' diye yapmadık, 'Orada benim vatandaşım var' diye yaptık. Orada azınlık yaşıyor diye yapmadık. Benim vatandaşımın olduğu her yer benim için önemlidir. Vatanın 780 bin kilometrekaresi için de böyle. Sünni kardeşimizi hangi samimiyetle kucakladıysak, Alevi kardeşimizi de aynı samimiyetle kucakladık. 'Burada Aleviler yaşıyor' diye ihmal etmedik. İşte Tunceli, buraya üniversiteyi kim götürdü? Biz götürdük. Şu anda Tunceli'de barajlar yapıyoruz, kimse yapmadı. Tunceli artık devletin yatırımlarında ön sırada yer alan bir şehir. Bu topraklar bizim, bu ülke bizim, ayrım yapamayız. Onun için bir yerde insan mı var? Oraya hizmeti götüreceğiz. Bizim nezdimizde can kutsaldır, insan kutsaldır, insanın hakları kutsaldır.''

''BUNLAR DEVLET CİDDİYETİ NEDİR BİLMEZLER''

Başbakan Erdoğan, devlet karşısında hiç kimsenin kendisini ötelenmiş, itilmiş, örselenmiş hissetmemesini istediklerini ifade ederek, ''Biz istiyoruz ki, hiç kimse, dilinden, inancından, etnik kökeninden, aidiyetlerinden dolayı horlanmasın, hor görülmesin. Zengine ayrı, fakire ayrı hukuk olmaz, güçlü için farklı, zayıf için farklı muamele olmaz. Sesi çok çıkanın haklı, sesi çıkmayanın haksız olduğu bir düzen insani, vicdani, ahlaki bir düzen olamaz'' diye konuştu.

Muhalefet partilerinin kendilerini ''AK Parti kendi anayasasını yapıyor'' diye eleştirdiğini ifade eden Erdoğan, anayasa hazırlarken CHP'ye de MHP'ye de gittiklerini, CHP'nin daha kapağını açmadan ''hayır'' derken, MHP'nin ''kahve, çay içmeye gelirsiniz'' dediğini anlattı. Erdoğan, ''Bunlar devlet ciddiyeti nedir bilenlerden değil. Bunlar, sulu şaka yapmayı çok severler. Bunlara devlet filan asla teslim edilemez'' dedi.

TBMM Başkanı'nın uzlaşma komisyonu kurulması ve beraber çalışılması için yazı yazdığını anımsatan Erdoğan, muhalefet partilerinin sıcak yaklaşmadığını ve komisyona üye vermediğini anlattı.

Erdoğan, ''Bunlar samimi yaklaşmadı. Bunlar her zaman böyle. Bunların uzlaşma dilinde... Uygulamada bunlarda uzlaşma yok, bunların derdi üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek. Ama kusura bakmayın, bu bağcı sizin dayağınızı yiyecek bir bağcı değil. Bu bağcıya dayak atacak olan birisi varsa, o millettir. Milletim dışında hiç kimse bu bağcıya dayak atamaz'' diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, her gün gazetelerin arka sayfasında yayımlanan ilanlarda Anayasa değişikliğine neden ''evet'' denilmesi gerektiğini anlattıklarını anımsatarak, şöyle devam etti:

''Şimdi duydum, muhalefet diyor ki 'Bu kadar parayı nereden buluyorlar?' Ben CHP'ye, MHP'ye, BDP'ye şunu söylüyorum. 'Ey CHP, ey MHP sen hazineden para alıyor musun?' Alıyorsun. Ben de hazineden para alıyorum. Hazineden aldığımız parayla bunları yapıyoruz. Sen hazineden aldığın paraları nerede harcıyorsun bilemem, ama biz burada harcıyoruz ve ona göre bu işi götürüyoruz. Şimdi diyor ki 'Devletin arabasıyla geziyor'. Evet, bugüne kadar devletin arabasıyla gezdim. Bu bana yasanın verdiği bir hak. Yasa diyor ki, 'Başbakan, bakanlar seçimlerin yasaklarının başlayacağı ana kadar gider açılış yapar, illeri ziyaret eder, dolaşır, çünkü o araç-gereçler makama tahsislidir.' Makama tahsisli olduğu için bunlar bu şekilde yapılır fakat bunu bile saptırıyorlar, 'Devletin imkanların kullanıyor' diyorlar. Siz devletin 3,5 yıl başında oldunuz sayın Bahçeli, sen o zaman kullanmadın mı bu araçları?''

''BUNLAR KAFATASI MİLLİYETÇİSİ''

Başbakan Erdoğan, geçmiş hükümetlerin IMF'den aldıkları paraları ödediklerini, 23,5 milyar dolar borçtan 6,6 milyar dolar kaldığını ifade ederek, ''Bunlar milliyetçi değil mi? Söylüyorum rahatsız oluyorlar. Senden olsa olsa kafatası milliyetçisi olur. Milliyetçilik, bu milleti ve vatanı sevmektir, vatana hizmettir. Ne yaptın hizmet olarak çık onu söyle?'' diye konuştu.

Merkez Bankası'ndaki parayı 26,5 milyar dolardan 75 milyara çıkardıklarını, işçi ve memura toplam 13,5 milyon lira nema ödediklerini, konut edindirme yardımlarını ödediklerini anlatan Erdoğan, artık dünyada itibarı olan bir Türkiye olduğunu, ülkenin 2010 yılı ilk çeyreğinde büyüme hızının yüzde 11,7 olarak gerçekleştiğini, Türkiye'nin dünyada 4., Avrupa'da birinci sırada yer aldığını bildirdi.

Devletin borcunu indirdiklerini, borçlanma faizini düşürdüklerini belirten Erdoğan, aradaki farkın artık vatandaşın cebinde olduğunu söyledi.

Erdoğan, ''Buralara kolay gelmedik, yere sağlam bastık. Çetelerin önünde durduk. Organizatörlerin önünde durduk. Onlara yol vermedik. Onlar yol istediler, biz durdurduk. Faili meçhullar açığa çıksın istiyoruz. Demokrasiyi ortadan kaldırmaya hiç kimse cüret edemesin, cüret edenler hesabını yargının önünde versin istiyoruz. Hiç kimse, hiçbir zümre, kirli senaryolarla, kirli tahriklerle, milleti sokağa da dökmesin, bu ülkede kan dökerek huzura da kastetmesin diyoruz. Biz artık, hukuku farklı şekilde değerlendirenlere bir dama düşen olarak sesleniyorum: Kimseyi uyutamazsınız. Biz bazı gerçekleri yaşadık'' diye konuştu.

''BEN BİZZAT BEDELİNİ ÖDEDİM''

Danıştay'ın 90'lı yıllarda Türkiye'nin 22 milyar dolar borcu olduğu dönemde Telekom özelleştirmesini engellediğini anlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

''O zaman Telekom'u satmış olsak, borçlar sıfırlanacak ve 3 milyar dolar da hazinede kalacak. Danıştay ve Anayasa Mahkemesi bunu durdurdu. Şimdi o paraya satamazsın, geçti. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Levent'te İETT garajını 1 milyar dolara sattı. Bir uydurma oyala, oyala, oyala en sonunda alacak firma çekti, gitti. Şimdi İETT garajını 500'e de 400'e de satamazsınız. Şimdi bu zararı kim ödeyecek? Danıştay mı ödeyecek? Kim ödüyor bunu şimdi? İBB ödüyor. Çünkü ona göre yatırım planları yapmıştı. Şimdi o büyük fatura İBB'nin başına kabus gibi çöktü. İnsaf edin... Yani, yasama, yürütme, yargı, biz, her şey Türkiye için el ele veremezsek, bu ülkenin menfaatlerinde birleşemezsek, nerede birleşeceğiz, soruyorum? Biz kendimiz için adalet değil, herkes için adalet istiyoruz. Ülkemiz için adalet istiyoruz, bağımsız yargı diyoruz, ama yetmez, tarafsız yargı diyoruz, güvenilir yargı diyoruz. Yargı ideolojik davranmayacak. 'Efendim davranmıyoruz.' Davrandın, davrandın, davrandın. Bana da davrandın, bana...

Çünkü ben bizzat bunun bedelini ödedim. Geçenlerde de açıklamasını da yaptım. Yargıtay'da maalesef belli bir mezhebi grup bu noktada öyle yaklaştı. Yaptığım neydi benim? Sadece okuduğum bir şiirdi. Bir şiirin bedeliydi. Az önce U2, Bono ziyaretime geldi. 'Yahu sen neden dolayı girmiştin içeri?' Dedim 'Böyle böyle bir konudan dolayı.' Kahkahayı bastı. Çünkü alışılmış bir şey değil, bu ülke bunlardan çok çekti. Diyarbakır, Mamak, Sincan cezaevlerinde bunlar yaşandı. Ama o tezgahlardan biz de geçtik. Bizi de Metris'e uğrattılar, Alemdağ'ına, Selimiye'ye uğrattılar. Buraları biz de ziyaret ettik. Ama güzel oldu, orada özgürlüğün tadını aldık, demokrasi öğrendik, özgürlüğün ne kadar önemli olduğunu öğrendik. Bunlar 'Muhtar bile olamaz' diyorlardı, ama millete rağmen diyorlardı. Millet onları affetmedi, onların 'muhtar bile olamaz' dediğini Türkiye Cumhuriyeti'ne başbakan yaptı. Olay bu.''

Vatandaşın 12 Eylülde bir partiye oy vermeyeceğini, ''evet'' veya ''hayır'' diyeceğini belirten Erdoğan, bunun bir AK Parti projesi, Tayyip Erdoğan projesi değil, millet projesi olduğunu yineledi.

Bu süreçte Saadet Partisi, BBP, Hak-iş, çeşitli sivil toplum örgütleri, bağımsız ülkücüler ve bağımsız Kürt aydınlar olduğunu ifade eden Erdoğan, ''Bunlar bizimle birlikte hareket ediyorlar. AK Partili oldukları için değil, demokrasi aşığı, özgürlük mücadelesi, hukukun üstünlüğü için birlikteler'' dedi.