Artık fişleme kepazeliği yok

Salı 07.09.2010 00:00
Son Güncelleme: Çarşamba 08.09.2010 00:05
ABONE OL
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Anayasa değişikliğiyle fişlemenin sona ereceğini belirterek, ''Fişleme kepazeliği yok bundan sonra. Herkes özel hayatında serbest. Sicil dosyalarında tertemiz, pırıl pırıl insanlara düşülen, kırmızı kalemli notları gördüm. 'Asla terfi edemez çünkü bu adam sosyal değildir, içki bile içmiyor' notunu görünce kendimden utandım. Bunları kaldırıyoruz'' dedi.

Arınç, Manisa'nın Soma İlçe Belediyesinin Kaymakam Gündüz Beder Kültür Merkezi'nde düzenlediği iftarda yaptığı konuşmada, Türkiye'de fişleme diye bir olay olduğunu, bu olayın adının bile çok kötü olduğunu, insanın özel hayatının, kişilik haklarının çok önemli olduğunu söyledi.

''Komşunla iyi geçin ama aradan duvarları kaldırma'' sözünü anımsatan Arınç, evdeki duvarların, perdelerin oradaki aile hayatının mahremiyetinin bir göstergesi olduğunu, bir kişinin perdeyi açıp da başkasının yatak odasına bakma, kapısını kırıp da içerde nelerin olduğunu görme hakkı olmadığını ifade ederek, şöyle konuştu:

''Telefon dinleme hakkım yok benim, röntgen yapma hakkım yok benim. Gizli kameralarla senin işyerinde, evinde ne yaptığını benim öğrenme hakkım yok. O dünya sana ait, ona kimse karışamaz. Ama Türkiye'de öyle olmadı. Fişlenmeler oldu. Bazen jandarma, bazen polis, bazen kapıcı, bazen MİT mensubu, bazen aynı yerde çalıştığın insandan bilgiler aldılar; bu adam ne yer ne içer, eşinin başı açık mı, kapalı mı, namaz kılar mı, kılmaz mı? Çocuklarını hangi dershaneye, okula gönderir? Bunları bilsen ne olacak? 'Ama bunları bilsem çok önemli. Çünkü onun zihniyetini öğrenmiş olacağım' der. Sana ne? Hangi düşüncede, mezhepte, etnik kökende olursa olsun, o özel hayat seni ilgilendirmez desek de fişlenmeler öyle boyuta ulaştı ki, elimize gelen kağıtlarda görüyoruz. 'Bu kaymakam şöyle şöyledir, bunun terfisini engelleyin, bu vali olmasın, buna kırmızı bir not düşelim.' Ben bunları kendi gözlerimle gördüm. Biz de bu devleti tanıdık. 5 sene meclis başkanlığı yaptım. Bu kepazelikleri bizzat yaşadım. Elimde aldığım sicil dosyalarında, tertemiz, pırıl pırıl insanlara düşülen kırmızı kalemli notları gördüm. 'Asla terfi edemez, çünkü bu adam sosyal değildir, içki bile içmiyor' notunu görünce kendimden utandım. Bunları kaldırıyoruz. Fişlenme kepazeliği yok. Bundan sonra herkes özel hayatında serbest, ne istiyorsa yapsın, neye inanıyorsa inansın. Artık kişisel verileri koruyacağız. Bir madde de bu. Bana ait bilgiler benim rızam olmadan, benim bilgim dışında hiç kimse tarafından bilinemeyecek ve açıklanamayacak. Vicdanlarınıza hitap ediyorum. Böyle bir düzenleme Anayasa'da yoktu. Biz bunu Anayasa'ya koyuyoruz. Sizce bu kötü mü, çirkin mi, yanlış mı?''

''MİLLETVEKİLLİĞİ HAYATIMIN EN GÜZEL İŞİNİ YAPTIM''

Anayasa değişiklik paketi için uzun süre gece gündüz çalıştıklarını, 8 yıldan bu yana hükümet olarak hizmet ettiklerini ve hiç kötülük yapmadıklarını, bilerek bir haksızlık yapmadıklarını, vatandaşlara getirecekleri hizmetlerin en önemlilerinden birinin de bu Anayasa değişikliği olacağını vurgulayan Arınç, şöyle devam etti:

''Ben iftihar ediyorum ki, milletvekilliği hayatımın en güzel işini yaptım. Bir ay boyunca geceledik, gündüzledik. Hakaretler yedik, ağır konuşmalar karşısında kaldık ama inşallah değecek. Millet bundan çok şey kazanacak. Artık 12 Eylül'deki zulmün hesabını verebileceği, herkesin iade-i itibar yapabileceği güzel bir geleceğe yürüyeceğiz. Türkiye hukuk düzeniyle ilk defa tanışıyor. Bu Anayasa değişikliğinin anlamı budur. Cesaret edin 'evet' oyu kullanın ki, bunları hayata geçirelim. Bunların sonunda vatandaşın hukuku güçlenecek, demokrasi güçlenecek ve ben çok daha özgür olacağım. Hürriyetimizi en güzel manada hep beraber kazanacağız.

Rahmetli Menderes'e karşı kalbimizde muhabbet var. Haksızlığa uğradı ve Türkiye, başbakan asan bir ülke konumuna düştü. Onun bugün hayattaki tek temsilcisi oğlu Aydın Menderes'tir. Yanlışlıkla Cindoruk aklınıza gelmesin. Aydın Menderes bu Anayasa değişikliği için 'Bir defa değil, bin defa evet' diyor. İkincisi de 'Her evet oyu, rahmetli babam Adnan Menderes'e okunacak birer Fatiha'dır' diyor. Bu güzel hatırayı evladının dilinden dinledikten sonra Türkiye'de darbe istemiyoruz. Türkiye'de sivil irade, parlamento güçlü olacak diyebilirsiniz.''

Arınç, Manisa'nın Soma İlçe Belediyesinin Kaymakam Gündüz Beder Kültür Merkezi'nde düzenlediği iftardan sonra yaptığı konuşmada, halk oylamasını halkın yakından takip ettiğini, insanların düşünerek vicdani kararını vereceğini söyledi.

Referandumla ilgili kampanya başladığından bu yana ''evet'' ve ''hayır'' kelimelerine karşı çok haksızlıklar yapıldığını, Manisa'daki bir mağaza vitrinindeki ''İndirime Evet'' yazısından birilerinin huylanarak, seçim kuruluna müracaat ettiğini belirten Arınç, ''Mağazanın reklam mahiyetindeki 'evet' kelimesinden bile huylanan tabiatımız var'' dedi.

Yapılan işin mahiyetinin önemine dikkati çeken ve Anayasa değişikliğinin önemli bir konu olduğunu, bu değişikliklerin insanlara, ülkeye neler getirdiğinin anlatılması gerektiğini söyleyen Arınç, kısır politikalarla sanki yarın seçim yapılacakmış gibi bir havanın oluşturulduğunu dile getirdi. Arınç şöyle konuştu:

''Çok şükür akıllı insanlarız. Aklımızın gereği odur ki, yapılan işin ne getirip götürdüğüne bakacağız. Anayasa değişiklikleri eğer ülkemiz için daha ileri demokrasi, yurttaşlarımız için daha çok özgürlükler getiriyorsa ve gelecek kuşaklar bundan çok daha güzel yararlanacaksa, buna 'evet'ten başka bir şey söylenemez. 'Hayır, ben aynı kanaatte değilim, bunlar haksızlıktır, ülkeye zarar verecek' diye düşünüyorsanız yapılacak iş de 'hayır' oyu kullanmaktır. Bu kadar basit. Dürüst olursak milletimizin terazisi şaşmaz. Halkımız en doğru kararı verecektir. Eller vicdana konur da 'hayırlı olsun' diye oyunu kullanırsa insan, bundan mutlaka güzel sonuçlar çıkacaktır.''

REFERANDUM SÜRECİ

Referandum süreciyle ilgili katılımcılara bilgi veren Arınç, düzenlemenin Anayasa Mahkemesi'ne gittiğini, mahkemenin de düzenlemenin doğru olduğuna karar verdiğini, muhalefetin 24 maddeyi onaylarken, iki maddeyi kabul etmediğini anlatarak, şöyle dedi:

''Anayasa Mahkemesi 'Hayır bu düzenlemeler yerindedir, doğrudur' dedi. Bu işe karar verecek Anayasa Mahkemesi ise, onun kararını biliyorsak niçin hala istismar etmeyi sürdürüyorsunuz? Kaldı ki, 24 maddeyi siz havada kapmıştınız. 'Ne kadar güzel, biz de bunlara oy vermek istiyoruz ama iki tanesi yok mu, tehlike orada' diyordunuz. Anayasa Mahkemesi'ne gittiniz. Anayasa Mahkemesi kendisiyle ilgili olmasına rağmen düzenlemeleri doğru buldu ve 'Eline sağlık' dedi. İptal etmeyi reddetti. Bundan sonra hala konuşursanız hiç kimse size inanmaz. Ey millet, bu meclisten çıktı senin önüne geldi, kararı sen ver. Ben senin kararına razıyım demekten başka bir yol yoktur.

Demokrasi diyorsak sandığa ve millet iradesine güveneceğiz. Demokrasi diyorsak milleti yanıltmayacağız. Hatta sandık başına gitmemesi için tehdit ve baskı yapmayı aklımızdan geçirmeyeceğiz. Çünkü demokrasi mücadele ede ede bugüne geldi. İnanıyorum ki, hiçbir parti farkı gözetmeksizin millet, kendi Anayasası'nda yapılan bu değişiklikleri doğru bulduğu takdirde 'evet' diyecektir. Bu Anayasa değişikliği 1982'den bu yana yapılan 17. değişikliktir. Bizden önce tam 16 defa değiştirilmiş. Birileri korkuyor ya, 'Anayasa değişti, bittik, mahvolduk' diye. Öyle bir şey yok. Anayasaların değişmesi mutlaktır. Çünkü anayasa, Allah değil, kul yapısıdır. İhtiyaç olduğunda değişebilir, bazı hükümler yürürlükten kaldırılabilir. Bu Anayasa 16 defa değişmiş ülke parçalanmamış, tehdit altında kalmamış, bölünmemiş. Şimdi değişince 'Bölünecek, parçalanacak' demek, milleti sersem sanmak demektir.

16 defa değişirken 71 maddesi değişti. Şu anda zaten Anayasa'nın yarısından fazla maddesi değişmiş durumda. Bir kısmı da ilga edildi. Eskiden idam cezası vardı, şu anda yok. Eskiden devlet güvenlik mahkemeleri vardı, şimdi o maddenin karşısında 'Mülgadır' yani 'Kaldırılmıştır' diyor. 1995'den peri parlamentodayım. En az 50 madde değişti. Hiç kimse de 'Öldük, bittik' demedi. Bu gürültüleri koparmanın başka sebepleri var. Ama anayasalar değişebilir. Anayasanın kendisi de değişeceğini öngörüyor. İlk 3-4 maddesi değiştirilemez hükümlerdir. Bunlara ilişmemek lazım. Biz de ilişmeyi aklımızdan geçirmiyoruz. Ama 175 maddenin 171'ini de değiştirebilirsiniz, kaldırabilirsiniz. Nasıl? Akşamdan sabaha değil. Önce 184 milletvekili teklif verecek. Anayasa Komisyonu'na gidecek. Orada kabul edilirse genel kurula gelecek. Orada kabul edilirse Cumhurbaşkanına gidecek, Cumhurbaşkanı gönderirse bir defa daha görüşülecek, oradan Anayasa Mahkemesi'ne gidecek, Anayasa Mahkemesi iptal etmezse bu iş bitecek. Elekten eleğe geçiyor. Ondan sonra bir anayasa değişikliği yapıyoruz. Bunu milletvekilleri yapıyor. Anayasaya aykırılığa dikkate alarak yapıyor. Niçin bunu korkunç bir şey olarak gösteriyorlar, doğrusu anlamak mümkün değil.''

''ÇATAL KAŞIĞI ALACAKSINIZ, AFİYETLE YİYECEKSİNİZ''

Anayasa değişikliğinin Anayasa Mahkemesi'nden geçerek halkın önüne geldiğine dikkati çeken Arınç, ''Artık kıvamındadır. Oturup çatal kaşığı alacaksınız, afiyetle yiyeceksiniz. O noktada pişti kızardı. Anayasa Mahkemesi'nin denetiminden geçti, önümüze geldi. Bir mühür. Önündeki kağıda ya 'evet' ya 'hayır'a basacaksın, bu kadar basit'' dedi.

Demokratik ülkelerde sivil hükümetlere, sivil olmayan güçlerin müdahalesinin olmayacağını, 1960'dan bu yana Türkiye'nin 2 darbe anayasasıyla yönetildiğini, bunun ülkeye utanç verdiğini ve ülkeyi sıktığını ifade eden Bakan Arınç, ''AB yolunda emin adımlarla yürüyen ülkeyiz. Demokrasi ve hukuk standardımız giderek yükseliyor. Artık Türkiye'de birey odaklı anayasa yapmamız lazım. Vatandaşın hukukunu, haklarını gözetmemiz, seçkinlerin, üstünlerin hukukunu değil, hukukun üstünlüğünü dikkate almamız lazım'' diye konuştu.

1982 Anayasası'na konulan 15. geçici maddenin de yeni anayasada kaldırılacağına vurgu yapan Arınç, şunları söyledi:

''Geçici 15. maddeyle bundan sonra hiçbir kimse bu darbeyi yapanlardan ve onların eylemlerinden hesap soramayacak. Kendilerine bir zırh giydiler. O zırhı kaldırıyoruz ki, Yunanistan'ın 30 sene önce yaptığını biz şimdi yapıyoruz. Yunanistan'da albaylar cuntası devrildikten sonra hepsi cezaevinden çıkamadı. Çünkü darbe yapanların, demokratik sisteme müdahale edenlerin, anayasal rejimi devirenlerin, parlamentoyu kapatanların akıbeti böyle olması gerekir diye yanımızdaki bütün ülkeler bunun örneğini verdiler. Şimdi biz 30 sene geçtikten sonra darbecilere cesaret veren, onları dokunulmaz hale getiren bir maddeyi Anayasa'dan ayıklıyoruz. Hatta kızıyoruz ki, bundan sonra hiç kimse artık bunlara güvenerek darbe laflarını aklına getirmesin. Türkiye bu olgunluğa erişti. Biz artık topla, tüfekle, darbeyle, muhtırayla balans ayarı yapılmayacağını, balans ayarının demokratik Türkiye'de ancak seçimle, sandıkla olacağını, millet iradesiyle olacağını bu anayasayla yazıyoruz.''

MAFYA VE ÇETELEŞME

Hükümet olarak yaptıkları en önemli işlerden birinin de çete ve mafyaya karşı verdikleri mücadele olduğunu anlatan Arınç, 8 yılda Türkiye'de 55 tane mafya örgütünü çökerttiklerini söyledi.

Arınç konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Çok şükür siyasi suikastların sonu kesildi. Faili meçhul kalmadı 8 yılda. İş yapan anında yakalanıyor ve cezasını buluyor. Ne neşterler, ne sauna, hiçbirisinin ismi, cismi kalmadı. Hepsinin kökünü kazıdık. Türkiye huzura ulaştı. Türkiye sükuneti gördü. Mafya ve çeteleşme, kanunsuz suç örgütleri Türkiye'de hayat hakkı bulamıyor.

Siyasi ve politik olan çeteler de, mafyalar da var. Her gün gazetelerde televizyonlarda, 3-4 sene evvel biz işbaşına geldikten sonra sonra, kim nerede oturmuş, ne hesabı yapmış, kim hangi balyoz, hangi kafesin içinde ne yapacağını planlamış, hükümetleri nasıl devireceğini, milleti nasıl toplayacağını, kime karşı suikastların yapılması gerektiğini santim santim hesaplamış. Onların bir hesabı var. Allah'ın da bir hesabı var. Başlarına balyoz indi, hepsi perişan oldu. Yargı önünde şimdi hesap veriyorlar. Yaptığımız Anayasa değişikliğinin temelinde, bundan sonra hiç kimse bir hukuk devletine yakışmayan, kanunsuz suç örgütleri kurarak, planlayarak, cunta toplantılarıyla bu güzel ülkemizi kaosa sürükleyemeyecek. Hepsinin hakkından hukukla geliyoruz. Türkiye hukukla tanışıyor. Bu Anayasa değişikliklerinin temelinde bir de o var.''

38 BİN ENGELLİ İŞE ALINACAK

Yeni Anayasa'nın kadınlara, engellilere pozitif ayrımcılık getirdiğini, bu sene 38 bin engelliye kadro verip işe yerleştireceklerini, kimi engellinin evinde oturarak iş hayatına katılacağını ifade eden Bakan Arınç, yapılan bazı değişiklikler hakkında da bilgi verdi.

Anayasa Mahkemesi'nin 11 asil, 4 yedek üye sayısını 17 üyeye çıkardıklarını, asil-yedek ayrımını kaldırdıklarını, TBMM'nin Anayasa Mahkemesi'ne 3 üye seçeceğini, bunun da çok önemli olduğuna dikkati çeken Arınç, ''Milletimiz temsilcilerini parlamentoya gönderiyor. Parlamentodaki temsilciler de milletimizi temsilen oraya 3 tane üye seçecekler. Yaptığımız iş çoluk çocuk oyuncağı değil. Bazıları bu yüzden belki korkarak 'hayır' denmesini istiyorlar. Biz ciddi adamlarız, ciddi işler yaparız. Önemli işler yaparız. Büyük işler yaparız. Bizim işimiz çelik çomak oynamak değil. Anayasa'nın değişmesi gereken maddeleri de bunlar'' dedi.

Birilerinin ''hayır'' kelimesini farklı manada kullandığını dile getiren Arınç, konuşmasını şöyle tamamladı:

''Biz hayır derken iki farklı şey söyleriz. Birileri bunu yuvarlayabilir. Bir kahvenin kırk yıl hatırı varmış, kahvenin rengi kahverengiymiş. Hayır rengi de kahverengiymiş. Sen kahverengiye bu sefer basarken hatırımı korumuş olacakmışsın. Tekerleme oldu ama aynen böyle söylüyor bir tanesi. En çok hayır kelimesini konuşan biziz. Geldim, hayırlı geceler, hayırlı iftarlar, hayırlı bayramlar dedim. Her şeye biz hayırla başlarız. Hayır, şerrin karşılığıdır. Evetin karşılığı ise hayırdır. Biz bir şeyi reddedeceğimiz zaman hayır diyoruz. Yoksa hayırlı bir işe de sırtımızı dönmüyoruz. Yaptığımız iş güzel iyi ve inşallah Türkiye için yararlı bir iştir. Ona evet diyeceğiz. Ama biz şerre karşı da hayırın yanında olacağız.''

Konuşmanın sonunda, Soma Belediye Başkanı Hasan Ergene, Arınç'a üzüm hediye etti.