"Kazanan milletimizin kendisidir"

Pazartesi 13.09.2010 00:00
Son Güncelleme: Pazartesi 13.09.2010 22:45
ABONE OL
Hükümet Sözcüsü, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, Anayasa paketinin halk oylamasında çıkan sonuca bakıldığında, bu süreçte kazananın milletin kendisi olduğunu, bunu böyle kabul etmek gerektiğini belirterek, ''İkincisi de kazanan demokrasidir'' dedi.

Çiçek, Bakanlar Kuruluna ilişkin yaptığı açıklamada, referandum sonuçlarını değerlendirdi. 13 Eylülün, Türkiye'de yeni ve taze başlangıç olduğuna inandıklarını ifade eden Bakan Çiçek, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın dün İstanbul'da bir basın toplantısı yaptığını, referanduma yönelik oradaki açıklamanın hükümetin kanaatini ortaya koyduğunu bildirdi.

Cemil Çiçek, şöyle konuştu:

''Bu süreçte kazanan milletimizin kendisi olmuştur. Bunu böyle kabul etmek lazım. İkincisi de kazanan demokrasidir. Milletimiz, demokrasi konusunda temel tercihini bir defa daha ortaya koymuştur. Yani, demokrasi milletimizin temel tercihidir. Mevsimlik, gelip geçici bir durum değildir. Başkalarının lütfettiği veya lütfedeceği bir statü de değildir. Milletimiz demokrasiyi benimsemiş ve özümsemiştir. Bundan sonra milletimizle ilgili değerlendirmeler yapılırken, demokrasi ile ilgili değerlendirme yapılırken, dün açıklanan sonucun herkes tarafından çok iyi okunması, çok iyi anlaşılması gerekmektedir. Çünkü bizim inancımıza göre -ki kampanya boyunca ifade etmeye çalıştık- söz de karar da milletindir ve öyle olmak durumundadır. Millet, dünkü tercihiyle değişimden ve demokrasiden yana çok açık bir karar ortaya koymuştur.

Hepimiz, siyaset yapan herkes ve Türkiye'de değerlendirme yapan herkes bunu iyi anlamalı ve gereğini yapmalıdır. Milletin verdiği bu karar, sözde değil özde ve özden kabullenilmelidir. Çünkü dün sonuçlar açıklandıktan sonra 'milletin kararına saygılıyız' deyip arkadan gelen cümleler, o saygıyı biraz gölgede bırakan ifadelerdir, bazı açıklamalarda...

Dünkü karardan sonra herkes, milletin kararını sadece ağızdan, dudaktan değil, özde ve özden kabullenmelidir.''

''TÜRKİYE, HALKININ BÜYÜK ÇOĞUNLUĞU MÜSLÜMAN OLAN AMA DEMOKRATİK DEĞERLERİ DE BENİMSEMİŞ OLAN İSLAM DÜNYASINDAKİ TEK ÜLKEDİR."

Hükümet Sözcüsü, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, Türkiye'nin, halkının büyük çoğunluğu Müslüman olan ama demokratik değerleri de benimsemiş İslam dünyasındaki tek ülke olduğunu belirterek, ''Dünkü oylamanın sonucuyla demokrasi dünyasındaki Türkiye'nin çıtası da itibarı da artmıştır ve daha da yükselmiştir'' dedi.

Çiçek, Bakanlar Kurulu toplantısının ardından yaptığı açıklamada, vatandaşların geçmiş Ramazan Bayramı'nı kutladı ve dünya 2'ncisi olan Basketbol Milli Takımı'nı tebrik etti.

Referandum sonuçlarına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Bakan Çiçek, sonuçlar ortaya çıktıktan sonra Türkiye'de ''yeni anayasa yapmanın yollarının belli ölçülerde açıldığını'' belirterek, ''İnanıyoruz ki Türkiye, bundan sonra daha rahat Anayasa yapabilecektir.

Tabiatıyla yaşadığımız süreçten gerekli dersleri hepimizin çıkarması gerekmektedir. Kim ne katkı verecekse, 'ben istemiyorum' demek yerine pozitif katılım ve katkı ile bunun gerçekleşmesine herkes yardımcı olmalıdır'' dedi.

Bakan Çiçek, şöyle konuştu:

''Bir süreden beri Türkiye'nin uyguladığı çok yönlü dış politika sebebiyle, 'Türkiye'de eksen kayması vardır, yoktur' tarzında bize göre gereksiz, anlamsız bir tartışma sürdürülmüştür, zaman zaman da sürdürülüyordu. Türkiye'nin ekseni yerindedir, Türkiye'nin ekseni doğrudur ve bu eksen demokrasiden yanadır. Onun için milletimiz demokrasiden yana bir tercih ortaya koymuştur. Türkiye, halkının büyük çoğunluğu Müslüman olan ama demokratik değerleri de benimsemiş olan İslam dünyasındaki tek ülkedir. Dünkü oylamanın sonucuyla demokrasi dünyasındaki Türkiye'nin çıtası da itibarı da artmıştır ve daha da yükselmiştir. Bunu en evvel bizim içeride görmemiz lazım ondan sonra da bu eksen kayması sebebiyle gereksiz tartışmaya girenlerin bu sonucu iyi okuması gerekir. En başta da AB'nin bu sonuçları iyi okuması gerekmektedir.

Halk oylaması bizim çok sık başvurduğumuz bir yöntem değildir. Ülkedeki bir kısım temel sorunların çözümlenmesinde ve sonuca bağlanmasında yıllarca tartışma yapmak yerine, belli bir yere kadar tartışmayı yapıp, her şey konuşulduktan sonra halen tereddüt varsa ve bir uzlaşma da ortaya çıkmıyorsa bundan sonra bazı sorunları halka götürmek ve halkın fikrini ve kararını almak bizce doğru olan bir yoldur, yöntemdir.

Yalnız geride bıraktığımız bu kampanya süresince şunu hep birlikte gördük: Halk oylamasına sunulan teklifin içeriğinden daha çok, gündelik siyasetin konuları daha çok öne çıkmıştır ve bu tartışmalar yapılırken de inanıyorum ve son olmasını temenni ettiğimiz, karalayıcı, suçlayıcı bir üslup ile bu konular gündeme gelmiştir ve milletimiz tarafından da onay görmemiştir. İnanıyoruz ki bu tartışmalar siyasete ve siyaset kurumuna da itibar kazandırmamıştır.

Bu tartışmalar bundan sonra arzu ederiz ki bir halk oylaması söz konusu olduğunda halk oylamasına konu olan teklifin üzerinde yapılabilirse herkesin ne katkısı ne teklifi olacaksa onun üzerinde yapılabilirse inanıyoruz ki bu, Türkiye'de demokrasinin kökleşmesi ve demokrasi kültürü açısından fevkalade faydalı olacaktır.''

''GÜVEN YA DA GÜVENSİZLİK OYU''

Çok partili hayata geçildiği günden bu yana bu manada iki kez halk oylaması yapıldığını ifade eden Bakan Çiçek, hem o tartışmada hem de bu kampanya süresince, teklifin kendisini tartışmak yerine, halk oylamalarının iktidara güven ya da güvensizlik tarzında kamuoyuna takdim edildiğini dile getirerek, ''Böyle takdim edenler, çıkan sonuç karşında oturup ne kadar yanlış yaptıklarını bir kere daha düşünmeleri gerekmektedir'' dedi.

Çiçek, şöyle devam etti:

''Bu teklif, neticede iktidar için, iktidardaki parti için bundan sonra bir güven oyu veya güvensizlik oyu değil, doğrudan doğruya o teklifin içeriğine yönelik olmalıdır ve doğru olan da budur. İnanıyorum ki bundan sonra demokraside bu yanlışı yapmayalım, vatandaşın da huzurunu kaçırmayalım.

Hükümet olarak dünkü sonuçtan fevkalade memnunuz. Vatandaşımız, gerçekten herkesin hayranlığını ifade etmesine imkan verecek ve takdir edilmesi gereken bir sonucu ortaya koymuştur. Böylesine bir millete mensup olmaktan büyük bir gurur duyduğumuzu ifade etmek istiyorum. Demokrasimiz açısından da çok önemli bir açılım gerçekleşmiştir. Bu değişiklik, bize göre yapılması gerekenin tamamı değil ancak bir kısmıdır bugünkü şartlar altında. İnanıyoruz ki bundan sonraki süreçte de demin söylediğim anlayış içinde yeni bir kısım düzenlemeleri gerçekleştirme imkanı olabilecektir.''

Bakan Çiçek, ortaya çıkan sonuç itibarıyla ilk yapmaları gereken işin, Resmi Gazete'de yayımlandıktan sonra bu değişikliğe paralel olarak uyum yasalarının çıkarılması olduğunu belirterek, ''Bunun çalışmasına bugün itibarıyla karar verdik. Bunların bir kısmı geçmişte hazırlanmıştı, bir kısmı yasa olarak çıkmış ama anayasal dayanağı olmadığı için Anayasa Mahkemesi'nden dönmüştü. Hem onları yenilemek hem de bu değişiklik istikametinde sair yasalardaki uyumu sağlamak için bir çalışmayı da bugünden itibaren başlatmış oluyoruz'' dedi.
Ekim ayında Meclis açıldığında bu konuların arka arkaya gündeme geleceğini belirten Bakan Çiçek, toplantıda, kurul üyelerinin kampanya sürecindeki çalışmalarla ilgili değerledirmelerde bulunduğunu ifade etti.

''MİLLETİMİZ DÜN VERMİŞ OLDUĞU KARARLA YENİ BİR ANAYASA YÖNÜNDEKİ TALİMATINI DA SİYASET KURUMUNA VERMİŞTİR''

Hükümet Sözcüsü, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, ''ÖSYM başkanını biz atamıyoruz, hükümet atamıyor. Hükümetin dışında bir kuruluş ama soruların hepsiyle hükümet muhatap oluyor. Her gittiğimiz yerde de biz muhatap olduk. Biz hükümet olarak isteriz ki karar verecek makamlar bir an evvel kararını versin'' dedi.

Bakan Çiçek, Bakanlar Kurulu toplantısına ilişkin açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını da yanıtladı.

Bir gazetecinin, ''Yeni anayasayla ilgili Bakanlar Kurulu toplantısında bugün bir değerlendirme yaptınız mı?'' sorusu üzerine, şunları söyledi:

''Bugünkü konumuz tümüyle halk oylamasının sonuçlarına ilişkin bir değerlendirmedir, bunun sonunda yapılacak çalışmalarla ilgilidir. Tabiatıyla yeni bir anayasa, 2007 seçimlerine giderken bizim vaadimiz olarak kamuoyunun bilgisine sunulmuştur. Biz yeni bir anayasanın gerekli olduğuna inanıyoruz. Mevcut anayasanın ömrünü doldurduğu kanaatini taşıyoruz. Zaten bu 26 maddelik değişiklik, tümünü değiştiremiyorsak hiç olmazsa belli bir bölümünü bari değiştirelim, demokratik standartların yükseltilebilmesi açısından...

İnanıyoruz ki bu 26 maddenin her birinin, AB müktesebatı ile veya müzakere ettiğimiz fasıllarla da bağlantısı var. Yani biz bir taraftan bu anayasayı değiştirirken öbür taraftan da AB'ye üyelik açısından da çok önemli bir adımı atmış oluyoruz. Onun için de AB'nin konuyu iyi değerlendirmesi gerektiğini ifade etmeye çalıştım. Bundan sonra anayasayla ilgili çalışmalar nasıl olacak bir değerlendirme yaptık ama esas itibarıyla anayasa değişikliği konusu hükümetin konusu değil, sonuçları itibarıyla hükümeti ilgilendirdiği için bu değerlendirmeyi yapıyoruz.
Bugün Bakanlar Kurulu toplantısı uzadığı için MYK toplantısı yapamıyoruz, bildiğim kadarıyla yarın saat 11.00'de yapılacak. Orada da bunun değerlendirilmesi yapılacaktır ama milletimiz dün vermiş olduğu kararla yeni bir anayasa yönündeki talimatını da siyaset kurumuna vermiştir. Bunun gereği tabiatıyla nasıl yapılacak, hangi yöntemle yapılacak? Çünkü biz birkaç yöntem denemeye çalıştık, her birine itiraz oldu. O yöntemlerden biriyle mi olur bunlardan farklı bir yöntemle mi olur bunların hepsini partide değerlendirdikten, belki de kamuoyuyla değerlendirdikten sonra bunlarla ilgili gelişmeleri sizlerle paylaşırız.

Çiçek, bir soru üzerine, eski Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'a Devlet Şeref Madalyası verilmesi konusunun gündeme gelmediğini söyledi.

ÖSYM BAŞKANINI BİZ ATAMIYORUZ

''KPSS ile ilgili konu Bakanlar Kurulunun gündemine geldi mi?'' sorusunu yanıtlarken Çiçek, bu konunun, kampanya süresince birçok yerde karşılaştıkları bir konu olduğunu söyledi.

Çiçek, şöyle devam etti:

''Sınav sonuçlarıyla ilgili ortaya çıkan problem, bizim bu anayasa değişikliğiyle ilgili gündeme getirdiğimiz bir konuyu da açıkça ortaya koymuştur, somut bir delili olmuştur. ÖSYM başkanını biz atamıyoruz, hükümet atamıyor. Hükümetin dışında bir kuruluş ama soruların hepsiyle hükümet muhatap oluyor. Her gittiğimiz yerde de biz muhatap olduk. Biz de diyoruz ki 'zaten bu anayasada yetki başkasında, sorumlunun onlar olması lazım' ama vatandaştan başka da bu sorunlara ve sorulara muhatap olan kimse olmadığı için Türkiye'de ciddi bir demokrasi çarpıklığı, açığı, açlığı var. Dolayısıyla bu ÖSYM meselesi hükümetin karar verdiği, atadığı veya komisyonlarını belirlediği, sonuçlarını değerlendirdiği bir durum değildir ama önümüzde bir problem olarak duruyor. İşin başka bir yönü de yargıya intikal etmiş olmasıdır. Şimdi ortada bir iddia var, bu iddiayı tabiatıyla biz de önemsiyoruz. YÖK'e bağlı Denetleme Kurulu bu konuyla ilgili bir denetim çabasını sürdürüyor. Onun için biz hükümette bu konuyu görüşme içerisinde olmadık. Birçok arkadaşımız, illerde, ilçelerde çalışma sürdürürken bu türlü taleplere muhatap olduğunu ifade etti. Herhalde YÖK ve ilgili kuruluş bir kararı verecektir. Burada kararı verecek olan biz değiliz, böyle bir yetkimiz yok. Yetkimiz olmayınca da hükümette bir karar almamız söz konusu değil. Bizim arzumuz, çok fazla gecikmeden bir an evvel karara bağlanmasıdır. Çünkü okullar açılacak. MEB'e önemli kadrolar verilmiştir. 30 bin öğretmen ataması yapılacak. Bu atamalar yapılamazsa dersler boş geçecek. Bunun da öğrenciler açısından, eğitim hayatı bakımından getireceği sakıncalar var. O nedenle biz de hükümet olarak isteriz ki karar verecek makamalar bir an evvel kararını versin yargıysa yargı, bu bizim beklentimizdir. YÖK'se YÖK veya ÖSYM ise ÖSYM...''

''BDP'NİN BOYKOT ÇAĞRISI''

Çiçek, ''Referandumda BDP'nin boykot çağrısı olmuştu. Güneydoğu'da bazı illerde büyük ölçüde bu boykot kararına uyuldu. Bakanlar Kurulunda bunu değerlendirdiniz mi? Ayrıca terör örgütünün 20'sine kadar bir eylemsizlik kararı vardı, bu tarihten sonra Türkiye'yi germe çabasına girilirse alınacak önlemler ve bu konuda bir değerlendirme yaptınız mı?'' sorusunu şöyle yanıtladı:

''Her türlü gelişmeye karşı devletin aldığı, alacağı tedbirler vardır ve olacaktır. Bu bizim halk oylamasıyla ilgili yaptığımız bir ön değerlendirmedir. Biz mahalli idareler seçimlerinden sonra da bu değerlendirmeleri yaptık. Ortaya çıkan tabloyu bir kısım bilimsel çalışmalarla da sonuçlandırmaya çalıştık. Bugünkü, herhangi bir veriye dayanmadan YSK'nın açıkladıklarının dışında daha detaylı bir çalışmaya, değerlendirmeye ihtiyaç var. İnanıyorum ki bunu partimiz yapacaktır, yapıyor. Zaten biz kampanyalarımızı sürdürürken de hedeflerimizi belirlerken de halkın fikrini soruyoruz. Hep bu kampanyaları ona göre sürdürüyoruz. O nedenle daha resmi sonuçlar da açıklanmadı ama etraflı bir değerlendirmeyi partimiz yapacaktır. Türkiye'de huzurun, asayişin sağlanabilmesi noktasında her türlü gelişmeye karşı da devlet tedbirlerini alır.''