Orly'nin tarihi tanığı: Fransız parmağı vardı

ASALA'nın Orly'deki THY bürosuna düzenlediği bombalı saldırıda yaralanan Ergun Çağatay: Patlamanın Fransız gizli servisiyle göbek bağı olduğuna inanıyorum. Üst düzey yetkili, örgütü sadece o gün izlemediklerini söyledi

Ermeni ASALA Örgütü'nün, 15 Temmuz 1983 yılında Paris Orly Havalimanı'na düzenlediği bombalı saldırıdan yaralı olarak kurtulan gazeteci Ergun Çağatay'ın o gün uçak bekliyordu. Dev bir patlamayla irkildi. Hatırında kalan en son şey, başının hemen üzerinde patlayan bütan gazıydı. O, Ermeni ASALA örgütü tarafından Türk Hava Yolları'nın Paris Orly Havalimanı'ndaki bürosuna karşı düzenlenen bombalı saldırıdan yaralı kurtulan 55 kişiden biriydi. O gün 2'si Türk, 4'ü Fransız, 1'i Amerikalı ve 1'i de İsveç'li olan 8 yolcu hayatını kaybetti. Çağatay ise gözlerini hastanede açtığında, ömrünün 5 yılını iyileşmek için harcayacağının farkında değildi. Vücudunun yüzde 35'i yanan Çağatay, 2 yıl boyunca güneş yüzü göremedi. Kaskatı kesilen ellerini yeniden kullanabilmesi için vücudunun çeşitli yerlerinden yapılan deri nakilleriyle, 10'dan fazla ameliyat geçirdi. Biraz toparlandığında, Fransa Hükümeti aleyhine dava açmaya girişti. Türkiye Büyükelçiliği'ni ve diğer yaralı kurtulanları ikna etti, avukat buldu. Olayla ilgili Fransız polisinin tutukladığı 29 yaşındaki Suriyeli Varujan Garabedyan, mahkeme sonunda müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Bugün İstanbul'da yaşayan ve Türklerin tarihiyle ilgili geniş çaplı araştırmalar yapan Çağatay, Ermeniler'e öfkeli olmadığını belirterek, "ASALA'yı kuranların Ermeniler olduğuna asla inanmadım. Onları eğiten pişiren, ortaya salan ve zamanı geldiğinde ortadan kaldıran gizli servisler var. Orly olayında da Fransız gizli servisiyle göbek bağlarının olduğuna inanıyorum" dedi. Çağatay bu görüşünü de şu sözlerle destekledi: "Çünkü bu adamları uzun süredir takip ettiklerini Fransız gizli servisinin en üst düzey yöneticisi mahkemede anlattı ama söylediklerinin tümü gülünçtü. O yönetici uzun süredir takip ettikleri ASALA mensuplarını, Fransızların en önemli tatillerinden biri olan Bastille Günü'nün 14 Temmuz'a gelmesi, zaten az olan elemanlarının izin yapmak istemesi ve aşırı sıcaklar nedeniyle 15 Temmuz'da takip etmediklerini ve tam da o gün bombalamanın gerçekleştiğini anlattı." Çağatay iyileştikten sonra çalışmayı sürdürdü. Çin'den Adriyatik'e kadar, Türklerin ve kültürünün ulaştığı ve yaşadığı yerlere gidip fotoğraf çeken Çağatay bu uğurda 110 bin kilometre yol katetti, 50 bin kare fotoğraf çekti ve 500 bin dolardan fazla para harcadı. Çağatay, Varujan Garbisyan'ın 2001 yılındaki erken tahliyesine de şaşırmamış. Hatta bir gazeteci olarak Garbisyan ile röportaj yapmayı bile düşünmüş. "50 bin dolar isteyince iş yattı. Konuşsaydım, 'Eline ne geçti, ne kazandın?' diye soracaktım" dedi.

O fotoğrafın hikâyesi

Olaydan 2 hafta sonra Paris Match dergisinde yayımlanan bu fotoğrafı Coşkun Aral çekti. Ergun Çağatay, fotoğrafın çekiliş hikâyesini de "Ben serin bir odada tutuluyordum. Yakın dostum Coşkun Aral, eşimle birlikte ziyaretçi gibi içeri girdi. Pencerenin arkasından sadece bir kare çekti ve hastaneden çıktı. Yoksa hastane görevlileri makinesine el koyacaklardı" diye anlattı.

BUGÜN NELER OLDU