Keşke Mahir de görebilseydi

Manisalı gençlerin tazminat zaferini bir tek o göremedi; Mahir Göktaş. Henüz 14'ündeyken gördüğü işkencenin travmasını atlatabilmek için gittiği Bulgaristan'da ölmüştü

İşkence görüp boş yere cezaevinde yatan Manisalı gençler, İçişleri Bakanlığı'nı tazminata mahkum ettirdi ama içlerinden biri bu zaferi göremedi. Henüz 14 yaşındayken yaşadığı işkenceyi "Orama cop soktular ağabey" diye anlatan Mahir Göktaş, travmayı atlatabilmek için gittiği Bulgaristan'da boğularak ölmüştü çünkü... Arkadaşı Aşkın Yeğin, "Biz bir çektiysek Mahir 10 mislini çekti. Keşke bu kararı o da görebilseydi" dedi. Manisa'da, DHKP-C örgütü üyesi oldukları gerekçesiyle gözaltına alınıp işkence gören, aylarca cezaevinde kaldıktan sonra beraat eden 16 gencin İçişleri Bakanlığı'ndan tazminat almaya hak kazanması, beni de sevindirdi. Aylarca travma yaşamama neden olan bu işkencenin ilk tanıklarından biriydim. Olayın yaşandığı 1996'da, Aktüel'de çalışıyordum. Manisa'ya gittim. Ailelerle, avukatlarla görüştüm. Gençlerin 11 gün gözaltına tutulduğu Manisa Emniyet Müdürlüğü'ne gittim. Tek görüşmediğim işkence gören çocuklardı. Bunun için sahte kimlikle cezaevine girdim. Tutuklanan gençlerden Levent Kılıç'ın akrabası olarak tanıttım kendimi... Görüşme yapacağımız bölüme gittiğimde önce kızlar geldi. Sema, Münire, Lale ve diğerleri... Hepsi tedirgindi. Hayatlarında ilk kez gördükleri birine mazgaldan yaşadıklarını anlatmaları imkânsızdı. Yaşadıklarını sadece avukatlarına yazarak anlatmışlardı.

KANI DONDURAN SÖZLER

Ardından erkeklerin koğuş sorumlusu benimle görüştü ve "Bu gençler DHKP-C'li. Böyle yazacaksın" tehdidini savurdu. Çok öfkelenmiştim. Sonra Ali, Aşkın, Levent, Mahir ve diğerleri geldi mazgalın önüne. Çocuklar yaşadıklarını anlatıyordu tek tek. Benim gözüm Mahir'deydi. 14 yaşındaydı Mahir. Görüşme odasında bulunan bir bankın üzerinden kalkarak, mazgalın önünde duran ağabeylerinin arasından gözlerime baktı ve 'Ağabey ben dar pantolon giyemiyorum. Sandalyeye oturamıyorum. Orama cop soktular' dedi. Hem ben, hem arkadaşları buz kestik. Mahir, cezaevinde bir yıl kaldı. 1998'de tahliye olunca Bulgaristan'a kaçtı. İşkenceyi unutmak istiyordu. Ancak 2006'da, Varna'da denize girdi ve boğuldu. Cenazesi İzmir'in Kınık ilçesine bağlı Taştepe Köyü'nde toprağa verilirken annesi Fatma ile babası Muharrem, acıdan donakalmıştı. Ve Mahir, sürdürdükleri hukuk mücadelesinde 16 yılın sonunda elde ettikleri zaferi göremeyen tek "terörist" oldu. Davada ilk tazminatı alanlardan Aşkın Yeğin, "Keşke Mahir de bu günleri görebilseydi. Çok isterdim bunu. Kafasından yaşadıklarını atabilmek için kaçmıştı Bulgaristan'a. 2003'te yanına gittim. Üç ay birlikte kaldık. Davanın bu şekilde sonuçlanmasına en çok Mahir adına sevindim. Anne ve babası çok kötü şartlarda yaşıyorlar. Onlar için bir teselli olur. Çünkü biz bu süreçte bir çektiysek Mahir ve anne babası on mislini çekti" diye konuştu.
BİZE ULAŞIN