Dağda ölene de ağlamadan sorun çözülmez

Emniyet Müdürü Recep Güven, "Boşaltılan her köyün aslında geleceğimize tehdit olduğunu biliyorduk. 'Dağda ölen teröriste ağlamıyorsanız, insan değilsiniz' demiştim. Canavarlaşmış teröristi de enterne edemiyorsanız devlet değilsiniz. Bu iki cümle arasında gelip gidiyorum" dedi

Diyarbakır'ın yeni Emniyet Müdürü Recep Güven, açıklamalarıyla gündem yarattı. Eski istihbaratçı ve amatör şair olan Güven ölen teröristlere de içinin acıdığını belirterek, "Daha önce 'Dağda ölen teröriste ağlamıyorsanız insan değilsiniz' demiştim. Ama teröristi de enterne edemiyorsanız devlet değilsiniz" diye konuştu. Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı görevinden 2011'de Siirt Emniyet Müdürlüğü'ne geçen ay da Diyarbakır'ın Emniyet Müdürlüğü görevine atanan Recep Güven, basınla tanışma kahvaltısında dikkat çeken açıklamalarda bulundu. 1991-1996 arasında İstihbarat Şube Müdürü olarak görev yaptığı şehre yeniden dönmenin hazzını yaşadığını belirten Güven, "Hiç olmasaydı dediğimiz, zor bir süreçte Diyarbakır'da hizmet vermeye çalışmıştım. Ben polis akademisinde tiyatro kuran insandım, ufak tefek şiirler yazardım. Diyarbakır'da ne tiyatroya gidebildim ne şiir yazabildim ne Ahmet Arif'i okuyabildim. Şimdi zaman çok farklı" dedi. Güven şöyle konuştu:

SORUNU BİRLİKTE BÜYÜTTÜK
"Boşaltılan her köyün aslında geleceğimize tehdit olduğunu biliyorduk. Meçhule giden insanların herhangi bir sisteme tabi olamayacağını da biliyorduk. Belki bir mecburiyetti, belki acil bir karardı... Kimimiz susarak, kimimiz uygulayarak, kimimiz kaçarak, kimimiz vurarak bu sorunu el birliğiyle büyüttük. Kendi insanımızla aramızda kocaman sorunlar çıkardık. Şimdi işte toparlamaya ve normalleşmeye çalışıyoruz. Sadece polisle çözülmeyecek bir sorun olduğunu da biliyorum. 20 yıl istihbaratta görev yaptım. Biz o zamanki sistemin hem mağduru, hem mahkumu, hem mecburu olmuştuk.

HER TERÖRİSTE DE İÇİM EZİLİR

2005'te 'Dağda ölen teröriste ağlayamıyorsanız, insan değilsiniz' demiştim. Ama eline silah alıp çoluk çocuk demeden insan katleden canavarlaşmış bir teröristi de enterne edemiyorsanız devlet değilsiniz. Ben bu iki cümle arasında gidip geliyorum. Benim yitik evladım dağa çıkmış keşke ulaşabilseydim, keşke ona normal bir hayat sunabilseydim. Keşke terörize olmasına mani olabilseydim diye ağlarım. Yani her teröriste de içim ezilir. Bir çocuk dağa çıkıyorsa hepimizin payı var. Benim karakoldaki memurumun kötü davranmasıyla, kontrollerimde yaptığım bir aşırı güçten ötürü...

DİYARBAKIR HALKI YARDIM EDİYOR

Biz bir adım gitsek Diyarbakır halkı bize koşarak gelir, bunu biliyoruz. Geldiğimden bu yana tüp bombayı da, asayiş şubesine yönelik saldırıyı da, vatandaşımızın sayesinde engellemiş olduk. Halktan beni şaşırtacak kadar ihbar geliyor. İnsanlar huzurlarına sahip çıkıyorlar... Önce vatan değil, önce insan. İnsanı yaşat ki devlet yaşasın. En büyük sorun annelere ve çocuklara ulaşmak."

'İKİNCİ GAFFAR OLMAK KOLAY DEĞİL'
Ne kadar hizmet ederlerse kazanacaklarını da bildiklerine ve sıkıntılı bir ortamda gelmiş olmanın ağır yükü altında olduklarına dikkati çeken Güven şöyle dedi: "Rahmetli Gaffar abi gibi çok zor zamanda gelmedik. O, konuşmanın bile zor olduğu bir zamanda geldi, herkesin gönlünde taht kurdu. İkinci Gaffar diyorlar, ikinci Gaffar olmak kolay değil. Onun seviyesine ulaşmak öyle her babayiğidin harcı da değil. O en zor zamanda, en zor kararları verebilen vizyon sahibi güzel bir insandı. Sorunları ortaya koyduk hep beraber bir yol haritası çizdik, önceliklerimizi belirledik.

BİZE ULAŞIN