Anayasa Mahkemesi'nden çok tartışılacak karar

Anayasa Mahkemesi, yasa dışı toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleyen ya da yönetenlerle bu eylemlere katılanlara, eyleme silahlı katılan veya eylemde direnenlerden daha fazla hapis cezası öngörülmesini, ''toplumsal barışa ve kamu düzenine verdikleri zarar bakımından aynı konumda olmadıkları ve cezaların farklı kurallara bağlı olması'' gerekçesiyle Anayasa'ya aykırı bulmadı.

Yüksek Mahkemenin, Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlanan kararına göre Şırnak Asliye Ceza Mahkemesi, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'nun yasa dışı gösteri düzenleyen ya da bu harekete katılanlara 1 yıl 6 aydan, eylemde direnenlere 9 aydan ve eylemde taş, sopa, silah ve patlayıcı gibi belli silahları kullanarak direnenlere 1 yıl 6 aydan başlayarak hapis cezası öngörülmesinin Anayasa'nın eşitlik ilkesine aykırı olduğu iddiasıyla Anayasa Mahkemesi'ne başvurdu.

Yerel mahkeme başvuru gerekçesinde, yasanın değişik maddelerinde öngörülen yaptırımlarla, kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleyenlere bu eyleme katılanlara, kendiliklerinden dağılmaları halinde bile, eylemde direnen ya da belli silahları kullananlardan ya daha fazla ya da eşit miktarda ceza verileceğine dikkati çekerek, bu durumun 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'nun sistematiğine de aykırı olduğunu öne sürdü.

Başvuruyu inceleyen yüksek mahkeme, kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleyen, yöneten ya da bu eyleme katılanlara 1 yıl 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası verilmesini öngören 2911 sayılı yasanın 28. maddesinin birinci fıkrasının iptali istemini oybirliğiyle reddetti.

Anayasa Mahkemesi'nin gerekçeli kararında, ''kanuna aykırı toplantı veya gösteri yürüyüşüne katılmak'' suçuyla ''yasa dışı toplantı veya gösteri yürüyüşünü düzenleyen ya da yönetenlerin hareketlerine katılmak'' suçunun birbirinden farklı olduğuna işaret edildi.

Anayasa'nın 10. maddesinde, herkesin, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşit olduğunun, hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamayacağının, devlet organları ve idare makamlarının bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorunda olduğunun belirtildiğine yer verilen gerekçeli kararda, bu ilkenin hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusu olduğu kaydedildi.

Gerekçeli kararda, hukuk devletinde kanun koyucunun, Anayasa'ya ve ceza hukukunun temel ilkelerine bağlı kalmak koşuluyla toplumda hangi eylemlerin suç sayılacağı, suç sayılan bu eylemlerin hangi tür ve ölçüde cezai yaptırıma bağlanacağı, cezayı ağırlaştırıcı ve hafifletici nedenlerin belirlenmesi gibi konularda anayasal sınırlar içinde takdir yetkisine sahip olduğuna da yer verilen kararda, şöyle devam edildi:

''Kanuna aykırı toplantı veya gösteri yürüyüşleri düzenlemek, yönetmek veya bunların hareketlerine katılmak suçunu işleyenlerin, kanuna aykırı toplantı veya gösteri yürüyüşüne silahlı ya da silahsız katılmak suçunu işleyenlere nazaran daha ağır cezayla cezalandırılmalarını öngören itiraz konusu kural, kanun koyucunun takdir yetkisi içinde kalmakta olup, itiraz konusu kuralda devletin cezalandırma yetkisi bakımından suç ve ceza arasında adil bir dengenin bulunması gereğini esas alan hukuk devleti ilkesine aykırılık bulunmamaktadır.

Kanun koyucu, kanuna aykırı toplantı veya gösteri yürüyüşleri düzenleyen veya yönetenlerle bunların hareketlerine katılanların fiilleri için, bu fiillerin niteliği, işlenme biçimi, toplumsal barışa ve kamu düzenine verdikleri zararı gözeterek, 32. ve 33. maddelerde düzenlenen eylemler için öngörülen cezalardan alt sınırlar bakımından daha ağır bir ceza belirlediği anlaşılmaktadır. Buna göre, itiraz konusu kuralda yer alan kanuna aykırı toplantı veya gösteri yürüyüşleri düzenleyen veya yönetenlerle bunların hareketlerine katılanlar ile 2911 sayılı kanunun 32. ve 33. maddelerinde düzenlenen kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşüne silahsız ya da silahlı katılanlar, işledikleri fiillerin niteliği, işlenme biçimi, toplumsal barışa ve kamu düzenine verdikleri zarar bakımından aynı konumda olmadıklarından, bu kişilerin alacakları cezanın farklı kurallara bağlı kılınması eşitlik ve hukuk devleti ilkelerine aykırı değildir.''

BİZE ULAŞIN