Açlık grevi bitecek mi?

Adalet Bakanı Sadullah Ergin, cezaevlerindeki açlık grevlerine katılan tutuklu ve hükümlülere seslendi.

Adalet Bakanı Sadullah Ergin, ''Açlık grevleri, cezaevlerinin mevcut şartlarına yönelik değildir. Bu eylemler, cezaevleriyle ilişkili olmayan farklı sorun alanlarına dönük birtakım sebepleri kapsayan eylemlerdir'' dedi.

Ergin, Sincan'daki ceza ve infaz kurumları kampüsünü ziyaret ederek, bazı tutuklu ve hükümlülerle bayramlaştı.

Bayramlaşmanın ardından düzenlediği basın toplantısında Ergin, açlık grevlerinin, cezaevlerinin mevcut şartlarına yönelik olmadığını belirterek, şöyle konuştu:

''Bu eylemler cezaevleriyle ilişkili olmayan farklı sorun alanlarına dönük birtakım sebepleri kapsayan eylemlerdir. Bu talepler, tarafımızdan bilinen taleplerdir. Türkiye zaten uzunca bir süredir, demokratik hakların genişletilmesi, demokrasinin standartlarının yükseltilmesi ve evrensel hakların ikamesi ve inşası noktasında önemli gelişmeler sağladı. Bu çalışmalar devam edecek. 2023 vizyonuna paralel olarak birtakım taahhütlerde bulundu AK Parti. Bu taahhütler, ana dilde savunma hakkını da içeren taahhütlerdir. Partimizin 2023 vizyonuna dönük olarak deklare ettikleri, bizim için talimat olarak değerlendirilmiş, Adalet Bakanlığı olarak bu noktada çalışmalar yapmış durumdayız. Bu çalışmaların olgunlaştırılması ceza, infaz ve usul hukuku uzmanlarının katkılarının alınmasının ardından Bakanlar Kurulu'na sunulacaktır. Türkiye'de hakların güçlendirilmesi noktasında çalışmalar devam ediyor.''

Ergin, temel hakların standartlarının yükseltilmesi konusunda çalışmaların devam ettiğine işaret etti.

Bazı cezaevlerinde eylem yapan tutuklu ve hükümlülere bayram dolayısıyla seslenen Ergin, ''Kendi bedenleriniz için, kendi sağlığınız için, sizi seven aileleriniz, sizin sevdikleriniz için bayram arifesinde, bu eylemlerden vazgeçin. Bunlara ihtiyaç kalmayacak bir Türkiye için yoğun çalışmaların olduğunu ifade ediyoruz'' diye konuştu.


''BU EYLEMLER SESİNİ DUYURMAK İÇİN YAPILDIYSA BU SES DUYULMUŞTUR''



Adalet Bakanı Sadullah Ergin, cezaevlerindeki açlık grevlerinin sonlandırılması çağrısında bulunarak, ''Bu eylemler sesini duyurmak için yapıldıysa bu ses duyulmuştur. Maksadın hasıl olduğunu düşünüyorum'' dedi.

Ergin, Sincan'daki ceza ve infaz kurumları yerleşkesini ziyaret ederek, bazı tutuklu ve hükümlülerle bayramlaştı. Basın mensuplarına açıklamalarda bulunan ve soruları da yanıtlayan Ergin, Cezaevinde açlık grevi yapan tutuklularla görüşüp görüşmediğinin sorulması üzerine, Sincan yerleşkesinde kalan hükümlü ve tutuklular içinde açlık grevi yapanlarla da görüştüğünü belirtti.

Düşüncelerini onlarla da paylaştığını dile getiren Ergin, ''Kendi açımdan da faydalı olduğunu düşündüğüm temaslar olarak değerlendiriyorum. Bu cezaevinde kalan farklı suç tiplerinden mahkum olmuş insanlarla görüştük'' dedi.

''Terör örgütü PKK'nın elebaşı Öcalan'ın avukatlarıyla görüştürülürse onun yapacağı bir çağrıyla açlık grevlerinin sonlandırılacağı belirtiliyor. Bakanlığın bir Öcalan'ın avukatlarıyla görüştürülmesi konusunda bir adım atması söz konusu olabilir mi?'' sorusu üzerine Ergin, imkan dahilinde olan adımların Bakanlıkça atıldığını söyledi.

Ergin, ''Biraz önce söyledim. Bu talepler içinde olan savunma hakkına dönük çalışmalarımızın olduğunu, olgunlaşmasıyla beraber Bakanlar Kurulu'na getirileceğini ifade ettim. Onun dışındaki hususları şu aşamada sizlerle paylaşacak aşamada olmadığını ifade ediyorum'' dedi.

Ergin, ''Bazı iyileştirmelerden bahsettiniz. F tipinde tutuklu olanlar da bu iyileşmelerden faydalanabilecekler mi? Abdullah Öcalan da bu yasal düzenlemelerin kapsamına girer mi? Medeni hali buna uygun mu?'' sorusu üzerine Ergin, şunları kaydetti:

''Aile görüşünü kastediyorsunuz herhalde. Bunu tasarı metni parlamentoya geldiğinde hep beraber göreceğiz. Şu anda Bakanlar Kurulu'nda imza aşamasında. Tabii ki bu aile görüşü bir hak olarak değil, bir ödül olarak düzenleniyor. Dünyada uygulamasına baktığımızda, cezaevlerinde bu bir ödül olarak düzenleniyor ve bunu kullandıracakları hükümlü tutukluların, belli sınırlamalara tabi olmaması şartı var. Bunun şartlarını dünya ortalamasına da bakarak Türkiye'dekini daha iyi şartlarda oluşturmaya çalıştık. Ama elbette ki sınırsız, limitsiz bir uygulama olmayacak. Onu tasarı geldiğinde beraberce göreceğiz.''


''28 ŞUBAT TUTUKLULARI İLE DE GÖRÜŞTÜM''



Ergin, 28 soruşturması kapsamında tutuklananlarla görüşüp görüşmediğinin sorulması üzerine, ziyareti sırasında cezaevinde bulunan her suç tipinden hükümlü ve tutuklu ile görüştüklerini anlattı. Bakan Ergin, 28 Şubat tutukluları ile de görüştüğünü söyledi.

Görüşmelerde talepleri aldıklarını ifade eden Ergin, Ceza İnfaz Kurumu'nun uygulamaları ve şartlarıyla ilgili kendilerine herhangi bir talep gelmediğini belirtti.

Ergin, şöyle dedi:

''Ceza İnfaz Kurumu'na dönük olarak ve özellikle personelimizin hükümlü tutuklulara muamelesine, uygulamasına dönük olarak genel bir memnuniyet var. Bundan da büyük bir mutluluk duyduğumu paylaşmalıyım. Görüştüğümüz hükümlü tutuklular Ceza İnfaz Kurumu'nun yönetimine ve cezaevinde kendilerine gösterilen ilgiye teşekkür ettiler. Ama onun dışında elbette ki talepleri olmuştur. O talepleri de kendimiz not ettik.''

Kemal Gürüz ve Çevik Bir ile görüşüp görüşmediği sorulan Ergin, ilgili ayrıntıya girmek istemediğini ifade ederek, ''Madem sordunuz, Kemal Gürüz'le ve beraberinde kalan emekli komutanımızla görüştük. Onun dışında başka koğuşlarda kalan aynı soruşturmadan tutuklu olan isimlerle görüşüldü. Ayrı ayrı söylemeye ihtiyaç duymuyorum. Bu cezaevinde olan her suç tipinden hükümlü ve tutuklulardan belli ziyaretler yaptık. Doğrusu benim içinde faydalı temaslar olduğunu söyleyebilirim'' diye konuştu.


''MAKSADIN HASIL OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUM''



''Açlık grevlerinin bitirilmesi noktasında BDP milletvekilleriyle görüşeceğiniz haberleri var. Bu görüşme gerçekleşti mi?'' sorusu üzerine Ergin, ilk günden bu güne kadar gerek sivil toplum örgütleri, gerek siyaset kurumlarından tüm görüşme taleplerinin karşılandığını söyledi.

Ergin, şöyle devam etti:

''Gerek siyasi parti temsilcisi olsun, gerek STK temsilcisi olsun bu konuyla ilgili çözüm arayışı içinde olan ve sorunu küçülterek ortadan kaldırmaya dönük gayret sarfeden bir Adalet Bakanı bulmuşlardır. Herkes sorumluluğunun gereğini yerine getirmeli diyorum. Bu problemin çözümüne katkı sunacak olan varsa katkısını sunsun. Ama bu problemi büyütmek, yangına benzin dökmek isteyenler varsa lütfen onlar söz orucuna girsinler, söz söylemesinler. 'Ya hayır konuş, ya sus'. Bu kadarını ifade ediyorum. Bu meselenin çözümü noktasında katkı sunacak olan varsa o katkıları bugüne kadar aldık. Bu tür temas arayışlarını cevapsız bırakmadık. Bundan sonra da bu tavrımız devam edecek.''

Bakan Ergin, ''Temas arayışları kapsamında Abdullah Öcalan ile Bursa Barosu'ndan bir avukatın görüşmesi söz konusu olabilir mi? sorusuna ise ''Benzer bir soruyu meslektaşınız sormuştu, ben de bununla ilgili paylaşılacak bir şey olduğunda paylaşacağımı ifade etmiştim'' karşılığını verdi.

Ergin, ''Türkiye'nin açlık grevlerini sonlandırmada kötü deneyimleri var. Çağrınız karşılık bulmazsa müdahale söz konusu olur mu?'' sorusuna da şu yanıtı verdi:

''Onu şimdi ifade etmek bile istemiyorum. Bu eylemler sesini duyurmak için yapıldıysa, bu ses duyulmuştur. Maksadın hasıl olduğunu düşünüyorum. Birtakım çalışmaların da devam ettiğini de ifade ettim. Ama bu cezaevlerinde bulunan her kişi devlete emanet edilmiştir. Onların sağlıkları, bedeni tamamiyetleri devletin sorumluluğu altındadır. Ve onlar için her türlü ihtimam gösterilmektedir. Sağlık elemanlarımız çalışanlarımız teyakkuz halindedir. Sürekli bu konumda olan hükümlü tutuklularla her gün temas etmektedirler. Kontrolleri belli aralıklarla yapılmaktadır ve şu an için çok sıkıntı verici bir tablo olmadığını düşünüyorum. Ama konu önemsiz değildir, bunu önemsizleştirmek adına söylemiyorum. Cezaevinde bir tek kişinin burnunun kanaması bizim razı olacağımız bir sonuç değildir. Öyle bir sonuç oluşmaması içinde tüm imkanlarımızı seferber etmiş durumdayız.''

Ergin, yasa dışı dinleme yaptığı iddia edilen MİT mensupları hakkında soruşturma izni talebinin olup olmadığını sorulması üzerine de ''Sanal ortamda herhalde Twitter'da paylaşılmış bir bilgi, ama bize gelmiş öyle bir bilgi yok bana önce yapılmış birtakım suç duyuruları vardı onlara ilişkin soruşturma çerçevesinde olabilir, ama şu an için somut bir şey paylaşmak durumunda değilim, bilmiyorum şu anda'' karşılığını verdi.

Ergin, basın örgütlerinin tutuklu gazetecilere ilişkin raporlarının sorulması üzerine şöyle konuştu:

''Geçen yıl yayımlanan rapora Türkiye'de basın organlarından çok büyük tepki yükseldi. Ben bu yılki raporun bu tepkileri telafi amacıyla hazırlanmış olduğunu düşünüyorum. Afaki bir değerlendirmede bulunmayacağım. Bu raporda belirtilen isimler üzerinden sağlıklı bir çalışma yapıyoruz. Elde ettiğimiz ilk verilere dayanarak söylüyorum. Basın mensuplarımız bu yorumlara ilişkin yorum ve eleştiri yapacaklarsa bence biraz sabırlı olmalarında fayda var. Çünkü bu raporda belirtilen isimler konusunda daha sonra bir kısım mahcubiyetler yaşanabilir. Bu rapor geçen yılki raporu telafi endişesiyle hazırlanmış bir rapor görüntüsündedir. Raporu Türkiye'de 3 gazeteci arkadaşa hazırlattıklarını ifade etmişlerdir. Rapor dikkatlice tarafımızdan değerlendiriliyor. Somut sonuçlarıyla beraber bayram ertesinde sizlerle bunu paylaşacağım. Şu kadarını söyleyeyim. İhtiyatlı değerlendirmenizde fayda var.''

Bu konuda AB'nin eleştirilerinin sorulması üzerine de Ergin, şunları belirtti:

''AB ilerleme raporuna ilişkin değerlendirmeler yapıldı. O değerlendirmeler içinde bizim gerçekten pozitif sonuç çıkarıp istifade etmemiz gereken eleştiriler vardır, ama Türkiye'nin yapmış olduklarını yeterince teslim etmediklerini düşündüğümüz tespitleri de vardır. Bu rapor bana göre dünyanın sonu değil. Türkiye yapmış olduğu reformları da AB aferin desin diye yapmıyor. 74 milyon insanın hayat standardını daha da yükselteceğine inandığımız için bu reformları yapmaya gayret ediyoruz. Neticede biz insanımızın özgürlük alanını genişleterek daha zenginleşmesini, özgürleşmesini, mutlu, müreffeh olmasını sağlayacak adımları atmaya devam edeceğiz. Eleştirilerden istifade edeceğimiz noktalardan istifademizi yaparız. Ama haksızlık yaptıklarını düşündüğümüz konularla ilgili olarak da kendi eleştirilerimizi de peşine sıralarız. AB'nin Türkiye raportörü, Türkiye bu kadar terörle mücadele ederken Türkiye'nin terörle mücadelesine destek anlamında yeterli ifadelerin raporda yer almadığını belirterek raporu kendileri eleştirdi. Bu rapor eleştirilmez değil, ama bu raporda Türkiye'nin istifade etmesi gereken hususlar da var diye düşünüyorum.''

BİZE ULAŞIN