Gazinin tek hayali çocuklarına sarılmak

Siirt'te mayın imha ederken gözlerini ve kollarını kaybeden Yüzbaşı Bedri Aluçlu, kol nakli için sıra bekliyor. Aluçlu, "O mayını imha etmesem bir asker basardı. Bu vicdan azabıyla yaşanmaz" diyor

Siirt'in Pervari ilçesi kırsalında mayın imha ederken gözünü ve kollarını kaybeden yüzbaşı Bedri Aluçlu (36), "Ben o mayını imha etmesem başka bir asker hayatını kaybedebilirdi. Ben, asıl o zaman vicdan azabından ölürdüm" diyor. Aluçlu'nun en büyük hayali ise çocuklarının elini tutabilmek.

ÇİFT YÜKSEK LİSANS SAHİBİ
Elazığlı bir ailenin çocuğu olarak girdiği Harp Okulu'ndan mezun olduktan sonra ABD'de Kamu Yönetimi yüksek lisansını yapan Bedri Aluçlu, Hacettepe Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nde de ikinci yüksek lisans diplomasını aldı. Tezini PKK üzerine yazan Aluçlu, PKK'nın söylemlerini analiz etti. Daha sonra Siirt- Pervari'ye Komando Bölük Komutanı olarak tayin edilen Bedri yüzbaşı, doktor eşi İclal Aluçlu ve 4 yaşındaki oğlu Hakan ile birlikte yeni görev yerine gitti. Yüzbaşı Aluçlu'nun kaderi 2007'de arazide askerleriyle birlikte arama yaparken, kendi tabiriyle, "Konserve büyüklüğünde" bir mayın tespit etmesiyle değişti. "Dağın başındaki mayını niye imha etmeye çalıştınız, mayın imha uzmanı çağırsaydınız" sorumuza şu yanıtı veriyor gazi yüzbaşı: "Mayın imha uzmanı o araziye karadan gelemez. Helikopterle gelmesi lazım. Dağda öyle imkânlar her zaman olmuyor. Daha önce 4-5 defa mayını imha etmiştim ancak bunun düzeneği diğerlerinden farklı çıktı. Ben o mayını, oradaki bir askere de imha ettirebilirdim ya da bırakıp gidebilirdim de. Ancak oradan geçen başka bir asker o mayına bassaydı asıl o zaman vicdan azabından ölürdüm. Ben bu devletin paralı askeriyim. Yani subayım. Zorunlu askerlik için gelmiş bir askere bunu yaptırmak olmaz. Biz bu işe girdiğimizde sonunda ölmek ya da bunları yaşamak olabileceğini biliyoruz." Patlamanın ardından öldüğü zannedilen, doktorların müdahalesiyle 46 günlük yoğun bakımın ardından uyanan Bedri Yüzbaşı, GATA'da 3.5 yıl boyunca beyninden, kafa tasından, yüzünden, onlarca ameliyat geçirdi. Binlerce gazi gibi iki gözünün görme duyusunu ve iki kolunu teröre kurban veren Bedri Aluçlu, her şeye rağmen ailesinin başında dimdik ayakta duruyor. Hem kendisi, hem "O olmasa ben yaşayamam dediği" eşi İclal, en çok da "babasının kuzusu" büyük oğlu Hakan için geçen zorlu günlerin ardından Aluçlu ailesinin yüzleri ilk kez, ikinci oğulları Okan'ın dünyaya gelişiyle güldü. Ailenin büyük oğlu Hakan 10, küçük oğlu Okan ise 3 yaşında. Bedri Yüzbaşı, "Hakan için yaşananlar çok zordu ama Okan benim görmediğimin bile farkında değil" diyor. Bedri Aluçlu, kol nakli için de asker cesaretini yeniden konuşturuyor: "Bu nakil başarılı olur ya da olmaz. 5 yıl önce öldü dediler ölmedim. Kısmet ne zamansa o zaman olur. Nakil başarılı olursa ömrümün kısalacağını da biliyorum. Ama ellerimi kullanabilirsem, çocukların elinden tutar, dışarı çıkarım. Bir otobüse binerim, cebimden para çıkartabilirim. Gözler olmasa da bir baston kullanabilirim. Kısacası tek başıma işlerimi görürüm..."

EŞİMİN HAKKINI ÖDEYEMEM

Patlamanın ardından dört yıl boyunca eşinin tedavisiyle ilgilenen ve çocuklarını büyüten, son bir yıldır da yeniden çalışmaya başlayan eşine minnettar olan Aluçlu, "O Bir çok kadın çeker giderdi. O çok güçlü. En büyüğü ben olmak üzere artık onun 3 oğlu var. Onun hakkı ödenmez" diye konuşuyor. Bedri Yüzbaşı, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne katılanların ciddi bölümünün organ bağışçısı olduğunu hatırlatarak, iyi organizasyonla bağışçılardan ihtiyacı olanlara nakil yapılabileceğini düşünüyor. Aluçlu, "Eşim doktor... Birlikte araştırdık, Gazi Üniversitesi'nde nakli yaptırmaya karar verdik. Doktorumuza güveniyoruz" diyor.

'Eller, gözlerin yerini de alabilir'
Gazi Üniversitesi Plastik Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Selahattin Özmen, "Biz gözleri görmeyen birine yüz nakli yapmıyoruz ama görmeyene kol nakli hem göz hem kol fonksiyonun kazanımı olacak. Çünkü eller, dokunma hissiyle gözün yerini alabilir. Kol nakli olursa yazı yazabilir hatta imzasını da atabilir" diyor. Her zaman vücudun reddetme riskinin olduğunu vurgulayan Doç. Özmen şöyle konuşuyor: "Ancak bağışık sistemini baskılayan ilaçlar artık o kadar iyi ki reddetme riskiçok az. Nakil başarılı olunca doktor kahraman aksi takdirde suçlu oluyor. Bu anlayış çok yanlış."

BİZE ULAŞIN