'Babamla ahirette tanışıp ona sımsıkı sarılacağım'

Nihal 1992'de babası şehit düştükten bir gün sonra doğdu. Babasının anıları ve fotoğraflarıyla büyüdü. 20 yaşında bir üniversiteli olan Nihal, "Öksüzüm, içim buruk ama şehit kızı olduğum için de gururluyum" diyor

Bugün 20 yaşında bir üniversite öğrencisi olan Nihal, babası 1992'deki bir karakol baskınında 27 arkadaşıyla birlikte şehit olduktan bir gün sonra doğdu. "Anneme 'Öğretmen babalarımızı çağırdı' dediğimde 'Senin baban şehit oldu kızım, nasıl gidecek. Baban öldü' dedi. İşte o cevapla anladım ki babam yoktu ve hiç olmayacaktı. Öksüz olduğum için yüreğim buruk ama şehit kızı olduğum için göğsüm dik" diyor. Adıyaman'ın Kahta ilçesinde çiftçilik yapan Bekir ve Faruka Deniz çiftinin 8 çocuğunun en büyüğüydü Nihat Deniz. Tanıyanlar, "Taşı sıksa suyunu çıkarır. O işten değil, iş ondan korkar" diye anlatırlardı. 18 yaşında evlenmişti Güler Deniz'le. Diyarbakır Silvan Jandarma Er Eğitim alayına vatan görevini yapmaya giderken eşini ve 1.5 yaşındaki kızı Gülistan'ı anne babasına emanet etmişti. Dağıtım izninde de eşi ikinci çocuklarına hamile kalmıştı. Ardından yeni görev yeri Şırnak'ın Uludere ilçesine bağlı Taşdelen karakoluna gitti.

TERHİSİNE SAYILI NOHUT
Özlemle geçen günlerin ardından, daha fazla dayanamayınca izne gelen Nihat Deniz, geri döndüğünde eşi Güler kalan günleri kadar bir tasa nohut koymuş, her sabah bir tanesini geri alıyordu. Tastaki nohutlar bir bir azalırken, doğumda yaklaşıyordu. Bebeğine yeni bir yatak bile yaptıran Güler Deniz, mahalle ebesiyle birlikte doğumu beklemeye başlamıştı. Ancak tarihler 15 Mayıs 1992'yi gösterdiğinde, karakolu basan 400 PKK'lı, 28 Mehmetçiği şehit etti. Türkiye'nin yüreğini yakan o saldırıda Nihat Deniz ve çocukluk arkadaşı Bahri Şahin'de şehit oldu. Ertesi gün mahalleye gelen iki askeri görevli şehit olduğu haberini veremeyince, sadece yaralı olduklarını söyleyebildi. Eşinin şehit olduğundan habersiz, iyileşmesi için dua eden kurtulması için dua eden Güler Deniz, ertesi gün kızı Nihal'i dünyaya getirdi. Ardından da acı gerçeği öğrendi. Cenaze üç gün sonra memleketine ulaştığında onu karşılayanlar arasında annesinin kucağındaki Nihal bebekte vardı.

ÖLÜMÜ 7 YAŞINDA ANLADI
Amcalarının maddi ve manevi desteği ile büyüyen ve babasızlığını ancak 7 yaşında geldiğinde idrak eden Nihal Deniz ise yaşadıklarını şöyle anlatıyor: "Babamın öldüğünü söylüyorlardı. Sokakta oynarken arkadaşlarım, 'Senin baban öldü mü' diye sorarlardı. Ben de 'Evet' derdim. Çünkü ölümün anlamını bilmiyordum. Ama ilkokula başladıktan sonra bir gün öğretmen 'Yarın babalarınız okula gelsin' dedi. O akşam anneme söylediğimde ise 'Senin baban şehit oldu kızım, nasıl gidecek. Baban öldü' dedi. İşte o cevapla anladım ki babam yoktu ve hiç olmayacaktı. Onun yokluğunu da en çok bayramlarda ve arkadaşlarımın yanında hissediyordum. 'Babam bana elbise aldı. Babam bana bayramda para verdi' diyenleri duydukça yüreğim burkuluyor. Bazen koşup bir köşeye saklanarak için için ağlıyordum. Ortaokul ve lisedeki arkadaşlarım ise benim 'baba' lafıyla üzüldüğümü görünce mümkün oldukça yanımda 'baba' kelimesini kullanmadılar. Ağzından kaçıranlar ise hem lafı değiştirirdi." İlkokulu Kahta'da, ortaokulu ve liseyi şehit çocuğu kontenjanından Adıyaman'daki özel okulda okuyan ve bu yıl Erzurum Atatürk Üniversitesi Sağlık Kurumu İşletmenciliği bölümüne kaydını yaptıran Nihal Deniz "Mehmetçik Vakfı ve devletimiz her imkânı sağladı. Babamı tanımıyorum ama anneme yıllarca anlattırdım ve fotoğraflarıyla büyüdüm. Beynimde oluşan bir babam var. Rüyalarımda sık görüyorum ve anneme anlatıyorum. Annem babamın ablamın yanına yatıp 'kızım' diyerek sevdiğini anlatıyor" diyor.


BİZE ULAŞIN