Başbakan kimin cezasını az buldu?

İdam cezasının kaldırılışına ilişkin eleştirisini Bali'de tekrarlayan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, idamın ABD, Japonya ve Çin'de devam ettiğini belirterek, "Demek ki yeri geldiği zaman idamın bir haklılık sebebi de var" dedi.

Erdoğan, Endonezya'nın Bali kentinde düzenlenen 5. Bali Demokrasi Forumu'nun ''Demokratik Küresel Yönetişimin Uluslararası Barış ve Güvenliğe Katkısı'' konulu paneline konuşmacı olarak katıldı.

Erdoğan konuşmasında, idam cezasına değinerek, "Bakınız Norveç'te bir olay yaşadık. Bir tane kendini bilmez çıktı, 77 tane Norveç vatandaşını öldürdü. Bir kişi. Ama buna verilen cevap nedir? 21 yıl mahkumiyet. Ben sordum merak ettim, yahu nasıl oluyor da 77 kişiyi öldüren bir insan 21 yıla mahkum oluyor? 21 yıl sonra ne olacak? Bu adam elini kolunu sallayarak dışarı çıkacak. Bana verilen cevap şu: Hayır çıkmaz! 21 yıl sonra, yine birşeyler uydurulur, tekrar bir ikinci 21 yıl verilir. Ben buna nereden inanacağım? Bunu çözmemiz lazım. Şu anda Avrupa'da idam kalktı ama ABD'de, Japonya'da, Çin'de kalktı mı? Demek ki yeri geldiği zaman idamın bir haklılık sebebi de var. Çünkü 77 kişiyi öldüren bir insan, elini kolunu sallaya sallaya dolaşabiliyorsa, o 77 insanın ailesinin ben vicdanın, gönlünün rahat olduğuna inanmıyorum. Kendimizi kontrol etmemiz lazım. Kendimizi tekrar adalet terazisine tekrar yatırmamız lazım. Yatırmamız lazım ki, bu insanlık huzuru bulabilsin" ifadelerini kullandı.


"BM SURİYE'DEKİ VAHŞETE KARŞI SESSİZ"

Suriye'de bir vahşet yaşandığını dile getiren Erdoğan, BM Güvenlik Konseyi'nin bu vahşete sessiz kaldığını belirterek, "Biz burada ne zaman insani olarak hasletlerimizi ortaya koyacağız" dedi.

Erdoğan, "Bakınız uluslar arası teröre karşı biz hala uluslar arası ortak mücadele platformu oluşturamadık. İşte Afganistan, Pakistan, Türkiye bunun içinde. Terörle mücadelede şu anda ciddi sıkıntılar yaşıyoruz. Ama bakıyorsunuz, terörle mücadelede de benim teröristim iyi, seninki kötü mantığı hala bu işe hakim durumda. Çok ilginçtir, şu anda Suriye'de Suriye'nin mevcut bir vahşet var ve bu vahşeti yöneten bir devlet başkanı var. Ve bu vahşet devam ederken ibadethaneleri bile uçaklarla bombalarken şu an buna karşı sessiz kalan bir Birleşmiş Milletler var. Bu nereye kadar devam edecek. Nerede şu anda BM GüvenliK Konseyi'nin daimi üyeleri. Ellerini ne zaman taşın altına koyacaklar. 50 bin insan öldürülmüş kolay değil. Şu anda 300 bini aşkın insan ülkesinin dışında, 2,5 milyon insan evlerinin dışında yaşıyor. Biz burada ne zaman insani olarak hasletlerimizi ortaya koyacağız da yardım elimizi uzatacağız. Aynı şey Somali'de, aynı şey Myanmar'da birçok yerlerde bunlar oluyor. Bütün bunlara karşı ortak tavır almaya mecburuz, almadığımız takdirde bu küresel yönetişimin demokratikliğini konuşamayız. Çünkü burada demokratik irade iktidar değil, burada demokratik irade mahkumdur" dedi.


"133 ÜLKE FİLİSTİN'İN DEVLET OLMASINA 'EVET' DERKEN BİR ÜLKE 'HAYIR' DİYOR DİYE BUNU NİYE ERTELİYORUZ"

Birleşmiş Milletler'in yapısal bozukluğuna vurgu yapan Erdoğan, BM'nin adaleti sağlamaktan uzak olduğunu belirterek, buna Filistin örneğini gösterdi.

Erdoğan, "BM Güvenlik Konseyi'nde dünyanın diğer kıtaları temsil ediliyor mu? Hayır! İnanç gruplarına baktığınız zaman, tüm inanç grupları bu daimi üyeler içinde temsil ediliyor mu? Hayır! Bu da yok. O zaman bizim buradan adalet beklememiz mümkün değil. Çünkü kararların çoğu zaman ideolojik bir yaklaşım içinde verildiğini görüyoruz. İdeolojik bir yaklaşım içerisinde bu kararların verilmesi, BM'nin kuruluş amacına terstir" dedi.

Başbakan Erdoğan, "Bakınız burada basit bir örnek vereceğim, Filistinli kardeşim de burada, çok açık ve net, şu ana kadar BM Güvenlik Konseyi'nin ve BM'nin İsrail ile ilgili olarak bugüne kadar vermiş olduğu nice kararlar vardır. Ama verilmiş olunan bu kararların hiçbirisi bugüne kadar bir uygulama alanı bulmamıştır. İsrail bunların hiçbirine uymamıştır. Peki uymadığı zaman ne olacak? İşte burada BM'nin kuruluş amacının içine şunun yerleştirilmesi lazım: Uyulmaması halinde ne gibi yaptırımları olacak? Böyle bir yaptırım şu anda yok. Fakat güç, öyle zaman oluyor ki, zayıfı yaptırımları ile ezebiliyor. Örneğin, 133 ülke Filistin'in devlet olmasını kabul ediyor ve diyor ki önümüzdeki yıl BM'de Filistin'i biz devlet olarak göreceğiz. Ve önümüzdeki yıl geliyoruz BM çatısı altına ama bakıyorsunuz ki yine orada bir güç çıkıyor diyor ki, 'hayır şu anda bu erken, bunu biraz daha ertelememiz lazım'. E peki 133 ülke buna evet diyor da, sadece daimi üyelerden bir tanesi hayır diyor diye ve diğerleri de ona uyuyor diye kalkıp bunu niçin erteliyoruz?" dedi.

Erdoğan konuşmasına şöyle devam etti:

"Hani biz Filistin'de iki devletli yapıyı konuşuyorduk. Ne diyorduk? Filistin ve İsrail devletleri diyorduk. Madem ki, İsrail ve Filistin devletleri diyorsak niçin bu adımı atmıyoruz, niçin bu kararı vermiyoruz. Çünkü İsrail hayır diyor. İsrail hayır dediği için birileri de ona uyuyor. O birileri de daimi üye ise mesele bitmiştir. İsterse 133 değil, 186 tane olsun bu orada kalır, böyle bir adalet olmaz. Onun için bizim insanlık olarak adalete ihtiyacımız var. Özellikle biz siyasiler adil olmaya mecburuz. Bakınız bir başka olay, çok enteresandır. Yine son zamanlarda IMF'le ilgili olarak da, ki Almanya'da da bu konuda olumsuz yaklaşımları gördük, tabi verilen parasal destekler noktasında Alman halkı diyor ki, ben paramı niçin belli yerlerde yanlış şekilde uygulamalar yapmış, Mastricht Kriterleri varken, bunlara uymadan hareket etmiş de, önümüze bizim bütçe tabloları getirmişse, biz buna niçin kalkalım da parasal destek verelim, kendi ayakları üzerinde dursun diyor. Şimdi burada halkın yaklaşımı, eğer adil davranırsak doğrudur. Peki IMF, buraya paralarını oluk oluk akıtırken, acaba öbür tarafta bir başka yere paralarını akıtabiliyor mu, hayır akıtmıyor. Orada icabında batık paralar olabiliyor ama bir tarafı da kurtarmak için diğerlerine zulm ediliyor. Buraya gelmişken bir başka konu, o da tabi dünyadaki terör konusu."


"BM'DE DAİMİ-GEÇİCİ ÜYE AYIRIMI OLAMAZ"

Birleşmiş Milletler'in adil bir yapı içinde olmadığını kaydeden Erdoğan, "BM Güvenlik Konseyi'nde daimi ve geçici üyelik gibi bir ayırımın olmasına karşıyım. Bunun yanlış olduğu inancındayım. Olacaksa tamımıyla bütün üyelerin hepsinin BM Güvenlik Kurulu'nun veya BM'nin kurucu şartında olduğu gibi büyük uluslarla, küçük uluslar hak eşitliğine sahipse, hak eşitliğine sahip olduğuna göre, orada üyelerin tamamının da daimi üye olması lazım. Daimi-geçici üye ayırımı olamaz. Kaldı ki burada dönüşümlü bir değişim yapılabilir, bu bir yıl olabilir, bir yılda bu üyeler değişebilir ve gelen üyelerin hepsi de aynı haklara sahip olarak dünyanın yönetimini sağlarlar. Bakınız şu anda daimi üyeler içerisinde dikkat edilirse, sadece üç kıtayı görüyorsunuz. Orada ABD var, Avrupa ve Asya var" diye konuştu.


"BM SOMALİ'DE, MYANMAR'DA ACZ İÇİNDEDİR"

Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Dünyanın bütün ülke ve milletlerinin yer aldığı bu BM topluluğunda acaba BM Güvenlik Konseyi'nin beş daimi üyesinin dışında etkinlik nedir? Bunun ele alınması lazım. Bu beş daimi üyenin iki dudağının arasında herşey. Bunun bir tanesi bir olaya red dediği zaman oradan bir netice çıkarmanız mümkün değil. İşte yıllar yılı yaşadığımız bir İsrail-Filistin olayını BM hala çözememiştir. Son dönemde bir İsrail-Gazze olayını BM çözememiştir. Somali'de acz içindedir. Aynı şekilde Myanmar'da acz içindedir.

BM bunları çözmek için vardı, bunları halletmek için vardı. Ne zaman devreye girecek, ne yapacak? Bakınız bir IMF deniliyor. IMF kime, nerede, nasıl yardım elini uzatıyor, hangi şartlarda yardım elini uzatıyor? Bunlar çok, çok önemli. Örneğin herhangi bir para biriminin etkisi altında mı dünya yönetilecek, onun döviz baskısı altında mı dünya yönetilecek, yoksa uluslar arası en azından değişmezliği olan, bir belirleyiciliği olan altın gibi tarihten bu yana her zaman konuma koruyan bir birime niçin geçilmez, bunlar düşündürücüdür. Bu teklifi ben geçmişte de yaptığım gibi yeniden yapıyorum. Şu an IMF bazı ülkeler için bir çıkış, bir reçete gibi gösteriliyorsa da, tam aksine çok ciddi sıkıntıların da nedeni olduğu ortada. Ülkemde de bunun bedeli çok ağır ödendi. Mesela biz üç dönemdir stand-by anlaşması yapmıyoruz. 23,5 milyar dolarla devraldık, şu anda 1,5 milyar dolarda duruyoruz ve Nisan ayı itibariyle de bunu sıfırlayacağız ve çalışmayı da arzu etmiyoruz. Ama gönül arzu ederki ki, IMF bir uluslar arası para fonu olarak darda kalmış, zorda kalmış olan ülkelerin adeta tulumbasına su akıtan bir birim olsun ve o tulumba üretmeye başlasın ama böyle bir durum şu anda sözkonusu değil. Ben de gerek şu anda BM'nin, gerek AGİT'in, gerek IMF'in, gerek OECD'nin dünyadaki kuruluş amaçlarını süratle geliştirebilmesi için aslında onların da bir güncellenmesinin gereğine, tekrar bir reforme edilmesinin gereğine inanıyorum ki, bu küresel yönetişimde bu birimlerin önemini de bundan dolayı ifade etmek istiyorum."

BİZE ULAŞIN