"12 Eylül'ün çirkin yüzünü gösteren itiraflar"

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, 12 Eylül davasında yargılanan dönemin Genelkurmay Başkanı Kenan Evren'in 'bir sağdan bir soldan astık' sözlerini savunmasını değerlendirdi.

Bozdağ, "Sayın Evren'in bu açıklaması 12 Eylül'ün çirkin yüzünü gösteren somut bir itiraftır. Bu itirafla o dönem asılan insanların masum olduklarını da Kenan Paşa itiraf etmiş. Tabi bu da yapılanların büyük bir vahşet olduğunu, bir zulüm olduğunu, yapanların bir itirafıdır." dedi.

Bozdağ, Ankara Üniversitesi'ndeki Latin Amerika Çalıştayı'ndan çıkışta basın mensuplarının sorularını cevapladı. Kenan Evren'in 12 Eylül davası kapsamında dün vermiş olduğu ifadesinde 'bir sağdan astık bir soldan astık' savunmasını değerlendiren Bozdağ, şöyle konuştu: "Sayın Evren'in bu açıklaması 12 Eylül'ün çirkin yüzünü gösteren somut bir itiraftır. Bu itirafla o dönem asılan insanların masum olduklarını da Kenan Paşa itiraf etmiş. Çünkü bir sağdan bir soldan asmanın gerekçesi suçlu oldukları için astık değil, baktığınız zaman darbeyi yapanların kendi haklılıklarını ispat etmek için masum insanları astığını gösteriyor. Tabi bu da yapılanların büyük bir vahşet olduğunu, bir zulüm olduğunu, yapanların bir itirafıdır. Darbenin çirkin ve vahşi olduğunun somut göstergesidir."

"TÜRKİYE'NİN MEVCUT SİSTEMLE YOLUNA DEVAM ETMESİ MÜMKÜN DEĞİL"

Başbakanlık sistemi tartışmalarına da değinen Bozdağ, bu konuyla ilgili olarak AK Parti'nin Anayasa Uzlaşma Komisyonu'na bir öneri verdiklerini hatırlatarak, şöyle devam etti: "AK Parti'nin uzlaşma komisyonundaki milletvekillerinin verdiği öneriler içerisinde yasama bölümünü düzenleyen bölümlerde başkanlık sisteminin gerekleri dikkate alınarak öneriler hazırlandı ve sunuldu. Biz önerimizi başkanlık sistemine Türkiye'nin geçmesi noktasında uzlaşma komisyonuna sunduk. Bundan sonra uzlaşma komisyonunun müzakerelerine göre bir şekil alacak. Eğer komisyon uzlaşırsa kabul edilecek. Ama uzlaşma olmazsa kabul edilmesi söz konusu olmayacak. Fakat biz AK Parti olarak Türkiye'nin mevcut sistemle yoluna devam etmesinin mümkün olmadığını görüyoruz. Çünkü bu sistemin geçmişine baktığınız zaman 60'ta bir askeri darbe, 80'de bir askeri darbe, 71'de muhtıra, 97'de muhtıra pek çok ekonomik ve siyasi krizle millete sadece bedel ödeten bir sistem olduğunu görüyoruz. Onun için bedel ödeten değil, milletin kazandığı, siyasi istikrarın güçlü olduğu bir yapıya geçmek gerekiyor. Bu da parlamenter sistem değil, başkanlık sistemidir. Bugün güçlü bir siyasi istikrar var, güçlü bir iktidar da var, ama AK Parti bu sistemin niteliklerinden kaynaklanan bir durum olmadığını biliyor. O nedenle sistemin istikrarı doğurmasını istiyor. Halk bunu sandıktan çıkardı, parlamenter sistem doğurmadı bunu."

"TÜRKİYE'NİN BUNDAN SONRA KAYBETMEYE TAHAMMÜLÜ YOK"

Başbakanlık sisteminde yüzde 51 ile başkan seçildiği için doğrudan istikrar doğuran ve güçlü bir iktidarı kuran bir sistemin söz konusu olduğunu bildiren Bozdağ, "İstikrarın olduğu, güçlü iktidarın olduğu yıllarda Türkiye hep büyüdü. Özal ile büyüdü, şimdi Tayyip Erdoğan ile büyüyor. Geçmişte de Menderesli hükümetlerle büyümüştü, ama koalisyonların olduğu her dönemde kaybettik. İşte 99'da DSP, ANAP, MHP koalisyonu var; 2001'de kriz oldu. 95'te Anayol, Refahyol, Anasol, D Anasol var; 98'krizi var. 91'de SHP, DYP koalisyonu var; 5 Nisan 1994 ekonomik krizi var. Dikkat edin koalisyonların olduğu dönemlerde hem muhtıralar var, hem ekonomik krizler var, hem de siyasi krizler var. Herkes ne kazandıysa onları kaybettiği yıllardır. Türkiye'nin bundan sonra kaybetmeye tahammülü yoktur." ifadelerini kullandı.

"TEKKE VE ZAVİYELERLE İLGİLİ SÖZLERİM FARKLI YANSITILDI"

Dün TBMM'de plan ve bütçe görüşmeleri sırasında tekke ve zaviyeler ile ilgili sözlerinin hatırlatılması üzerine ise Bozdağ, bu konudaki açıklamaların basında biraz farklı şekilde yansıtıldığını söyledi. Bozdağ, sözlerine şöyle açıklama getirdi: "Özellikle Alevi inanışına bağlı vatandaşlarımızın taleplerine bağlı orada şunu söyledim, biliyorsunuz tekke ve zaviyelerin kaldırılması, türbedarlığın sona erdirilmesi, bazı unvanların ve kisvelerin giyilmesini yasak eden kanuna göre müridlik, çelebilik, seyyidlik, dedelik, babalık gibi unvanlar yasaklanıyor. Bu unvanlara hizmet edilmesi, bu unvanlara ait kıyafetlerin giyilmesi yasaklanıyor. Tabi biz bu tartışmayı yaparken böylesi bir kanun var ortada. Alevi vatandaşlarımızın kullandığı, bütün sıfatları yasaklayan bir düzenleme var burada. O zaman bu düzenleme ortada dururken, bu noktada konuşmaların, tartışmaların yanlış yapıldığını ben söyledim. Öyleyse doğru yerden tartışmak lazım. Bugün dedeliği yasaklayan, dedelik sıfatına hizmet etmeyi destekleyen kanun bu kanun. Öyleyse bu konularda bu kanunu yok sayıp, tartışmalarda doğru bir yere gelemeyiz. Onun için tartışmayı doğru yerden yapmak lazım."

"BUNU TARTIŞMAK YANLIŞ BİR ŞEY DEĞİL"

Bu sözleri söyledikten sonra CHP'lilerin 'bu oyuna gelmeyiz, işte AK Partililer, tarikatların tekkelerin yeniden açılmasını istiyor' diye başka bir noktaya götürdüğüne dikkat çeken Bozdağ, sözlerini şöyle tamamladı: "Fevkalade yanlıştır. Bizim burada çelebilik, müridlik, dedelik, babalık, halifelik gibi Alevi vatandaşlarımızın kullandıkları sıfatlarını tamamını bu kanun yasaklıyor. Öyleyse burada bir iyileştirme yapılacaksa bunu tartışmak, bunu görüşmek lazım. Siz bu kanunu yok sayarak, bir yere varamazsınız. Çünkü Anayasa'nın 174. maddesi, bu kanunun anayasaya aykırı sayılamayacağını ve aykırı yorumlanamayacağını da söylüyorum. Öyleyse bunu tartışmak yanlış bir şey değildir. Yoksa tekke ve zaviyelerin yeniden açılması ile ilgili değildir, tamamıyla bu konu çerçevesinde tartışmanın doğru zeminde yapılması önerisidir. Herhangi bir çalışma yok."

BİZE ULAŞIN