"Bu sistemin adı Garantili Hükümet Sistemidir"

Başbakan Binali Yıldırım CNN Türk canlı yayında soruları yanıtladı. Yıldırım, Fransa'da başkanı seçime götürme yetkisinin bulunduğunu ancak meclisin olmadığını ifade ederek, "Bu şekilde başka ülkelerin olumsuz örneklerini de dikkate alarak kendi yönetim geleneklerimize uygun, yönetim tecrübemize uygun bir Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ni getiriyoruz. Bu sistemin adı garantili hükümet sistemi dedi

Bu sistemin adı Garantili Hükümet Sistemidir

Başbakan Binali Yıldırım, "Anket sonuçları var tabii ama paylaşmayacağım. Ben vatandaşlarımıza biraz saygısızlık olarak görüyorum. Gerçek anket, gerçek sonuç vatandaşlarımızın 16 Nisan'da sandığa gidip vereceği oylardır." dedi.

Yıldırım, CNN Türk - Kanal D ortak yayınında, bugün Van'da muhteşem bir miting yaptıklarını, yarın Ankara ve Kayseri'de mitingi yapacaklarını anlattı.

Anket sonuçlarına ilişkin soru üzerine Yıldırım, "Anket sonuçları var tabii ama paylaşmayacağım. Ben vatandaşlarımıza biraz saygısızlık olarak görüyorum. Çünkü gerçek anket, gerçek sonuç vatandaşlarımızın 16 Nisan'da sandığa gidip vereceği oylardır. Ondan önce tahmin yapılabilir. Çalışma alanlarını, nereye yoğunlaşmak gerektiğini, hangi alanlarda daha fazla gayret göstermek gerektiğini anlamak için çalışmaları partimiz yapıyor, çeşitli sivil toplum kuruluşları yapıyor. Ama benim bir prensibim var, anketlere inanırım ancak kendim yaparsam." yanıtını verdi.

"Anketlerde beklediğiniz neticeleri görebiliyor musunuz?" sorusuna karşılık Yıldırım, "Allah'a şükür biz rahatız, bir problem yok. Vatandaşımız bugüne kadar hiç yanlış yapmadı. Biz de yanlış bir iş yapmıyoruz. Yanlış yapmadığımıza inanıyoruz. Bu yaptığımız değişiklik MHP ile beraber, eminim ki vatandaşımız tarafından da onaylanacak. 'Evet' oylarıyla, bu halk oylaması 16 Nisan'da sonuçlanmış olacak." dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, Türkiye'deki birçok gücün, tek bir kişinin elinde toplanmasıyla ilgili eleştirisi olduğu ve bunun ciddi sorunlar yaratabileceğini söylediği hatırlatılarak, "Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanının yeni anayasayla birlikte fesih yetkisi olacağını ifade ediyor. Eski mevcut sistemde bunlar TBMM'nin yetkisinde ancak kanun çıkması gerekiyor. Yeni düzende bunun tek bir kişinin elinde toplanacağını ve bunun da demokrasi açısından sorun teşkil edeceğini ifade ediyor. 'Bir kişiyi satın alırsanız, Türkiye'yi ele geçirirsiniz'. diyor." ifadeleri üzerine Başbakan Yıldırım, şunları söyledi:

"Ne demek o? Bir kişiyi satın almak ne demek? Nasıl ikna edeceksiniz? Bir kişi dediğiniz insan, halkın yüzde 50'sinden fazlasının oyuyla iş başına geliyor. Tek adam nerede olur? Tek adam padişahlıkta, monarşide, diktatörlükte olur. Orada da zaten halkın oylarıyla gelmiyor. Çeşitli şekillerde ya soydan ya da darbelerle geliyor. Parlamentoyu, demokratik sistemleri ortadan kaldırıyor. Bir takım güçleri kullanarak yani silahlı güçleri kullanarak, vesayet odaklarını kullanarak iktidarda olmaya devam ediyor. Sayın Kılıçdaroğlu herhalde bu anayasanın görüşmelerinde neler konuşulduğunu, neler yapıldığını Mecliste takip etmedi. Bütün bunlar konuşuldu Mecliste. Milletvekillerini ikna etmek için her yolu denediler. Bizim grubumuza, MHP grubuna yönelik duygusal mesajları verdiler. Her şeyi yaptılar. Hatta olmadı kaba kuvvete de işi götürdüler. Kürsü işgalleri oldu, oy verme kabinlerinin önü işgal edildi. Tüm bunlar yaşandı. Komisyon çalıştırılmamaya gayret edildi. Milletin seçtiği Meclis, milletin seçtiği vekiller çalıştırılmamaya gayret edildi. Bütün bunların sonunda milletin seçtiği Meclis, milletin seçtiği vekiller bu anayasa değişikliğine Mecliste 'olur' verdi. Şimdi de milletten onaya gidiyoruz. Sayın Kılıçdaroğlu, bunu darbeyle karıştırıyor."

Yıldırım, Türkiye'de, Cumhuriyet tarihinde ilk defa yönetim sisteminin değişikliğini ön gören önemli bir değişikliğin, parlamentoda milli iradenin eliyle yapıldığını belirtti.

Anayasa değişikliği çalışmalarına başlamadan önce birlikte çalışmak için CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye gittiklerini anlatan Yıldırım, ancak çalışmanın bir yerinde CHP'nin koptuğunu söyledi.

Başbakan Yıldırım, konuşmasına şöyle devam etti:

"Kendisine dedim ki; Sayın Kılıçdaroğlu belli ki biz anayasa değişiklik konusunda farklı düşünüyoruz. Siz parlamenter sistemin devamından yanasınız. Biz de diyoruz ki parlamenter sistem Türkiye'de darbelere zemin hazırlıyor, zaman zaman ekonomik krizlere sebep oluyor, onun için güçlü, sürekli iktidarı, istikrarı sağlayacak bir yönetim sistemine ihtiyaç var. Bu da ancak sandıkta temin edilebilir. Bunu cumhurbaşkanlığı sistemi veya başkanlık sistemi olarak öngörüyoruz. Eğer buna rıza göstermiyorsanız, teklifinizi hazırlayın. Siz de getirin, biz de getirelim. İkisini de görüşelim. İttifakla geçsin Meclisten. Fark etmez. Ne olacak yine götürelim millete. Millet karar versin. 367'nin üzerinde veya 550 milletvekiliyle de geçse, götürelim millet karar versin. Tek adamlık teranesi tutturmuş gidiyor CHP. Herhalde onlar kendi partilerinin geçmiş tarihini hatırlıyorlar. Şimdi böyle bir şey yok. Demokrasilerde tek adam yok. Seçimle gelen, seçimle gider. Recep Tayyip Erdoğan, 11,5 yıl başbakanlık yaptı. Cumhurbaşkanlığına aday olmasaydı, devam ederdi değil mi? Çünkü millet yaptığı işleri benimsiyor. Dolayısıyla her seçimde, daha fazla destek vererek devamını istiyor. Ama bu sistem, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nde bırakın tek adam olmayı, sınırlama var. 10 yılla sınırlıyor. 10 yılın ötesinde artık çok isteseniz bile, vatandaş 'aman dursun, gitmesin, tekrar devam etsin' dese de edemiyor."

- "Cumhurbaşkanının, fesih yetkisi yok"

Başbakan Binali Yıldırım, gündemdeki fesih tartışmasına ilişkin, şunları anlattı:

"Cumhurbaşkanının fesih yetkisi yok. Fesihler, darbe anayasalarında olur. 15 Temmuz başarılı olsaydı, Meclis feshedilecekti, parlamento kapatılacaktı. Nitekim 1980, 1960'da Meclis feshedildi. Darbelerde meclisler feshedilir. Ne var? Fesih yok ama bir şey var. O da seçimlerin yenilenmesidir. Seçimlerin yenilenmesi bir tıkanmaya karşı, krize karşı bir tedbirdir. Mevcut anayasanın 116. maddesinde Cumhurbaşkanı Meclisi seçime götürebiliyor. Seçime götürme ayrı bir şey, kapatmak ayrı bir şey. Fesih, Meclisin kapatılmasıdır. Seçime götürebiliyor. Hangi şartla götürüyor. Diyelim ki seçim oldu. 7 Haziran'ı hatırlayalım. Tek başına bir parti iktidara gelmedi. Hükümet kurma görüşmeleri de sonuç vermedi. 5,5 ay sonra Türkiye'de tekrar seçim yapıldı. Bu şekilde bir yetki bunu değiştiriyor. Bu kalkıyor. 116. maddeye değişiklik yapılıyor.

Deniyor ki 'Cumhurbaşkanı seçim kararı alabilir.'. Aynı şekilde TBMM de seçim kararı alabilir. Karşılıklı seçim yenileme yetkisi veriliyor. Ama burada bir ince nokta var, diyelim ki Meclis seçime gitme kararı aldı herhangi bir nedenle, kendi seçimini de yeniliyor, cumhurbaşkanını da seçime götürüyor. Otomatik olarak iki güç birden seçime gidiyor. Veya Cumhurbaşkanı seçime gitme kararı aldı, kendisi gittiği gibi Meclis de seçime gitmek zorunda. Çünkü seçimler aynı gün yapılıyor, 5 yılda bir yapılıyor. O yüzden alınacak seçim kararı, her iki iradeyi, meclis iradesini de cumhurbaşkanlığı iradesini de bağlıyor."

ABD'de bugün bu konunun tartışıldığını belirten Yıldırım, ABD'de seçim yenileme yetkisi olmadığı için iki yılda bir kısmi yenileme yapıldığını, "topal ördek" durumu olduğunu, meclisin tıkandığını, bazen kanunların geçmediğini, bütçenin kabul edilmediğini, sistemin krize girdiğini ve zaman kaybedildiğini dile getirdi.

BU SİSTEMİN ADI GARANTİLİ HÜKÜMET SİSTEMİ

Yıldırım, Fransa'da başkanı seçime götürme yetkisinin bulunduğunu ancak meclisin olmadığını ifade ederek, "Bu şekilde başka ülkelerin olumsuz örneklerini de dikkate alarak kendi yönetim geleneklerimize uygun, yönetim tecrübemize uygun bir Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ni getiriyoruz. Bu sistemin adı garantili hükümet sistemi. Seçim oldu hükümet belli. İktidar çıktı çıkmadı, iktidar oldu olmadı diye bir şey yok. Çünkü şart var. Yüzde 50+1 almadan iktidar olunmuyor. Bugüne kadar yüzde 50+1 alan iktidar kaç tane var? Hemen hemen yok. Belki Demokrat Parti zamanı olabilir. AK Parti bile yüzde 50'ye yaklaştı. Kim var bir tek? Recep Tayyip Erdoğan var. Cumhurbaşkanığı seçiminde yüzde 52 aldı." diye konuştu.

Bu değişiklik yürürlüğe girince yapılacak ilk yerel seçimde uygulamanın başlayacağını, cumhurbaşkanı adayının seçime gireceğini ve en az seçmenin yarısından bir fazlasının oyunu alması gerektiğini vurgulayan Başbakan Yıldırım, "Alamazsa iktidar olamıyor. İki hafta içinde seçim tekrarlanıyor. Mutlaka yüzde 50+1'i buluyor. Bu ne demektir? Seçim bitti, sandıklar kapandı sayım yapıldı, ülkeyi yönetecek iktidar belli. Millet, düşünmeyecek. Kim hükümet olacak, kim başbakan olacak, güvenoyu alacak mı, almayacak mı? Vatandaş sandığa gitti görevini yaptı. Akşam geç saatlerde ülkeyi yönetecek olan belli. Zaman kaybı yok. İstikrar var. Güven var ve vatandaşa verilen vaatlerin yerine getirilmesi var." diye konuştu.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Binali Yıldırım, "3 günlüğüne, 5 günlüğüne cumhurbaşkanı bir yere gitti diye memlekette ne olacak yani? Yardımcı tutup da ülkeyi sınırdan dışarı mı kaçıracak. Böyle bir şey olur mu? Bunlar deli saçması şeyler." dedi.

Görevlerinin vatandaşa doğruları anlatmak olduğunu vurgulayan Yıldırım, "Şu anda Cumhurbaşkanına verilen yetkilerin, mevcut anayasadaki yetkilerden çok farkı yok. Nedir tek fark? Cumhurbaşkanı kararname çıkarabiliyor. Yani bugünkü Bakanlar Kurulu gibi. Bakanlar Kurulu kararı gibi. Artık Bakanlar Kurulu kaldırıldığı için, başbakanlık bumhurbaşkanlığı ile birleştirildiği için, burada Cumhurbaşkanı kararname çıkarıyor." dedi.

Cumhurbaşkanının Kanun Hükmünde Kararname çıkaramayacağını dile getiren Yıldırım, kararnamelerin konusunun yürütmeyle ilgili olduğunu, dolayısıyla cumhurbaşkanının yürütme konularıyla ilgili kararname çıkarabileceğini söyledi.

Temel hak ve hürriyetlerle, siyasi, kişisel haklarla ilgili kararname çıkarılamayacağını belirten Yıldırım, "Ancak bir şey daha var anayasada, bir konu anayasada kanunlarla tanımlanmışsa, anayasada zikrediliyorsa bunun hakkında kararname çıkarılamıyor. Diyelim ki Yüksek Öğrenim Kurumunun nasıl oluşacağı, Milli Güvenlik Kurulunun nasıl oluşacağı, yerel yönetimlerin, yüksek yargının nasıl oluşacağı, temel hak ve hürriyetlerin nelerden ibaret olduğu... Tüm bu konularla ilgili anayasada hükümler var. Anayasada hüküm olan konularda ilgili kararname çıkarılamıyor." diye konuştu.

Cumhurbaşkanının, ayrıca anayasada herhangi bir konu hakkında, "Bu konu kanunla düzenlenir" deniliyorsa, bununla ilgili de kararname çıkaramayacağını ifade eden Başbakan Yıldırım: şunları kaydetti:

"Eğer çıkarsa kanun, kararnamenin üzerinde yer alacak. Bu çok açık yazıyor değişiklikte. Yani uygulayıcı bakacak, o tabii yargı konusu olacak, 'Kardeşim bak burada açıkça kanunla bu iş yapılır diyor. Sen bunun için kararname çıkarmışsın, bu yanlış'. Mahkeme hemen iptal edecek, bu kadar basit. Diyelim ki kanuna uymadı cumhurbaşkanı, kafasına göre iş yaptı, Anayasa Mahkemesine götürme yetkisi var Meclisin. Çıkarılan cumhurbaşkanı kararnamesini Anayasa Mahkemesine götürme yetkisi var. Aynı yetki, çıkarılan kanun eğer cumhurbaşkanının elini konunu bağlıyorsa, cumhurbaşkanı da yine Anayasa Mahkemesine götürebiliyor. Yani bu mudur çok yetki? Ne var çok yetki dedikleri? 'Efendim bakanların sayısını belirlemek, bakanların isimlerini, yardımcılarının sayısın belirlemek.' Ne var? Yani size bir görev verdi millet. 'Alın ülkeyi 5 yıllığına yönetin, ister 10 bakanla, ister 20 bakanla yönetin.' Yani Türkiye'nin teamülleri var, gelenekleri var. Bugüne kadar 100 tane başkan yardımcısı yahut devlet bakanı yahut bakanlıkla Türkiye'nin yönetildiğini gördünüz mü? Böyle bir yanlışa düşerseniz millet hemen sizi cezalandırır."

Başbakan Binali Yıldırım, Türkiye'nin ihtiyaçlarının değiştiğini vurgulayarak, "Öyle bir alan oluşuyor ki mesela sosyal medya, siber... Bu alanlar yeni alanlar. Sanal gerçeklik... Buralarda bakanlığa ihtiyacımız var. Bazı bakanlıkların adını, sayısını değiştirmeniz lazım. Araştırma, geliştirme, yüksek teknoloji... Bunlar için bir daha kanun çıkaracaksınız, gideceksiniz Meclis ile uğraşacaksınız, zaman kaybedeceksiniz. Millet size yetkiyi veriyor. Şimdi yüzde 50'i veren adama güvenmeyeceğiz, daha az yetki alan milletvekiline daha çok güveneceğiz. Öyle bir sistem olur mu? Güç milli iradeyle oluşur. Milli irade gücü kime verirse, o gücü kullanır. Kullanamazsa kaos olur. Bizim geleneğimiz var." değerlendirmesini yaptı.

AK Parti iktidarından önce bir dönem bakan sayısının 36'ya kadar çıktığını anlatan Yıldırım, "Niye? İşte o itiraz ediyor, 'hadi al sana bir bakanlık', o itiraz ediyor 'al sana bir bakanlık'... Burada öyle yok. Burada iktidar tek, güçlü, tek başına iş başında. Dolayısıyla memleketin ihtiyacı kaç bakanlık kardeşim, 16 bakanlık. Ha belki 14 bakanlıkla idare edilir." dedi.

- "En önemli özellik, yürütmeyle yasamanın birbirinden kesin çizgilerle ayrılması"

Yıldırım, cumhurbaşkanı yardımcılarının sayısı ve seçimle gelmemeleri yönünde bazı eleştirilerin bulunduğunun hatırlatılması üzerine, "Şimdi bakanlar da atanıyor, o da bir şey yapabilir cumhurbaşkanı yokken. Bunlar söyleniyor ama bunların gerçeklik yanı yok. Niye yok? Yani cumhurbaşkanının başına bir iş geldi Allah göstermesin. Yardımcısı 45 gün içerisinde seçime götürecek. Başka yapacağı hiçbir şey yok. Açıkça anayasada yazıyor. 'Götürmüyorum' deme şansı yok. Nasıl diyecek? Meclis toplanır al aşağı eder biter. Böyle bir şeyi kim yapabilir." diye konuştu.

Meclis'in bunu yapma imkanının her zaman olduğuna dikkati çeken Yıldırım, anayasayı ihlal etmenin suçunun, Meclis'in denetim mekanizmasını kullanarak gerekli cezayı vermesi olduğunu anlattı.

Başbakan Yıldırım, "3 günlüğüne, 5 günlüğüne cumhurbaşkanı bir yere gittiği diye memlekette ne olacak yani? Yardımcı tutup da ülkeyi sınırdan dışarı mı kaçıracak. Böyle bir şey olur mu? Bunlar deli saçması şeyler. Doğru dürüst, elle tutulur bir şey bulamayınca 'Efendim buralardan bir şey çıkar mı çıkmaz mı?' Ne olacak? Peki diyelim ki seçimle yardımcının geldiği bir sistem yok ki. Hiçbir yerde yok. Amerika'da sadece seçimde giren başkan diyor ki 'Benim yardımcım bu olacak.' O da seçimle gelmiyor. Sadece ismini zikrediyor, ilan ediyor ama onunla gidecek diye bir şey yok. Onun başına bir iş gelince ne olacak? Yani bütün yönetimlerde vekil, asılın tüm yetkilerine sahiptir. Bunlar anayasada yazılıyor. Bu anayasayı da millet onaylıyor. Dolayısıyla anayasada zikredilen bir kurum, 'Meşruiyeti yok.' diye burada kalkıp, böyle bir şey söylenemez. Bu mümkün değil." ifadelerini kullandı.

Meclis Başkanının vekelat edememesi durumuna ilişkin ise Başbakan Yıldırım, şunları kaydetti:

"Bu sistemin en önemli özelliği, yürütmeyle yasamayı birbirinden kesin çizgilerle ayırıyor. Meclis başkanına, cumhurbaşkanın vekaletini versek, bu sefer yasamayla aynı zamanda yürütmeyi denetleyen kurumun başı, yürütmeye dahil olmuş oluyor. Bu da sitemin prensiplerine, ruhuna aykırı. Bu nedenle zaten Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde, eğer milletvekili bakan olduysa milletvekilliğiyle ilişiği kesiliyor veya dışarıdan bakan atanıyor. Bunun arka planında ne var? Yürütmenin, yasamadan, Meclisten tamamen bağımsız hale getirilmesi yatıyor. O bakımdan bu söylenenlerin esasında ne hukuki, ne bilimsel hiçbir gerçekliği yok. Kim yasalara uymayan bir iş yaparsa, nasıl bir vatandaş yasalara uymuyorsa cezalandırılıyor, aynı şekilde bir cumhurbaşkanı da bir başkan yardımcısı da bakanları da yasalara uymuyorsa, mutlaka onun hem cezai sorumluluğu var hem hukuki sorumluluğu var hem de siyasi sorumluluğu var. Siyasi sorumluluğu kim veriyor? Vatandaş. 5 yılda bir sandıkta veriyor. Hukuki sorumluluğu kim veriyor? Meclis. Cezai sorumluluğu kim veriyor? Meclis'in göndermesiyle, Yüce Divan sıfatıyla oluşturulan Anayasa Mahkemesi veriyor."

BİZE ULAŞIN